KONUK YAZAR| Tülin Tankut yazdı: “Geççek” * : Eğer *…

“Geççek” ; karamsarlığa iyi gelir. Ama avuntudan ötesini hedefliyorsan eğer, sol tarafından kalkmayı deneyeceksin.

KONUK YAZAR| Tülin Tankut yazdı: “Geççek” * : Eğer *…

Eğer,

Neoliberal kapitalizmin, değil emekçi halka, kendisine payanda olan kesimlere de – tüccar, esnaf v.b.- güvence sunamadığını, büyük patronlarınsa sisteme olan güven kaybını telafi etmekte zorlandığına tanık oluyorsan

Ancak düşünme yetimizin kendi sorunlarımızdan ötesine erişmediği gerçeğini kabul edip minyatürle oyalanmak yerine, önce gözden kaçırdığın büyük resmi keşfetme yolculuğuna çıkarsan

Örneğin dünyayı yakan pandeminin niçin bitirilemediğini merak ediyorsan

Ülkeleri yönetenlerin kitlelerin maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamaya niyetlerinin olmadığını ; insanların temel ihtiyaçlarıyla sınandığını, yönetimlerin korkular üreterek kitleleri kurulu düzene uyum sağlamaya zorladıklarını

Bunun için de düşünmenin yerine inanmayı , akıl yerine duyguyu geçirerek, akıl dışı (irrasyonel) tasarımlarla kitlelerin oyalanmasını sağladıklarını öne süren açıklamaları

Ve buna bağlı olarak , dindarın dini saf haliyle benimsediğini, dini gericileştireninse onun kullanılması olduğu, dinciliği kapitalizmin beslediği savlarını

Zihin süzgecinden geçirebilirsen

Bu konuda sana yardımcı olabilecek sosyal medyanın toplumsal algıyı yönetmekteki rolünü akılda tutup ama onu tehdit değil, eğitici bir fırsat olarak değerlendirirsen

Doğru kaynaklara yönelip kafandaki sorulara doyurucu yanıtlar bulabilirsen

Örneğin yıllardır süregelen kapitalist toplumdaki eşitsiz gelişmenin yarattığı sorunların, neoliberal kapitalizmle birlikte en çok çocukları etkilediğini,

Eğitimin ve sağlığın metalaşmasıyla sosyal hakların sonunun gelmesinin, eğitimdeki görece fırsat eşitliğine darbe vurduğunu

Bilimsel düşüncenin tehdit altında olduğunun, eğitim sisteminin laiklik karşıtı bir düşünce sistemine savrulduğunu; zaten dünyada var olan eğitim sistemi ve “siyasal toplumsallaşma” ile , sınıflı toplum yapısının sürekliliğinin sağlandığını,

Gelir dağılımındaki uçurumun giderek arttığı bir dünyada kalıcı bir barıştan söz edilemeyeceğini

Gerçek demokrasinin toplumsal yaşamda işleyebilmesinin , tarihin de tanıklık ettiği gibi ancak emekçi sınıfların mücadelesiyle gerçekleşebileceğini kabul edersen

Tüketim kültürünün insanlığın geleceğinin şekillenmesindeki rolünün ve bunun sürdürülmesi halinde yaşam hakkının hiçe sayılması demek olduğunu fark edersen

Dolayısıyla modanın hem bir üretim hem de siyasal bir mücadele alanı olarak görüyorsan

Yapay ihtiyaçları yaratanlarla işbirliği içinde olduğu için reklamlara temkinli yaklaşıyorsan

Kapitalizmin nimetlerinden bolca yararlanıp sonra da “Nefis terbiyesi”nden dem vuranlara

Elektriği, suyu istediğim gibi harcarım, parasını veriyorum ya” diyerek ilvan satanlara, televizyon kanallarındaki iç burkan insan manzaralarını işaret edip “Hadi oradan!” diyebiliyorsan

Seni gerçeğin olmadığına, sözde bilimi kullanarak ikna etmeye çalışanlara ,
”içinde bulunduğumuzun dışında başka gerçeklik yok”savını sorgulayabilecek bilimsel ve felsefi donanımı kazanmışsan

“Gezegende yer kalmadı, var git biraz da “kurgusal evrende” oyalan, diye kafa bulandıranlara hukuksal alt yapısı oluşturulmamış , teknoloji şirketlerinin insafına bırakılamayacak kadar önem arzeden metaverse gibi yeni uygulamalara gözü kapalı atlamıyorsan
Teknolojinin adını toplumsal denetimle birlikte anıyorsan

Maddi yetersizliklerin yol açtığı açlık, susuzluk, hastalık, ölüm gibi sorunlarla; emek, sömürü, eşitlik, dayanışma gibi insanlığı ileriye götürecek kavramlar arasındaki ilintiyi gizlemek için dünyayı yönetenlerin, insanları sanal dünyaya yönlendirdiklerini aklından çıkarmıyorsan,

Dev şirketlerin, sömürünün devamı için nasıl güç gösterisi yarışı içinde olduklarını izliyorsan

Ekonomik krizlerin kapitalizmin yapısal özelliklerinden kaynaklandığını, kapitalist sistemin varlığının kâr ve rekabete dayalı olduğu için krizden kurtulmasının olanaksızlığını kavrayabiliyorsan
Emperyalizmle tanışırsan ( Batılıların bizim gibi ülkelere eskiden beri ne gözle baktıklarını – “bon pour l’orient”/ Şark için bu kadar yeter – ) belleğinden silmezsen

Bilim ve teknolojinin emperyalist savaşlara değil, insanlığın refahı için kullanılması gerektiğine, dünyanın vahşi rekabetçi değil, dayanışmacı bir toplum olmaya ihtiyacı olduğuna inanıyorsan

Ama baş döndürücü teknolojik gelişmelere,

İş bekleyen milyonlara ,

Ekonomik krizden zarar gördükçe, artık mavi yakalılarla ünsiyet peyda etmeye niyetlenen genç kuşak beyaz yakalıların tutum değiştirmesine karşın, işçilerin neden bir türlü ortak hareket edemediklerine kafa yorarsan
Ve sorunlar yumağı içinde bunalmış emekçilere dernek,sendika, miting gibi haklarından yararlanmalarının engellendiği gerçeğini fark edersen

Kadınların çocukluktan itibaren gördükleri şiddete karşı susan –susmak suç ortaklığı değil midir?- namus kavramının kadın cinselliğine indirgenmesindeki ikiyüzlülüğün sorgulanmasını engelleyen yönetimlere karşı duruş geliştirirsen

Yakında sanal siyasete de el atması beklenen sağ ve sol popülist liderlerin propagandalarına kapılmamaya kendi kendine söz verirsen

Artık dünyada sol kalmadı, diye ahkam kesenlere; feminist, LGBTİ +, çevre, iklim, anti nükleer v.b. sistem karşıtı hareketlerin solun içinden çıktığını hatırlatıverirsen

“Toplumu , devrimci dönüşümle değiştirme umudunu yitirmeyenlerin örgütlenerek güçlendiğini gözden kaçıranlara göstermeye üşenmezsen

Geçmiş, şimdi, gelecek bir bütün oluşturur; eğer “insanlığın geleceği için sorumluluk almaya kararlıyım” diyebiliyorsan ve bunun için geçmişten ders çıkarmaya zorunlu olduğunun bilinci içindeysen

Sanata gelirsek; zihinsel üretim bağlamında sanatın dünyayı yansıtırken değiştirebileceğini de kanıtlayan eserleri araştırma arzusu duyuyorsan

Bilmediğin sularda yüzmeyi,

Çözümsüzlüğe teslim olmayı

Reddediyorsan

Koşullara teslim olmuş birinin özgür olamayacağını düşünüyorsan

İnsan olarak , zaaflarımızla, tereddütlerimizle, kaygılarımızla yüzleşmeyi

Olumluyorsan

“Geççek” ; karamsarlığa iyi gelir.

Ama avuntudan ötesini hedefliyorsan eğer, sol tarafından kalkmayı deneyeceksin.

* “Geççek” tanınmış şarkıcı Tarkan’ın son şarkısı

* Milliyetçi, sömürgecilik savunucusu , Hindistan’da Bombay’da doğmuş( İngiliz şair ve yazar Joseph Rudyard Kipling’in, “İf” (Eğer)şiiri… Bülent Ecevit tarafından “Adam Olmak” başlığıyla çevrilmiş. Daha sonraki çevirilerde, son satır, ( Eğer bütün yapman gerekenleri yapmışsan) “ Sen bir insan olursun oğlum” diye bitiyor. Ancak “oğlum” hitabı değişmiyor ! Belli ki hitap edilen kitle erkek.