İki yüzlü ahlak bekçileri

Yeni Türkiye’de şiddet, cinsel istismar, yolsuzluk, hile, rüşvet, nepotizm gibi hukuki ve etik ihlallerin üstünü örtüp kadına ahlak bekçiliği yapmak moda oldu.

 Siyasal İslamcı kesim, cinsiyetçi bakış açısını dini referanslara dayandırarak meşru kılıyor. Erkeğe kadın üzerinde mülkiyet hakkı tanıyan Orta Çağ anlayışının ne yazık ki sokakta da karşılığı var.  Bu nedenle kadın cinayetlerinin önüne bir türlü geçilemiyor. Ülkede erkek yakını tarafından öldürülen, büyük olasılıkla da öldürülecek olan yüzlerce kadın var. Kendi yaşamı hakkında özgürce karar vermesi engellenen kadınlar erkek şiddetinden kurtulamıyor. Gerçekte cinsiyetçi bakış açısına sahip erkekler kendi kanatlarıyla uçmak isteyen güçlü kadınlara tahammül edemiyor.

Geçtiğimiz günlerde Melek Mosso’nun Isparta konserinin iptal edilme gerekçesi de toplumda erkek şiddetini besleyen değer yargılarına dayanıyor. Yurttan sesler erkekler topluluğu, şarkıcının konserlerinden birinde cinsiyetçiliğe yönelik tepki gösterme biçiminden rahatsız olmuş [1].

“Kültürümüze, inancımıza, ahlakımıza saldırı” diye yapılan şikayet, şehri yönetenler tarafından da haklı bulunmuş. Hatta AKP’li Belediye Başkanı, uygunsuz görülen hareketin tekrarlanması olasılığını düşünerek konserin iptal edildiğini söylemiş [2].

Bir şarkısında “İnsanlar aşka küsmüş, sen onlar gibi olma” diye seslenen Melek Mosso gibi güçlü kadınların hemcinslerine rol model olmasından korkuluyor. Kadının özgürleşmesi erkeğin iktidar alanı için bir tehdit olarak algılanıyor.  Isparta’nın aşka küsmüş ahlak bekçileri Kuran kursunda, tarikat evinde çocuklara tecavüz eden belletmenlere, şeyhlere ses etmiyor. Müritler, şeyhin malı gibi görüldüğü için her tür istismar olağan karşılanıyor. Gündelik yaşamda kadının cinsel organı üzerinden yapılan sövgüleri normalleştirmiş milyonlarca erkek varken bir kadın şarkıcının sahnede orta parmağını göstermesi ahlak bekçilerinin gücüne gidiyor. Yani iman dolu yürekler mukaddesata yine bir kadına yasak koyarak sahip çıkıyor!

Toplumdaki bu iki yüzlü ahlak anlayışını gericilik sorunsalından ayrı düşünemeyiz. Gericiler çağa uygun bir değerler sistemi üretemedikleri için durmadan insanlığın evrensel kazanımlarına saldırıyor. 21. Yüzyıl Türkiye’sinde anayasaya aykırı yasaklar mülki amirler eliyle uygulanıyor. Birileri öznel ahlaki gerekçeler öne sürünce mülki amirler durumdan vazife çıkarıp  hemen gereğini yapıyor! Yargıçlar bile kadına yönelik şiddetten hüküm giyen erkekleri ‘iyi hal’ indirimiyle ödüllendiriyor. Dolayısıyla ülkede hukuk sistemi cinsiyetçi değer yargılarına göre işliyor. Genel ahlak kavramı özellikle cinselliğe indirgendiği için yasal düzenlemeler kadının aleyhine karar alınmasını kolaylaştırıyor[3].

İffet Bakanlığı

Uygar dünya, kadın ile erkeğin hem yasalar önünde, hem de toplumsal yaşamda eşit olduğunu kabul ediyor. Dindar ve muhafazakar olarak tanımlanan toplumlarda kolektif belleği ırkçı, cinsiyetçi ve homofobik ilkel ögelerden temizlemek için   siyasal irade rol üstlenmek zorunda. Ne var ki AKP’nin göz bebeği Ensar Vakfı’nın okullarda dağıttığı sözüm ona ahlak kitabının arka kapağında yer alan cinsiyetçi ifadeler ülkemizdeki siyasal iradenin karakterini çok iyi yansıtıyor:  “Bir kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, iffetini korur, bir de kocasına itaat ederse, ona ‘Haydi cennetin hangi kapısından istersen gir’ denilir.”[4]

Türkiye’den ABD’ye para transfer etmek için paravan vakıf kuran Ensar’ın adı, evlerinde kalan çok sayıda yoksul aile çocuğuna tecavüz edilmesiyle de gündeme gelmişti. Bu skandallarla anılan ‘hayırsever’ bir kurumun ahlaki bir değer olan iffet kavramını salt kadın cinsine ait bir özellikmiş gibi göstermesi ibretliktir. Ayrıca, Sedat Peker’den ayda 10 bin dolar maaş alan siyasetçinin kim olduğunu bildiği halde açıklamayan İçişleri Bakanı’nın koltuğunda rahatça oturduğu bir ülkede mutlaka iffetten sorumlu bir bakanlık kurulmalıdır!

Çiğnemelik yasaklar

İktidar sahiplerinin iki yüzlü ahlak anlayışıyla kadınlara ahlak dersi vermeye hiç hakkı yoktur. Kadına sınır çizen sokaktaki adam siyasi iradeden dolaylı olarak destek gördükçe toplumda hoşgörüsüzlük ve şiddet kökleşiyor. Örneğin iktidara yaraşır bir ahlak bekçisi olan RTÜK, herhangi  bir televizyon dizisindeki öpüşme sahnesini masum bulmayıp cezalandırırken silahlı şiddet sahnelerine aldırış bile etmiyor. Şiddet ve cinayet görüntüleri meşru kabul edilirken kadın ve erkeğin öpüşmesi ahlaki değerlere uygun bulunmuyor.

İnsanı doğasına aykırı yasaklarla terbiye etmeye çalışan kilise, cemaat, vakıf  gibi dini yapılanmaların cinsel suçlarla anılması ne yaman bir çelişkidir! Eşitler arasında kurulmayan tüm ilişkiler sömürüye ve istismara açık oluyor. Bu yüzden yoksul çocukları gizemli inanç örgütlerinin elinden kurtarmak gerekiyor. Modern hukukun yargıladığı pedofili suçunun inanç örgütlerinde bu denli yaygınlaşması tüyler ürperticidir. Kapalı kapılar ardından sızan sapkınlıkları görmezden gelen gericilerin karşılıklı rızaya dayanan eşitler arasındaki aşk ilişkisinden rahatsız olması patolojik bir durumdur.

Yeni Türkiye’de  şiddet, cinsel istismar, yolsuzluk, hile, rüşvet, nepotizm gibi hukuki ve etik ihlallerin üstünü örtüp kadına ahlak bekçiliği yapmak moda oldu. Örneğin “çalıyor ama çalışıyor” diyen ahlaklı oluyor da şort giyen kadın ahlaksız oluyor… İnsan, başını ne zaman yana çevirip çevirmeyeceğini bilmiyorsa uygarlıktan nasibini almamış demektir.

Çağ dışı tüm ahlaki yasaklar çiğnenmek içindir. Melek Mosso’nun orta parmak hareketi iki yüzlü ahlak bekçileri için az bile! Onlara en çok yakışan bu hareketin yerli ve milli olanıdır… Hatta şaklatmalısı tercihe şayandır.

[1] https://www.gazetevatan.com/magazin/acmak-istiyorsaniz-acin-dedi-el-hareketi-cekti-1259125

 

[2] https://haber.sol.org.tr/haber/akpli-baskan-melek-mosso-kararinin-gerekcesini-boyle-acikladi-uygunsuz-durum-olabilir-diye

 

[3] https://jurix.com.tr/article/20731

 

[4] https://pirha.org/tartismali-ensar-vakfinin-okullarda-dagittigi-ahlak-kitabinda-cinsiyetci-ifade-205488.html/21/02/2020/