GENÇ KÖŞE | Denizlerin mücadelesi bitmedi!

"Sosyalist Türkiye’nin kurulması için geçmişlerinden ilham alıp, gelecek kuşaklara ilham olan bu insanlar amaçları için hayatlarını feda etmişlerdir. Bozuk düzenin içinde, şu an oturduğumuz sıralarda sorumluluk bilinci ile, isteklerini örgütlü mücadeleye taşıyarak, “Okumuş insan emekçi halkına karşı sorumludur.” demişlerdir."

GENÇ KÖŞE | Denizlerin mücadelesi bitmedi!

Sena Nur Sağlam

“Deniz Gezmiş, anti emperyalizmdir, ilericiliktir, devrimciliktir.
Deniz Gezmiş, emekçi halkın sömürü düzeni altında ezilmesine karşı bir başkaldırı ve mücadeledir.
İşte tam da bu yüzden Deniz Gezmiş’in adını bu topraklardan silemezsiniz!”

Türkiye’de sosyalizm mücadelesinin uzun bir geçmişi vardır. Bu mücadele uğrunda “tam bağımsız, sosyalist Türkiye” sloganlarıyla hem dönemlerindeki gençlere hem de günümüz gençlerine ilham ve öncü olmuştur devrimciler. Sosyalist Türkiye’nin kurulması için geçmişlerinden ilham alıp, gelecek kuşaklara ilham olan bu insanlar amaçları için hayatlarını feda etmişlerdir. Bozuk düzenin içinde, şu an oturduğumuz sıralarda sorumluluk bilinci ile, isteklerini örgütlü mücadeleye taşıyarak, “Okumuş insan emekçi halkına karşı sorumludur.” demişlerdir.

Mücadeleye katılan yüzlerce devrimci yaşamış ve gururla kavgalarını yaşatmıştır. Devrimci dendiğinde çoğu insanın aklına ilk gelen, 68 kuşağının devrimcileridir. Yerleri herkes için çok ayrı olan ve bundan tam 50 yıl önce idam edilen Deniz GEZMİŞ, Yusuf ASLAN ve Hüseyin İNAN ülkeleri için kendilerini feda etmişlerdir. Ölmekten asla korkmamış, tereddüt etmemişlerdir. Deniz Gezmiş’in babasına bıraktığı son mektubunda dediği gibi; “Önemli olan çok fazla yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de düşmeyeceğimden şüphen olmasın, oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir, o bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu.”. Evet, sonlarının bu olacağını bile bile mücadelelerine daima devam etmişlerdi ve darağacına bile başları dik ve gururlu bir şekilde gitmişlerdi. Verdikleri mücadelede en çok savundukları düşünce ise anti- emperyalizm düşüncesidir. Bilindiği üzere de sermaye düzenine karşı çıkabilmenin ve ona karşı devrimci bir mücadele yürütmenin en önemli mihenk taşlarından birini emperyalizme karşı mücadele oluşturmaktadır. Anti – emperyalizm basitçe emperyalist düzene karşı çıkmaktır. Emperyalist düzen ise kapitalist düzenin en ileri aşamasıdır. Sömürü, yağma ve yayılmacılık üzerine işlemektedir. Deniz ve yoldaşları ise verdikleri omuz omuza mücadelede daima işçi grevlerinde, köylü direnişlerinde, emekçi halkın haklarını aramalarında öncü olmuşlardır ve davalarını bu uğurda yaşatmışlardır. Halkın örgütlenmesi ve haklarını savunmaları için direnmişlerdir. Denizlerin anti-emperyalizm mücadelesi sosyalist bir Türkiye hedeflemektedir. Bu mücadele sosyalizmin Anadolu topraklarında var edilme mücadelesidir. Çünkü tam anlamıyla bağımsız yani emperyalizmin yok edildiği bir ülke ancak sosyalizmde mümkün olabilirdi. Sosyalizmi insanlar arasında yaymak ve örgütlemeyi kendilerine görev edinip, insanlara direnişleriyle bu düşünceleri aşılamaya çalıştılar. Şu anda belki de en çok onların hareketlerini örnek alarak mücadele içinde yer alan bir gençlik bulunmakta. Onların bıraktığı mirası kucaklayan ve Denizler, Yusuflar, Harunlar ve Hüseyinler olarak onların oturduğu sıralarda, izlerinden giderek onları örnek alıp ideolojilerini daha da ileriye taşıyan bir gençlik bulunmaktadır ve Sosyalist Türkiye kuruluna kadar bulunacaklardır. Okuyarak, yazarak, araştırarak ve en önemlisi verilen mücadeleyi unutmayarak, gencecik yaşlarında hayatlarını öylesine yaşamadıkları gibi öylesine de ölmeyip, mücadelelerini son nefeslerine kadar devam ettiren devrimcilere verdiğimiz devrim sözünü tutmaktadırlar ve tutacaklardır. Son nefeslerinde bile direnişlerini bırakmayan ve gelecek kuşaklara örnek olan o güzel insanların cümlelerini unutmamak gerekmektedir.

Yusuf Aslan’ın “Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu uğrunda şerefimle bir defa ölüyorum. Sizler, bizi asanlar, şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz! Biz halkımızın hizmetindeyiz. Sizler Amerika’nın hizmetindesiniz. Yaşasın devrimciler. Kahrolsun faşizm.” Onların verdiği mücadeleyi küçümseyen ve kınayan insanların gözlerinin içine korkusuzca ve gururla bakarak söylediği bu cümle halka verdiği önem ve emekçi halk için verdiği canın onun için önemsiz olduğunu göstermektedir. Bizler bu cesaret duygusunu örnek alıp onların verdiği savaşı sahiplenmeliyiz.

Hüseyin İnan’ın “Ben hiçbir kişisel çıkar gözetmeden ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için savaştım. Bundan böyle bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum. Yaşasın işçiler, köylüler. Yaşasın devrimciler. Kahrolsun faşizm!” Kendisinden çok ülkesinin geleceğini düşündüğünü ve verdiği mücadelenin de asla sona ermeyip daha da ileri taşınacağından emin olduğu cümleleri unutmayan ve onun izinden, onun düşüncelerini benimseyerek ilerlemekte olan bir gençlik olmalıdır. Dillerinden asla düşmeyen “Yaşasın tam bağımsız Türkiye. Yaşasın Marksizm’in Leninizm’in yüce ideolojisi. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının devrimci bağımsızlık mücadelesi. Yaşasın işçiler, köylüler. Kahrolsun emperyalizm.” cümleleri ise günümüz gençliğinin yaşam mücadelesi vermesine öncü olmaktadır. Onlar ölmeden önce belki de gençlerin düşüncelerini ve sözlerini bu kadar benimseyeceğini düşünemediler, elbette örnek olacaklarını biliyorlardı ancak verilen mücadelede öncü olarak kendilerini örnek alacaklarının belki de farkında değillerdi. Onlardan önce başlayan tarihin her anında katlanarak büyüyen bu Sosyalist Türkiye kurma hedefi onlarla beraber daha da büyümüştür ve onların devrim kavgasını da asla unutmadan ileriki nesillere taşınacaktır. Halkımızın hak ettiği yaşama hakkını elbet bir gün vereceğiz. Deniz GEZMİŞ ve yoldaşlarının adından bile korkan insanların varlığına inat onları sözleriyle, mücadeleleriyle ve miraslarıyla sonraki nesillere taşımak bir borç olarak bilinmelidir ve unutulmamaları için daima tekrar tekrar yaşatılmalılardır.

En uzun koşuysa elbet
Türkiye’de de Devrim
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak …
En hızlısıydı hepimizin,
En önce göğüsledi ipi…
Acıyorsam sana anam avradım olsun
Ama aşk olsun sana çocuk, Aşk olsun…