BAŞYAZI | Kazak emekçileri kaderlerini ellerine almalıdır!

Emperyalizmin bölgeye yönelik müdahalelerine izin verilmemelidir. Bunun yolu, Kazakistan’ın bütün emperyalist güçlerle ilişkilerini kesmesinden geçmektedir. Kazakistan emekçileri, bir kez daha 30 yıllık kapitalist sistemin ve emperyalizme ilişkilerin bedelini ödemektedir.

BAŞYAZI  | Kazak emekçileri kaderlerini ellerine almalıdır!

Kazakistan’da sermaye sınıfının servetinin artmasına ve her geçen gün emekçilerin yoksullaşmasına neden olan 30 yıllık kapitalist egemenlik, toplumsal çelişkileri giderek artırmış, sermaye diktatörlüğüne karşı büyük bir toplumsal tepkiyi ortaya çıkarmıştır. Sovyet mirasını yağmalayan oligarklara dayanan sermaye iktidarı, 30 yıl boyunca Kazakistan’ı kapitalizme ve emperyalizme açmış, geriye kalan ise Kazak emekçileri için daha fazla yoksullaşma ve baskı olmuştur.

Kazakistan’ın Mangıstav bölgesinde başlayan işçi grevi, daha sonra bütün ülkeye yayılmış, emekçiler taleplerini ortaya koymuş, bu talepler mevcut oligarklara dayanan sermaye iktidarını geri adım atmaya zorlamış, zamlar geri alınırken, hükümet ise istifa etmek durumunda kalmıştır. Bugün Kazakistan’da yaşanan halk tepkisi, öncelikle kapitalist dönüşümle Kazak emekçilerinin yarattığı değerleri yağmalayarak kurulan istibdat rejimine ve 30 yıllık uygulanan kapitalizmin yarattığı sonuçlara, eşitsizliğe ve yoksulluğa duyulan öfkenin kendiliğinden sonucu olarak görülebilir. Komünist partilerin yasaklandığı, sendika örgütlülüğün baskı altına alındığı Kazakistan’da ortaya çıkan toplumsal tepkinin örgütlü ve öncü gücü bulunmazken, yüzlerce insanın ölümüne neden olan bir şiddetle bastırılması ise kapitalist seçeneğin Kazak halkına gösterilen maskesiz yüzünü ortaya çıkarmıştır.

Sokak hareketlerinin başka güçler ve sermaye devletinin klikleri tarafından provoke edilmek istenmesi ya da emperyalist güçlerin aparatlarıyla müdahale etme niyetleri ise ayrıca değerlendirilmesi gereken başka bir konudur. Kazak halkının haklı talepleri ile Kazak burjuva iktidarının iç çatışması ve emperyalist güçlerin toplumsal tepkinin döşediği zemin üzerinden müdahale ve provokasyonları birbirinden ayrılarak değerlendirilmelidir.

Bugün Kazakistan’da yaşanan gelişmeleri, serbest piyasaya ve liberal demokrasiye geçiş eksikliği ile açıklayan sermayenin kalemleri mevcuttur. Ancak serbest piyasa ve liberal demokrasi eksikliğini vurgulayanların dile getirmek istemedikleri açık ve somut gerçek, Kazakistan’da bugün sınıf farklılaşmasını, yoksulluğu, bağımlılığı, yağmayı ve oligark iktidarını yaratanın bizzat kapitalizm olduğu gerçeğidir. Onların niyeti bellidir; Kazakistan’ın, “serbest piyasa ve liberal demokrasi” söylemi üzerinden emperyalist sisteme entegre olmasını istemektedirler. Kaldı ki son 30 yıldır, Kazakistan’ın mevcut iktidarı, emperyalizmle ilişkileri ekonomik, askeri ve siyasi başlıklarda fazlasıyla geliştirmiştir. Suudi Arabistan, BAE, Katar gibi hanedanlık rejimlerine tek laf etmeyenlerin, emekçi halkın ayağa kalkmasını vesile sayıp Kazakistan için serbest piyasayı önermesi, liberal ideolojinin sığlığının bir kez daha karşımıza çıkmasıdır. Dahası liberal kalemler, 30 yıldır ülkenin her türlü zenginliğini yağmalayan oligarkların servetlerinin neden emperyalizmin merkezlerine aktarıldığı sorusuna bir yanıt dahi verememektedirler.

Sermaye kalemlerinin Kazakistan’da yaşanan gelişmelere yaklaşımında ikinci boyut ise milliyetçi hamasetten müteşekkildir. Türki Cumhuriyetlerde yaşanan gelişmelere yönelik, Türkiye’nin soydaş ya da akraba halkları anlayamadığına, basiretsiz kaldığına, Rusya’ya teslim ettiğine dair sözde eleştirel tutumun ise Kazakistan halkının sorunları ve talepleri ile uzaktan yakından ilgisi bulunmamaktadır. Meselenin özünde en başta 30 yıllık kapitalist egemenlik, bunun yarattığı oligarklar rejimi ve mafya ile bezenmiş sermaye diktatörlüğü olduğu görmezden geliniyor. Milliyetçi ve yayılmacı bir söylemin tezahürü olarak görülmesi gereken bu yaklaşım, bir başka boyutuyla, Kazak halkının ve emekçilerin çıkarlarını ve Kazak halkının bağımsızlığını değil, milliyetçilik sosuyla özünde Türkiye’nin üyesi bulunduğu NATO’culuğun zımni destekçiliğidir. Amerikan emperyalizminin yıllardır, Türkçülük ve İslamcılık üzerinden ne tür provokasyonlar yürüttüğü tarihi gerçekler olarak kayıtlardadır. Emperyalizmin, etnik ve dinsel farklılıklar üzerinden “böl, parçala, yık” politikasının onlarca örneği ortada dururken bugün de bölgede İslamcı terör örgütlerinin bizzat emperyalizm tarafından desteklendiğini, etnik farklılıklar üzerinden bölge halklarını düşmanlaştırma politikası yürüttüğü kimse için sır değildir. Çin Uygur bölgesi, Kırgızistan ve Özbekistan başta olmak üzere İslamcı terör örgütlerinin Afganistan örneğinde olduğu gibi bölgede emperyalizmin taşeronluğu için beslendiği bilinen gerçeklerdir. Ülkemizde yaşanan bombalı katliamların faillerine ya da Suriye’deki cihatçı terörün köklerine bakıldığında ne demek istediğimiz açık olarak görülecektir. Bugün, Kazakistan’da yaşanan gelişmelere, Türkçülük ve milliyetçilik üzerinden ortaya konan bakış, emperyalizmin bölgesel projelerine uyumlu bir siyasal yaklaşıma çanak tutmaktadır. Kazak emekçilerinin çıkarlarını savunmak, emperyalist-kapitalist güçlere karşı durmakla başlar!

Ülkemizin de içinde yer aldığı Türki Cumhuriyetler Topluluğu’nun Kazak emekçilerinin taleplerini terör olarak görmesi Kazak oligarklarının ve sermaye diktatörlüğünün müesses düzeninin devamını istemek anlamına geldiği ise ayrıca vurgulanmalıdır. Kaldı ki, bugün Kazak milliyetçi ideolojisiyle bezenmiş bir sermayenin oligark ve mafyatik diktatörlüğü iş başındadır.

Kazakistan’da yaşanan gelişmelerin gösterdiği bir başka boyut ise, 30 yıllık kapitalist rejimin, uluslararası emperyalist sistemle kurduğu ilişkidir. ABD emperyalizminin, Ukrayna’da Rusya’ya yönelik hamlelerinin bir benzerini Kazakistan’da denemek ve yine Çin’in kuşatılması anlamına gelecek müdahaleler, ABD başta olmak üzere emperyalistlerin hazırlandığı ve giriştiği bir strateji olarak bilinmektedir. Kazakistan’ın istikrarsızlaştırılması hem Rusya’ya hem de Çin’e karşı bir hamle olarak ABD emperyalizminin çıkarlarıyla uyumlu olacaktır. Sovyetler’in çözülmesinden sonra Kazakistan’ın mevcut yönetiminin ABD emperyalizmiyle 30 yıllık ekonomik, askeri ve siyasi işbirliği geliştirdiği biliniyor. Ortadoğu’da olduğu gibi bu bölgenin de ABD emperyalizmi tarafından kaotik bir sürece itilmek istenmesi kimse için şaşırtıcı sayılmamalıdır. Kazakistan’ın emperyalist ülkelerle girdiği her türlü ilişki, Kazakistan’da emperyalist provokasyonların da zeminini döşemektedir. Bugün ABD emperyalizminin renkli devrimlerine gönderme yapılarak alınacak tavır, işbirlikçiliğin asli unsuru olarak, önce kapitalizme, oligarklar rejimine ve tek adam saltanatına tutum almakla başlar.

Milliyetçi, İslamcı ve mafyatik güçlerin, Kazakistan’da ortaya çıkan toplumsal tepkinin hemen sonrasında devreye sokularak yağma, terör ve doğrudan devlet kurumlarına yönelik provokatif saldırılarda görev aldıkları iddiası da işin bir başka boyutudur Derin güçlerin, Kazak emekçilerinin haklı tepkisinin ortaya çıktığı zaman ve zeminde doğrudan yıkıcı provokasyonlar için, iktidar bloğundaki kanatlar ya da emperyalistler tarafından devreye sokulmak istenmesi güçlü olasılıklardandır. Kazakistan’da yaşanan şiddet, provokasyon ve terör olgularının merkezinde de yine egemenler ve emperyalizm dışında başka bir güç aranmamalıdır. İktidar bloğundaki kanatların uluslararası ilişkilerde kurdukları bağların analizi, iktidar bloğunun kanatlarının niteliğini değiştirmez.

Kazakistan’da yaşanan gelişmelerin nedeni 30 yıllık kapitalist egemenlik, bu egemenliğin mayfa ve oligarklardan oluşan sermaye diktatörlüğüdür. Kazakistan halkının değerlerini ve Sovyet mirasını yağmalayanlar da, Kazak halkını yoksullaştıranlar da, emekçilerin hak arama mücadelesini yasaklayanlar da, şiddetle bastıranlar da, yeri geldiğinde oligarkların iktidar savaşında darbe girişiminde bulunanlar da aynı kapıyı göstermektedir; kapitalizme geçişle birlikte ortaya çıkan sermaye diktatörlüğü!

Emperyalizmin bölgeye yönelik müdahalelerine izin verilmemelidir. Bunun yolu, Kazakistan’ın bütün emperyalist güçlerle ilişkilerini kesmesinden geçmektedir. Kazakistan emekçileri, bir kez daha 30 yıllık kapitalist sistemin ve emperyalizme ilişkilerin bedelini ödemektedir.

Kazakistan’a yönelik emperyalist planlara karşı Çin ve Rusya’dan medet uman yaklaşımların da varacağı nokta bir yerden sonra Kazak sermaye iktidarının, kapitalist egemenliğinin sürmesini savunmak olamaz. Kazak halkını yoksulluğa iten mevcut rejim ve bu rejime destek veren her türlü uluslararası güç meşru görülemez.
Kazakistan emekçi halkının kendiliğinden ortaya çıkan toplumsal tepkisi, başta Kazak işçi sınıfı olmak üzere, emekçilerin kendi kaderlerini ele alması gerektiğini bir kez daha göstermiştir.

Kazakistan Komünist Partisi ve Kazakistan Sosyalist Hareketi’ne yönelik bütün yasaklamalar derhal ortadan kaldırılmalıdır. Emekçilerin sendikal ve siyasal örgütlenmelerinin önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır!
Kazak işçi sınıfı, sermaye diktatörlüğüne, mafya düzenine, oligarklar rejimine, emperyalist müdahalelere ve bunların aparatı besleme dinci terör örgütlerine karşı kendi yolunu mutlaka açacaktır!

Serbest piyasanın eksikliğini gösterip sömürü, yağma ve yoksulluğun üzerine örterek kapitalizmi aklayan, milliyetçi hamasetle Türkçülük üzerinden oligarklar rejimine destek veren, emperyalizmin müdahalelerini görmeyen ve kapitalizmi ve mafya ile oligarkların sermaye diktatörlüğünü karşısına almayan her türlü anlayışın karşısında bizim yerimiz Kazak emekçilerinin yanıdır!