KONUK YAZAR | Tülin Tankut yazdı: Dijital kirlilik

Gene araştırmalara göre; her e-posta, telefon, film, video izleme C02 salınımına neden oluyor. Google’da yapılan tek aramaysa, 60 wattlık bir ampulün 3 dakika 30 saniye yanmasına eşdeğer enerji tüketimi demek.

KONUK YAZAR | Tülin Tankut yazdı: Dijital kirlilik

Tülin Tankut

Dijitalleşmenin, aranılan kaynaklara erişim kolaylığı, fiziksel yer kazanımı, kağıt kullanımını azaltması, veri güvenliği, uzun süre koruma, yedekleme ve basılı arşivlerin zamanla bozulmasına karşılık; bankalardan hukuk, siyaset, sanat dünyasına dek uzanan çok çeşitli kurum ve kuruluşlara ait kurumsal belleğin geçmişten günümüze elektronik ortamda oluşturulması ve gelecek kuşaklara aktarılması gibi herkesçe bilinen yararları oldu.

Sosyal medya, dünyanın her yerinde her kesime sesini duyurma olanağı sağladı ve medyada demokratikleşme rüzgarları estirmesi büyük bir heyecan yarattı. Ancak, süreç içerisinde tüketim toplumu , bilgisayarları eğlence aracına dönüştürdü. Eğlence ihtiyacını giderme; aile, dost arkadaş çevresiyle, sevgiliyle sohbetler, online oyunlar, internette sörf v.b. alışkanlıklar dijital araçlara karşı bağımlılık yarattı. İşin rengi değişirken, bağımlılıkla mücadeleye tıp el atmak zorunda kaldı.

Araştırmalara göre bu gün dünya nüfusunun yüzde 52’si internet kullanıyor. 4.3 milyar kişinin e- posta adresi; 45 milyon kişinin ikinci e-postası var. Her gün yollanan e-posta sayısı 500 milyar ve çoğu spam. (İstenmeyen iletiler) Ayrıca e- postaların çoğu açılmıyor.

Peki, dijitalleşme nasıl kirlilik yaratıyor?

Gene araştırmalara göre; her e-posta, telefon, film, video izleme C02 salınımına neden oluyor. Google’da yapılan tek aramaysa, 60 wattlık bir ampulün 3 dakika 30 saniye yanmasına eşdeğer enerji tüketimi demek. Bir e-postanın saldığı C02 (7- 10 gr.), bir ağacın bir günde özümsediği miktar, küresel düzeyde 1 saat internet kullanılması , 4000 kez Paris – New York arası uçakla gidiş gelişe eşdeğer… Bu sayıların her yıl yüzde 5-7 oranında artacağı öngörülüyor.

“Dijital, zamanımızın en büyük elektrik enerjisi” deniyor. Bugün dünyadaki tüketimin yüzde 16’sından dijitalin sorumlu olduğu tahmin ediliyor. Bu sayı yılda en az yüzde 8.5 oranında artıyor.

Elektrik enerjisinin yoğun olarak kullanılması; petrol tüketimini , termik santral ve nükleer santrallerin sayısını artırır. Elektrik enerjisine artan talep, elektrikli araçların elektromanyetik alan oluşturma kapasitesinde artışa neden olur. Yeni üretim tesisleri için gereken ormanlık alanlar giderek azalır. Fabrikaların yol açtığı asit yağmuru, toprak, hava, su kaynaklarının kirlenmesiyle tehlike saçan tehlikeyse gözle görülen cinsten. Ekolojik denge etkileniyor. Küresel ısınmayla çevre sorunları tırmanıyor. Elektronik atıkların zararının yıkıcı boyutlara varması üzerine atıkların geri dönüşümü için uluslar arası standartlara uyulması zorunluluğu getirildi.( Türkiye’de de elektronik atıkların geri dönüşümünü destekleme derneği var. Dernekte eğitim ve bilinçlendirme etkinliği sürdürülüyor.) Teknolojik gelişmelere bağlı olarak daha çok enerji tüketen , daha karmaşık yapıda makine ve ekipman üretilmesinin, yer altı suları ve yerüstü kaynaklarının daha hızlı tükenmesine neden olacağı öngörülüyor. Teknolojinin değişim hızı ve yenilenme süreci, kullanıcıların uyum konusunda daha dikkatli olmalarını gerektiriyor. Elektronik ekipmanların tümünde kullanılan metaller, değerli mineraller, enerji ve su tüketimi ve buna neden olan kirlilik düşündürücüdür. Bir bilgisayar üretiminde 240 kg. fosil yakıt, 22kg. kimyasal madde ve bir buçuk ton su kullanılıyor. (Bilgisayarın yeni modeli çıkınca da doğru çöpe!)

Yemek siparişi verme, sanal alış veriş, internette fotoğraf paylaşımı, internetten film indirme gibi alışkanlıklar ilk bakışta masum karşılanabilir. Farkındalık arttıkça savurganlığa karşı bazı kişisel önlemlerin alınması sevindiricidir. Örneğin bilgisayarı, telefonu, gerektiğinde kullanma, e-postaları fazla biriktirmeme, fotoğraf çekiminde poz sayısını abartmama, kullanılan araçları tamir ettirilerek kullanılır halde tutma, yeni modelleri almaya yönelmeme v.b.

Ancak bu sayılanlar genel tabloda küçük bir noktadan ibarettir. Dijital kirlilikle topyekûn mücadele edilebilir mi?

Uzman görüşleri , reklamların dijital kirliliği tetiklediği yönünde. İsraf özendiriliyor. Tüketicilerin beklentilerini sınırlamak, tüketimi içselleştirmiş kişiyi tasarrufa yönlendirmek , reklam olgusu varken nasıl gerçekleştirilecek? Tüketimi “kamçılayan” sistemiyse kimse sorgulamıyor? Tüketim ideolojisinin kitlelerde arzu uyandırıp arzuları kışkırttığı , alışkanlıkları değiştirdiği yönünde uyarıda bulunan çevrelere de kulak asılmıyor. Ortalık, varsa yoksa yeni model cep telefonu ve araba sevdalılarından geçilmiyor.

Aslında tekil kullanıcılardan ziyade büyük şirketlerin alacakları önlemler işe yarayacaktır. Yenilenebilir enerjilerin üretilmesi faaliyetleriyse henüz yeni. Enerji israfını engellemek için bazı şirketler kendi bünyelerinde önlem almaya başladılar. (“Yeşil büyüme” projeleri) Yeşil bilişim teknolojileri temelinde olası çözüm yolları araştırılıyor. Ama fosil yakıtlardan enerji üretiminden henüz vazgeçilmediği için kirlilikle baş edilemiyor.

Dünya Sağlık Örgütü’yse (DTÖ) teknolojik araç gerecin yaydığı radyasyon ve elektromanyetik dalgaların insan sağlığı üzerindeki zararlarını araştırırken özellikle çok kullanılan cep telefonlarının yaymış olduğu radyasyonun boyutu konusunda uyarıları içeren raporlar çıkarıyor. Tıp çevrelerinde de internet bağımlılığının “beyinde yapısal ve işlevsel bozukluklara yol açan kronik bir beyin hastalığı” olduğu iddiaları var. Aynı şekilde teknolojik araçlardan çıkan radyasyona ve elektromanyetik dalgalara maruz kalanlarda kansere yakalanma ve beyin tembelliği olasılığının arttığı da iddialar arasında. Evde, işyerinde, radyasyon seviyesi bilinmediği için tehlikenin boyutları kestirilemiyor. Ancak sigaranın kanser yaptığı bilimsel olarak kanıtlandığı halde ne yazık ki sigara tüketiminde düşüş kaydedilmiyor. Kovid 19 salgınındaki vurdumduymazlığa bakılırsa yukarıdaki uyarıların da ne derece etkili olacağı kuşkulu.

Teknolojinin somut zararları gündelik yaşamda görülünce ancak o zaman alınması gereken önlemler akla gelecektir anlaşılan. Masa ve dizüstü bilgisayar , oturma şekline bağlı olarak el kol, boyun, bel, diz, sırt bölgelerinde ağrı yapıyor. Uzun süre mesaj çekmenin sonucuysa parmaklarda beliren ciddi ağrılar. Bilgisayar ekranına aralıksız bakmanın da bedeli var: Gözlerde ağrı, kaşınma, yanma, kuruluk, bulanık ve çift görmeye kadar uzanan rahatsızlar. Oysa göz yorgunluğundan kaçınmak için pratik önlemler uygulamak pekâlâ mümkün.

Yine gündelik yaşamda, baş edilmesi güç bir kirlilik de sosyal medyadaki bilgi kirliliği. Dijital bilgide patlama yaşanıyor. Bilgi alanı çok geniş, doğru bilgiye ulaşmak çaba gerektiriyor. Sosyal medya şirketleri, bilgi kirliliğinin önüne geçilebilmesi için sorumluluk almıyorlar. Bunun için önce kendi aralarında anlaşmaları gerekir. Ancak, ABD’nin sosyal medya alanındaki egemenliğine karşı rakibi olan ülkelerin bloklaşmaya gideceği iddiaları var. Siber tehditlerin vardığı boyutlarsa uzmanlık konusu.

Peki, Türkiye’de dijital kirlilik ne durumda?

İleri kapitalist ülkelerle kıyaslanamayacak düzeyde olsa da eğitimde, sanayide dijital dönüşüm başladı. Ancak uzaktan eğitimde yaşanan aksaklıklar, fabrika atıklarının yarattığı çevre kirliliği gözler önündeyken dijital kirlilikle mücadelede epeyce yol kat edildiğini söylemek güç. Sonuçta, eldeki verilere göre bir değerlendirme yapılabilir. Türkiye’nin dijitalleşme politikaları hakkında kapsamlı bilgi edinmek için en azından Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yayınlarına baş vurulabilir. Dünyanın içinden geçmekte olduğu süreçte, enerji tasarrufu için hükümetlerin politikaları , insanlığın geleceğini belirleyecek. Dijital kirliliğin, önlem alınmadığı takdirde telâfisi mümkün olmayan sorunlara yol açabileceğini göz ardı etmemek gerek. Dijital araç kullanımında farkındalığın artırılması, hem insan sağlığının korunması, hem de enerji savurganlığının önlenmesi açısından azımsanmayacak önemdedir. Ama kesin çözüm, neresinden bakılırsa bakılsın; kâr uğruna, gezegenin yok olma olasılığını bile bile , tüketimi körüklemekten vazgeçmeyecek olan kapitalist sistemi değiştirmekten geçiyor.

KAYNAK:

Çalışırken Ekoloji: “Dijital” nasıl çevre dostu yapılır? Ampersand. İstanbul

Dijital Kirlilik: Sendika.Org

Çeşitli gazete ve internet sitelerindeki akademik makaleler