KONUK YAZAR | Tülin Tankut yazdı: Afgan kadınları iki ateş arasında

Özel alanı, kamusal alandan kesin bir biçimde ayıran Taliban, çok açık ki, kadınlara yalnızca eş ve annelik gibi “kadınlık” görevlerini yerine getirmeleri konusunda ihtiyaç duyar. Kadının kamusal alana çıkmasına izin vermez. Hak gaspı evde/ ailede başladığından kadının evden dışarı çıkması zaten her türlü tehlikeyi göze alması demektir.

KONUK YAZAR | Tülin Tankut yazdı: Afgan kadınları iki ateş arasında

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi hakkında rivayet muhtelif J. Biden aldığı karardan hoşnut; ABD yönetimi pir ü pâk, ülkenin Taliban’a teslim olmasının sorumlusu, savaş konusunda çabuk pes eden Afgan ordusu.

Bazı siyaset bilimciler, Taliban yönetiminde ülkenin siyasi istikrarsızlığa sürüklenmesinden ABD’nin çıkarı olacağını iddia ediyorlar. Böylelikle Rusya ve Çin gibi rakipleri, ülkede hegemonik bir güç olmakta zorlanacaklardır.

Soldaki analizlere göre, ülkenin başına gelenler, emperyalizme bağımlılığının sonucuydu. ABD , Afgan kadınlarının karşılaşacağı tehlikeleri hiç umursamadan ülkeden çekiliverdi. Demek ki, yalnızca Taliban’dan kurtulmak, ki daha önce de denenmişti, ülkeyi esenliğe kavuşturmuyordu.

Bu tarihsel anda özellikle silahsız, savunmasız , ekonomik sıkıntılar içindeki kadınlar ise, ölümün soğuk nefesini enselerinde hissederek tarifsiz acılar yaşıyorlar. Film yönetmeni Sahra Karimi, Taliban’dan kaçarken tehlikeye dikkat çeken bir video yayınlamış. İçini döküyor, Taliban’ı lanetliyor. Laikliğin, kadınlar için yaşamsal önemde olduğunu vurguluyor. Ancak bu yeterli mi? Taliban’ın, IŞİD’in “laik”, “uygar “ emperyalistlerin eseri olduğu gerçeği göz ardı edilmemeli. (ABD ve AB laik olmayan FETÖ’ye de sahip çıkmadı mı?)

Kadın hakları aktivisti, Afgan Kadın Ağı lideri Seraj Mahbouba’nın televizyon aracılığıyla ABD ve AB’ye verdiği mesaj da duygusallığıyla dikkat çekiyor. Ama duygusallık soruna çare olmuyor. “Kuzu postuna bürünmüş kurtlar”, Afganistan’daki Müslüman kadınları, kendi toplumlarının erkeklerinden kurtarmak için feminist söylemlerden yararlanarak asıl niyetlerini gizlediler. Özgürlük ve demokrasi havarisi ABD , NATO’yla birlikte ülkeye kadın hakları, insan hakları ve demokrasi götürmek kandırmacası ile Afganistan’ı işgal etti.

ABD’nin çekilmesinin hemen ardından ülkeyi teslim ettiği Taliban, takiyyelere başlamakta gecikmedi: Genel af çıkardı.( Son haber: Sözünde durmadığı yönünde) “Katılımcı bir İslami hükümet kuracağını” duyurdu.” Kadınlara, “sınırları çizilmiş” siyasi vaatlerde bulundu. Kadınların ,azınlıkların haklarına ve “Şeriat hukuku kapsamındaki “ ifade özgürlüğüne saygı duyacaklarını ilan etti ve kadınlara “işinize dönün” çağrısı yaptı. Kadınlar kendileriyle birlikte çalışacaklarmış, tabii şeriata uygun olarak. ( Alman kadınları da Nazi’lere hizmet etmek zorunda kalmışlardı.)

KİM İNANIR BU VAATLERE?

Taliban, meşruluk arayışında; herkese mavi boncuk dağıtıyor. Ya sonra? İktidarını borçlu olduğu , mayasındaki o arkaik kültüre ihanet mi edecek? İslam’ın günah kavramını kullanarak korkuttuğu , kadınıyla erkeğiyle geniş kitlelere dünyayı dar etme tutumundan vaz mı geçecek? Başkent Kabil’deki üst ve orta sınıf , özellikle gençler modern yaşamı , küresel kültürü benimsemişler, öldürülme korkusuyla Taliban’dan kaçıyorlar.

Özel alanı, kamusal alandan kesin bir biçimde ayıran Taliban, çok açık ki, kadınlara yalnızca eş ve annelik gibi “kadınlık” görevlerini yerine getirmeleri konusunda ihtiyaç duyar. Kadının kamusal alana çıkmasına izin vermez. Hak gaspı evde/ ailede başladığından kadının evden dışarı çıkması zaten her türlü tehlikeyi göze alması demektir.

ABD’nin 20 yıllık işgal sürecinde Afgan kadınlarının, kız çocuklarının elde ettikleri özgürlük ve kazanımları değerlendirirken de dikkatli olmalı. Okullaşma oranındaki artış bile, Batılı kaynaklara göre yetersiz. Kadına yönelik şiddet son derece yaygın. Hak arayışı ancak yurttaş kimliğine sahip olmakla gerçekleşebilir. Ama Afganistan, 20 yılda “ulusal bütünlüğünü sağlayamamış ülke” konumundan kurtulamadı. Neden ? Bunda ABD’nin dahli yok mu? İşgal ettiği coğrafyada kurulacak bir ulus devleti kendi çıkarları açısından ister mi?

Oysa Batı dünyasının tarafsız kalemleri bile SSCB‘nin bilim, sanat, teknoloji konusunda Afganistan’a olan katkılarını, SSCB sonrasındaysa ülkenin bu alanlarda geri kaldığını kabul ediyor.

Taliban’ın ise kadınlara, gençlere ne yararı olacak?

Hükümet programları mı var ? Ülkeyi nasıl yönetecekler? Aşiretlerden oluşmuş farklı etnik, dinsel yapıdaki heterojen toplum yapısından ulus inşa etmek kolay mı? Kaldı ki bunu ülkenin el değmemiş kıymetli doğal kaynaklarına göz dikmiş emperyalistler ister mi? Bir iç savaş olasılığının ise kadınlara, çocuklara vereceği zararı akıldan geçirmek bile ürkütücü.

Afgan kadınları başkent Kabil’de “iş , eğitim ve siyasi katılım her kadın için haktır” sloganıyla eylem yaptı. Çok zor durumda olmalılar. Henüz yurttaşlık haklarına sahip değiller. Taliban, şeriattan ödün vermeyeceğini , İslami hukuku devlet yasası yapacağını açıkladı. “Küresel yasalara karşı da kadın konusunda bildiğinden şaşmayacağı açıktır. Buna iki yüzlü siyaseti ile bilinen Batı’dan itiraz gelmeyeceği de deneyimle sabittir. Sözgelimi Suudi Arabistan’da kadınlar özgür mü? Batı , Müslüman ülkelerin bazılarında uygulanan kadın sünnetini bile, “toplumun kültürüdür” diyerek geçiştirmiştir. Oysa insan haklarının din, gelenek, arkaik kültüre önceliği olması gerekmez mi?

Dolayısıyla Afganistan’dan emperyalistlerin tehditi altındaki ülkelerin kadınları için çıkarılacak dersler var. “Neo- emperyalizm” çok tehlikeli ,klasik emperyalizmden farklı olarak ileri teknoloji sayesinde gücünü öylesine artırdı ki, yüksek teknolojiyi silah gibi kullanıyor. Ancak, yalnızca Müslüman kadınları değil, dünya kadınlarını “geçmişte” yaşatmayı başaramayacaklar.

Unutulmasın ki, İkinci Paylaşım Savaşı’ndan bu yana ABD’nin yürüttüğü savaşlardan , işgallerden amaç, “sosyalist nitelikli ya da halkın direnişine dayanan hareketleri dağıtmak olmuştur(…) (1) Etkili bir biçimde sürdürülecek kadın mücadelelerinin de (2) – üreyen ve çalışan bedenleriyle – kadınların sahiplenilmesinden başlayarak her türlü mülkiyet ilişkisine, sınıf, sermaye ve emperyalizmi oluşturan tüm toplumsal ilişkilere karşı mücadeleye dayanması gerekir.”