Erdoğan’ın avukatının İstinaf Mahkemesi Başkanı’nın odasındaki görüşmesine dava açılmadı

Erdoğan’ın avukatının da yer aldığı İstinaf Mahkemesi Başkanı’nın odasındaki görüşme hakkında kamu davası açılması talebine usulden ret kararı verildi.

Erdoğan’ın avukatının İstinaf Mahkemesi Başkanı’nın odasındaki görüşmesine dava açılmadı

Erdoğan’ın avukatının da yer aldığı İstinaf Mahkemesi Başkanı’nın odasındaki görüşme hakkında kamu davası açılması talebine usulden ret kararı verildi.

CHP’li Ali Mahir Başarır, söz konusu kararı “Utanç verici” olarak değerlendirdi.

CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın avukatının İstinaf Mahkemesi Başkanı’nın odasında bir mahkeme kararına ilişkin gerçekleştirilen görüşmeyi ayarladığı iddiasıyla kamu davası açılması talebine usulden ret kararı verilmesini “Utanç verici” diyerek eleştirdi.

CHP’li Başarır yapmış olduğu basın açıklamasında, 2018 yılı Şubat ayında İstinaf Mahkemesi Başkanı Hayri Kaynar’ın odasında davalı olan şirketin Türk ve Fransız CEO’larının, şirketin avukatı olan Koray Söğüt’ün ve Cumhurbaşkanı avukatı Mustafa Doğan İnal’ın bulunduğunu ve dava hakkında yargıyı etkileyecek nitelikte konuşmaların geçtiğini belirtmişti. Davacı avukatının söz konusu bu konuşmalardan dolayı ‘Adli Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs’ suçu oluştuğu gerekçesiyle soruşturma ve kovuşturma açılmasını talep etmiş ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturmaya yer olmadığı kararı verilmişti. Davacı vekili bu kez de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasını ve kamu davası açılmasını ilgili mahkemeden talep etmişti. Ancak ilgili mahkeme söz konusu itirazın usulden reddine karar verdi.

CHP’li Başarır söz konusu gelişmelerle ilgili şu ifadeleri getirdi:

“Davacı vekilinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kararına yapmış olduğu itiraz İstanbul 11. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından reddedilmiştir.

Bir istinaf mahkemesi başkanının odasında davalı olan şirketin CEO’ları, davalı şirketin vekili ve toplantının gerçekleşmesini sağlayan Cumhurbaşkanı avukatı bir araya gelecek; yapmış oldukları konuşmaların ses kayıtları ortaya çıkacak; söz konusu ses kayıtlarında, dava ile ilgili olarak İstinaf Mahkemesi Başkanı, ‘İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi Başkanı ile yakınım, o konuyu bana bırakın’ diyecek; Cumhurbaşkanı avukatı Mustafa Doğan İnal da ‘22. daireyi siz halledin, 20. Dairedeki dosya için ben yukardan arattıracağım’ diyecek ve bu konuşmalar da adli yargılamayı etkileme suçu olmayacak.

Ne üzücüdür ki, İstanbul 11. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından yapılan itirazın ret verilmesinin gerekçesinde ‘İstinaf mahkemesi Başkanının odasında yapılan görüşmelerin yargıyı etkilemek adına bir teşebbüs suçu niteliğinde olduğu, fiilin yargı görevi yapanı, bilirkişi veya tanığı etkilemiş olması aranmamıştır… Belirtilen nedenlerle yargı görevi yapan, bilirkişi veya tanıklar ve uyuşmazlığın taraflarının mağdur olduğu söylenemez. Bu bakımdan görüşmedeki kişilerin suçtan zarar gördüğü de söylenemez’ denilmektedir.”

SUÇ DEĞİLMİŞ

“İstinaf Mahkemesi Başkanı odasında yapılan görüşmeler, davayı doğrudan etkileme amacını taşıdığı açıkça ortadayken ve ilgili mahkemenin yapılan itiraza adil yargılamayı etkilemeyi teşebbüs suçu olarak görmesi ve davalı tarafın mağdur edilmediğinin belirtilmesi utanç verici bir karardır.

Bu olayda, cumhurbaşkanı avukatının söz konusu kişilerle bir istinaf mahkemesi başkanının odasında görüşme sağlamasının amacı ne olabilir? Her ne kadar cumhurbaşkanı avukatı Mustafa Doğan İnal, dönemin Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ve Fransız Büyükelçisinin ricası ile sadece istinaf incelemesinin hızlanması talebiyle görüşmenin sağlandığını, uyuşmazlık konusunda bir etkisinin olmadığını belirtse de tapelerden bu durumun böyle olmadığı anlaşılmaktadır.

Demokratik Hukuk devletlerinde olması gereken yargı bağımsızlığı, gerçekleşen bu olaylarla zedelenmiştir. Bir Cumhurbaşkanı avukatının ilgisi olmadığı herhangi bir davaya müdahil olması ve siyasetçilerin yargıya etki etmesi halinde ülke olarak ne adaleti ne de yargıya olan güveni tesis edebiliriz.

Eğer bir ülkede halkın yargıya olan güveni ortadan kaybolursa, o ülkede adaletten, huzurdan, refahtan ve barıştan söz etmek mümkün değildir.”