Diyanet cephesinden Atatürk açıklaması: Birinci vazifemiz rahmet okumaktır

Ayasofya'daki bir programda, Mustafa Kemal Atatürk'e hakaret edilmesinin ardından Diyanet sessizliğini korurken ilk açıklama Din İşleri Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bünyamin Okumuş'tan geldi.

Diyanet cephesinden Atatürk açıklaması: Birinci vazifemiz rahmet okumaktır

Ayasofya’da Mustafa Kemal Atatürk’ü hedef alarak lanet okuyan imama tepkiler büyürken, iktidar ve Diyanet İşleri Başkanlığı sessizliğini korumaya devam ediyor.

Suskunluk devam ederken ilk açıklama Din İşleri Yüksek Kurul Uzmanı Bünyamin Okumuş’tan geldi. Okumuş, kullanılan cümleler hakkında “Atatürk’ü anlamaktan aciz, gafil ve hainleri kınıyorum” ifadelerini kullandı.

Sözcü’ye yaptığı açıklamada “Burası, Atatürk’ün kurduğu bir kurumdur. Atatürk Diyanet’i, dinle ilgili doğru bilgiyi halka anlatsın diye kurmuş. Atatürk’e rahmet okumak vefa borcumuzdur, bu borcu ödemek de birinci vazifemizdir. Atatürk ölmez bir eser bırakmıştır” dedi.

Din İşleri Yüksek Kurul Uzmanı Bünyamin Okumuş sözlerine şöyle devam etti:

“Atatürk olmasa kulağınıza ezan mı okunurdu, yoksa bir kilisede vaftiz mi olurdunuz? Atatürk’ün hatıralarına ve heykellerine saldıran zavallılar, sizin yel değirmenlerine savaş açan Donkişot’tan ne farkınız var?”

“KENDİNİ BİLMEZ AKILSIZLAR VAR”

Din İşleri Yüksek Kurul Uzmanı Bünyamin Okumuş, “Kendini bilmez akılsızlar var. Zavallılar” dedi.

“CÜRET ETMEYİN”

Okumuş, sosyal medya paylaşımında da yaşanan gelişmelerle ilgili şu görülere yer verdi:

“Atatürk bizim börkümüzdür, birliğimizdir, simgemizdir. Ona laf yok, baş giderse börk gider. Allah muhafaza, bir daha da geri gelmez. Atatürk’e tahammülsüzlük Türkiye’ye tahammülsüzlüktür.

Atatürk alerjisinin gerekçesini nasıl okumalıyız? Gizli FETÖ’cü olup olmadıkları mutlaka incelenmelidir.

Vaazları ile milli birliğimizi yaralamaya hiç kimse cüret etmemelidir. Atatürk’e dil uzatanlar daha iyi Müslüman olduklarını mı sanıyorlar? Ey kendini bilmez akılsızlar, Atatürkümüzden ne istiyorsunuz? O tarih sahnesine çıkmasaydı, Türklüğün kıvancı, İslam’ın bekçisi olmasaydı doğdunuz zaman kulağınıza ezan mı okunur yoksa bir kilisede vaftiz mi olurdunuz?”