Gerçek bir bilim insanı: Curt Kosswig

1928 yılında yaptığı çalışmayla bugün kanser bilgisinin temeli olan “onkojen” kavramını ortaya atar. Günümüzde birçok bilim insanı, ileride kanserin tedavisi bulunduğunda Kosswig isminin daha da büyüyeceğini düşünmektedir.

Tam 66 yıl önce, bir Ağustos günü Urfa-Birecik’te üç kişi gölgede 45 derece sıcaklık altında Kelaynak kuşlarının yaşadığı kayalık alanları dolaşmakta ve kuşları gözlemekteydi. Açık alanda sıcaklık 60 dereceye ulaşıyordu. Bu üç kişi, Türkiye’de zoolojinin babası kabul edilen Alman Profesör Curt Kosswig ile takım arkadaşları, eşi Leonore ve fotoğrafçı (aslen resim-iş öğretmeni) Cafer Tayyar Türkmen’di. O gün yapılan keşif, yani kelaynakların yazları Birecik’te geçirdiği bulgusu, dünyanın henüz bilmediği bir şeydi ve böylece kelaynakların yaşam döngüsündeki eksik halka tamamlanmış oluyordu.

Aslında olayın başlangıcı, yaklaşık bir yıl önce öğrencilerinden bir tanesinin Kosswig’e Birecik’teki uzun gagalı siyah kuşlardan bahsetmesidir. Kosswig başlangıçta konuyu pek ciddiye almaz ama öğrencinin ısrarı üzerine, “tamam o zaman getir bu kuşlardan da bir görelim” der. Öğrenci yaz tatili dönüşü İstanbul’a iki adet kelaynak kuşuyla döner ve Kosswig hemen ertesi yaz için Birecik gezisini planlar.1

Sanırım Kosswig’in öyküsünü en baştan almak daha iyi olacak: 1903 yılında Berlin’de doğar. Hristiyan bir ailenin çocuğudur. İyi bir eğitim alır ve akademik yaşamı sorunsuz olarak devam eder. Balık genetiği özel ilgi alanıdır. 1928 yılında yaptığı çalışmayla bugün kanser bilgisinin temeli olan “onkojen” kavramını ortaya atar. Günümüzde birçok bilim insanı, ileride kanserin tedavisi bulunduğunda Kosswig isminin daha da büyüyeceğini düşünmektedir.2

1930’lu yıllardan başlayarak Almanya’da Nazilerin baskısı artmaktadır. Başlangıçta Kosswig rahattır çünkü kendisi ne Musevi’dir ne de politik görüşleri soldadır. Hatta, Nazi Partisinin bir yan örgütüne bile üye olmuştur. Üstelik Nazilerin “üstün ırk” hipotezleri nedeniyle biyolojiye olan yakın ilgisi, Kosswig’e kimi olanaklar da sağlamaktadır. Ancak çalışma arkadaşlarından tasfiye edilenlerle dayanışma içinde olması ve Nazilerin bildirilerini imzalamaması “gözden düşmesine” neden olur. Kosswig, tüm uyarılara karşın Musevi arkadaşlarıyla ilişkisini kesmez.  Hatta tasfiye edilenlerin yerine geçmeyi reddetmekle kalmadığı gibi, onlara yurtdışında güvenli çalışma koşulları ayarlamaya çalışır.

Sonunda 1937 yılında Almanya dışına çıkmaya karar verir ve Türkiye’den gelen teklifi kabul eder. Tutuklama emrinden kısa bir süre önce sınırı geçer. Yıllar sonra sorulduğunda “Bilim adamı olmak ve bilim adamı kalmak, kendi insanlığından utanmamak ileride çocuklarımın yüzüne bakabilmek uğruna ülkemi terk etmek zorundaydım” demiştir. 2

1938 yılı Nisan başında öğrencilerine bir tatlı su faunası göstermek ister. Haritaya bakar yakınlardaki Manyas gölünü seçer. Göl çevresinde dolaşırken bir tüfek patlar ve bir anda binlerce kuş havalanır. Curt Kosswig heyecanlanır; burada kuş kolonileri yaşıyor olmalı diye düşünür. Yaptığı çalışmalar sonrası burada çeşitli türlerde yüz bin kadar kuşun yaşadığını, kuluçkaya yattığını bulur. Silah sesinin, köylülerin ağaçlara zarar verdiğini düşündükleri kuşları kaçırması için tuttukları bir kişiye ait olduğu anlaşılır ve sonra köylüleri “kuşların böcekleri yiyerek ağaçları koruduğuna” ikna edip, kuşları kaçıran adamı da bu kez kuşların koruyucusu yapar. Milli Park ilan edilen bu bölgeye “Kuş Cenneti” ismini de Kosswigler vermiştir.

Kosswigler başka bilimlere de bulgu sağlamaktadır. Yurtiçi gezilerinde eşi Leonore, Türkiye’de ilk botanik parkını kuran, botanikçi Heillborn için bitki örnekleri toplamaktadır. Bu arada Manyas Gölü’nün yakınlarındaki antik taşları inceleyip, arkeolog Bittel’e haber vererek, Daskyleion antik kentinin bulunmasını sağlamışlardır.

Curt Kosswig, Türkiye’de kaldığı sürede Anadolu’dan çok sayıda memeli, kuş, böcek, sürüngen toplamış ve bilim dünyasına tanıtmıştır. Bunlardan altı cins ile kırk iki tür ve alttüre kendi ismi verilmiştir. Anadolu panterinin bugüne kadar doğada canlı olarak çekilebilmiş tek fotoğrafı yine ona aittir; 1949 yılında, Adıyaman Gölbaşı’nda çekilmiştir.

Çok sayıda asistan yetiştirmiş, onlarca doktora ve yüksek lisans tezi yönetmiştir. Ders kitabı yazmış, popüler biyoloji dergisi çıkartılması çalışmalarında yer almış, alanındaki ilk uluslararası sempozyumu düzenlemiş, biyoloji derneğinin kurucuları arasında yer almıştır.

Bunca bireysel başarısının yanı sıra aynı zamanda tam bir takım oyuncusuydu. Asistanları yılda 2-5 uluslararası yayın üretebilecek düzeye gelmişti. Aralarında rekabet vardı elbette ama Kosswig’in yarattığı atmosfer içerisinde bu rekabet, bilimsel iş birliğini engellemiyordu. Uzun süredir beraber çalıştığı bölüm fotoğrafçısı Cafer Türkmen’e Türkiye Deniz Balıkları Takvimini hazırlatıp, beraber yayınlamışlardı.

Bu işleri yaparken ciddi bir mali sıkıntı içerisinde olduğunu da eklemeliyim. Üstelik Türkiye’de sözleşmeli çalışmaktaydı ve emeklilik hakkı da yoktu. Onun içindir ki, uzun süre direnmesine karşın, Hamburg Üniversitesi’nin Türkiye’de geçen 17 yılı da emeklilik süresine saydırma önerisine direnememiş ve 1954 sonunda Almanya’ya dönmüştür.3 Emekli olduktan sonra tekrar Türkiye’ye gelmiştir. Kendisinin ve eşinin mezarı Aşiyan’dadır.

Şimdi yukarıdaki paragrafların hepsini ayrı ayrı tekrar okuyun. Tümünde, tek başlarına bile olsa kişiyi tarihe geçirecek başarılar vardır. Bunların tümünü gerçekleştiren Kosswig neden yeteri kadar tanınmaz, hayret ederim.

 

Not: Aşağıdaki kaynak olarak kullandığım üç makale dışında, Sevtap İshakoğlu-Kadıoğlu’nun, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Tarihçesi (1900-1946). İstanbul Üniversitesi Yay., 1998; Arnold Reisman’ın Nazizmden Kaçanlar ve Atatürk’ün Vizyonu. Türkiye İş Bankası Yay., Çev.: Güven ÇG, 2011 ve Cafer Türkmen’in Bir Bilimsel Yolculuğun Fotoğrafları. TÜYAP, 2016, kitaplarından çok yararlandım, yararlanıyorum. Meraklısına öneririm.

 

1Mahsereci N. Bu Topraklardan Curt Kosswig Geçti. Bilim ve Gelecek, Kasım 2005

2http://www.harftamircisi.com/kurt-kosswig.html

3https://portreler.fisek.org.tr/o-bizlerden-biri-curt-kosswig/

Yazarın Diğer Yazıları
Sorun bütçe mi? 18 Ekim 2020
Plasebo etkisi 4 Ekim 2020
Kahvehanedeki akademi 20 Eylül 2020
Bilim ve Gelecek 6 Eylül 2020