Avukatlar Sendikası'ndan 1 Mayıs mesajı

Sendika'dan yapılan 1 Mayıs açıklamasında koronavirüs bahanesiyle patronlara kolaylık sağlayan düzenlemeler eleştirilerek; "İşçiler, iktidarın salgına karşı aldığı sözde önlemlerin dışında bırakılırken; iradeleri hiçe sayılarak “ücretsiz izin” adı altında günlük 38,94 TL “destek” ile kaderlerine terk edilmiş, işçinin ücretsiz izin uygulaması nedeniyle iş akdini feshetmesi yasaklanmıştır." denildi.

Avukatlar Sendikası'ndan 1 Mayıs mesajı

Avukatlar Sendikası 1 Mayıs İşçi Bayramı vesilesiyle bir mesaj yayımladı.

Sendika’dan yapılan 1 Mayıs açıklamasında koronavirüs bahanesiyle patronlara kolaylık sağlayan düzenlemeler eleştirilerek; “İşçiler, iktidarın salgına karşı aldığı sözde önlemlerin dışında bırakılırken; iradeleri hiçe sayılarak “ücretsiz izin” adı altında günlük 38,94 TL “destek” ile kaderlerine terk edilmiş, işçinin ücretsiz izin uygulaması nedeniyle iş akdini feshetmesi yasaklanmıştır.” denildi.

Avukatlar Sendikası açıklamasında polis kurşunuyla öldürülen Suriye uyruklu Ali Hemdan El Asan’ı ve Avukat Mustafa Koçak’ı da andı.

İşte Avukatlar Sendikası’nın açıklaması:

HAYATI VE GELECEĞİ ÜRETENLERİN BAYRAMI KUTLU OLSUN!

YAŞASIN 1 MAYIS!

Bu yıl emeğin ve mücadelenin günü olan 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı içinde bulunduğumuz sömürü düzeni ile beraber korona virüs salgınıyla da mücadele ederek karşılıyoruz. Salgın ile Türkiye’nin uzun süredir içinde bulunduğu ekonomik krizin derinliği, bu derinliğin içerisinde işçi sınıfının içinde bulunduğu sömürü ve ağır çalışma koşullarının boyutları bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Türkiye’deki siyasi iktidarın salgına ilişkin politikası, salgının ekonomik sonuçlarını işçilerin sırtına yüklemek, buna karşın sermaye sınıfına ise “ekonomik destek” adı altında jest üstüne jestler sunmak olarak özetlenebilir.

İşçiler, iktidarın salgına karşı aldığı sözde önlemlerin dışında bırakılırken; iradeleri hiçe sayılarak “ücretsiz izin” adı altında günlük 38,94 TL “destek” ile kaderlerine terk edilmiş, işçinin ücretsiz izin uygulaması nedeniyle iş akdini feshetmesi yasaklanmıştır. Oysaki bu uygulama ile işçi, gelirinden olmakla, başka iş bulma ve eksik kalan gelirini tamamlama imkânından yoksun bırakılmakta, o iş yerinde devam etmeye zorlanmakta ve Anayasa’daki angarya yasağı ile iş ve çalışma hürriyetine aykırılık teşkil edecek şekilde adeta köleleştirilmektedir.

Salgının ilk günlerinde bir tır şoförü emekçinin söylediği gibi, işçiyi salgın değil bu düzenin kendisi öldürmektedir. Öyle ki sokağa çıkma yasağına rağmen evine ekmek götürmek için çalışmak zorunda olan Suriye uyruklu Ali Hemdan El Asan’ın polis kurşunu ile öldürüldüğü, meslektaşımız Avukat Mustafa Koçak’ın içinde bulunduğu ekonomik koşullara dayanamayıp “çökmüş bir hukuk sisteminde ayakta kalmaya çalışan tüm avukatlara selam olsun” diyerek intihar ettiği bir düzen bu.

Bunun yanında salgın bir halk sağlığı sorunu iken, bu husus göz ardı edilerek toplu ulaşım ile işe gitmek, yan yana üretime devam etmek, günde 12 saatten fazla çalışmak zorunda bırakılan tüm emekçilerin ve özellikle aylardır ailelerini görmeden, evlerine gitmeden salgınla canla başla mücadele eden sağlık emekçilerinin sağlığı hiçe sayılmaktadır. Sağlık emekçilerinin dahi ihtiyacını tamamen karşılamayan koruyucu ekipmanlar, kamuya açık kapalı alanlarda takılması zorunluluğu getirilmesine karşın halka yeterli biçimde dağıtımı halen yapılamayan maskeler, gayri safi milli hasılası Türkiye’nin kat be kat üzerinde olan ülkelere özel uçakla “hibe” olarak gönderilmektedir.

Gerçek anlamıyla bir karantinanın ilan edilmediği, devletin tüm yurttaşlarının yaşam ve sağlık haklarını garanti altına alamadığı bu süreçte, işçi avukat, genç avukat ve stajyer avukatların bu süreçten en ağır etkilenenler olduğu şüphesizdir. İşçi avukatların işten çıkartıldığı, ücretsiz izne zorlandığı, serbest çalışan avukatların ise giderlerini karşılamakta zorluk çektiği bu süreçte avukatlar ne devletin ne de meslek örgütlerinin maddi desteğini görmektedir. Salgın nedeniyle adliyelerde alınan tedbirlerin bir sonucu olarak sürelerin ve işlemlerin durdurulması kararının, temel hak ve özgürlükleri engelleyici sonuçlarına ilişkin önlemlerin alınmaması nedeniyle; acil işlerin ve tutuklu incelemelerinin bile tam olarak gerçekleştirilmediği, duruşmaların, keşiflerin, incelemelerin, icraların, sürelerin yasa ile durdurulduğu ve yaz ortasına kadar ertelendiği süreçte, Anayasa’ya göre yargının kurucu unsuru olan avukatların mali yükümlülükleri durmamış, yaşam koşulları umursanmamıştır. Bunun yanında salgın sonrası artacak olan ekonomik krizin faturasının biz avukatlara da kesileceği ve günden güne piyasalaşan hukukun ve avukatlık mesleğinin koşullarının daha sert ve ağır şekilde durumu değiştireceği açıktır.

Bu sömürü düzeninin ancak örgütlenerek, yan yana mücadele ederek değiştirilebileceğini biliyoruz. Eşitliğin ve özgürlüğün hakim olduğu bir ülke, adaletten ve emekten yana bir cumhuriyet için, haksızlıklara karşı yurttaşlarımızın yanında durarak mesleğimize sahip çıkacağımıza ve aydınlık geleceği kuracağımıza inanıyor, tüm meslektaşlarımızı Avukatlar Sendikası’nda örgütlenmeye çağırıyoruz.

Yaşasın 1 Mayıs!

BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜYÜZ!

EMEĞİNİ SAVUN, SENDİKALI OL!

www. avukatlarsendikasi.org”