SERBEST KÜRSÜ | Kadın, sınav, soru işaretleri

Sorun biraz da kadını çekici bulunmak uğruna tek tipleştiren bu soruların ortaya çıkışının, Sümeyye Erdoğan’ın “kadınlar tek tipleştiriliyor” açıklamasıyla aynı döneme tekabül etmesi. Ama zaten bu iktidarla aşina olduğumuz “söylemlerin ve hareketlerin birbirine zıt olması” artık sadece gülüp geçtiğimiz bir durum haline geldi.

SERBEST KÜRSÜ | Kadın, sınav, soru işaretleri

Güneş Doğan

Son günlerde karşımıza çıkan bir skandala değineceğiz bugün: Hangisini yapan kadın daha çekicidir? Objektif bir cevaba varamayacağımız, fikir birliği yapmaya da gerek olmayan bir soru gibi duruyor aslında. Ama farklı kollarıyla her yere müdahale etmeyi bir tarz haline getirmiş saygıdeğer iktidarımız tabi ki bununla ilgili bir yorumda bulunmuş, sağ olsun kafa karışıklıklarımızı gidermeye çalışmış. Artık kendimizi bu çok mühim “zevk anlayışımızı” ifade etmeye çalışarak yormayacağız, onun yerine değerli vaktimizde bize sunulan imkanlar ve destekler dahilinde bilim projelerimizi geliştirmeye ve ülkemizi yükseltmeye devam edebileceğiz. Mesela artık pazarlarda papaz eriği görmeyeceğimiz bir tabloyu sunabileceğiz sizlere. Tabii, yapacağız derken, erkeklerden bahsediyorum. Onlar yapacaklar çünkü bir kadının en çekici olduğu yer ders kitabında da belirtildiği gibi tezgah arkası. Koskoca ders kitabı yalan mı söyleyecek?

Yalnız merak ediyorum, erkeklerden hoşlanan insanlar ne yapacak? Bununla ilgili bildiğim kadarıyla ne bir sınav sorusu var, ne bir yönerge. Sanırım “yasal” olan ilişkileri göz önüne alarak -yani devlet gözüyle- bunu cevaplarsak kadın için tek kriter erkeğin onu çekici bulmuş olması olabilir. En azından şimdilik tahayyül edilen bu gibi duruyor. Ya da sınava giren erkek ve kadın öğrenciler arasında bir eleme taktiği bile olabilir bu. Sınavı geçemeyenler tüm gün evde yemek pişirip çocuk bakarak kadından beklentisi şıklarda doğru cevap olarak verilen kesimi bekleyecektir belki de. Maddi bağımsızlığını elde edemeyen kadınlar ne olumsuzluk yaşarsa yaşasın biricik aile kurumunu dağıtan o mahkemeye gidecek cesareti kendinde bulamayacaktır. Ama evde huzursuzluk ve şiddet ortamında büyüyen çocuklar, ailesi ayrı ve mutlu çocuklardan elbette ki daha iyi şartlarda yetişir, neticede her şeyden önemli olan aile bir aradadır. Aslında baktığımızda yine iktidarımızın bizim iyiliğimiz için durmadan çalıştığı bir düzleme çıkıyoruz. Bizim düşünemediğimiz, göremediğimiz yerde olan, tüm araçlarını bu ve nicesi alanlara müdahale için kullanan, yıllar içinde devletle bütünleşmiş ve artık ayrı düşünülemeyecek AKP iktidarı sağ olsun!

Tüm yazı kocaman bir parantez içinde ünlem olmadan ciddiyetimi takınıyor ve devam ediyorum. Yıllardır çeşitli politikalarla hayatına müdahale edilen, çalışması yaptırımlarla zorlaştırılan, toplum içinde gülmesine, giyinmesine, oturup kalkmasına bir tarz biçilen, katledildikten sonra bile rahat bırakılmayan; “O saatte sokakta ne işi varmış?” sorularının muhatabı olmak zorunda kalan kadınlara bir müdahale de eğitim sistemi aracılığıyla gelmiş. Hem de sosyal psikoloji sınavında, hem de Türkiye’nin en iyi ve en büyük üniversitelerinden biri olarak bilinen Anadolu Üniversitesi’nde. Herhangi bir üniversitede olması bu durumu meşru kılmayacaktı tabii, orası ayrı fakat Türkiye’nin her yerinden öğrenci kabul eden ve açık öğretimle herkesi eğitimin içine katmaya çalışan (en azından amacının bu olması gereken) üniversiteden bilimin çıkarılıp gerici bir dayatmanın sokulması kabul edilemeyecek, göz yumulamayacak bir olaydır. Dayatma derken abarttığımı düşünenler var mı bilmiyorum ama belki de bahsi geçen soruların içinden bir örnekle somutlamak daha doğru olacak: Aşağıdakilerden hangisi kadını daha çekici yapar? a) erkek gibi davranması b) güçlü görünmesi c) cinsiyetine uygun rolleri oynaması d) bağımsızlığına düşkün olması e) çaresiz gözükmesi. “Doğru” cevap c şıkkı. Role uygun davranışları da tam olarak nereden öğreneceğiz bilmiyorum, sanırım geleceğin psikologları bizlere aktarımını yapacak.

Peki, bilimsel ve laik eğitimin yuvası olması gereken üniversitelerde bu tarz soruları hangi yetkili hazırlıyor, kim tarafından onaylanıyor? Üstelik bir ihmal durumu olmadığını, sonrasında bir özür, düzeltme gelmemesinden de anlayabiliyoruz. Demek ki zamanında birtakım kişiler sosyal psikolojinin ne olduğuna dair ufacık bir fikre sahip olmadan, ya da gelecek nesillerin bu farkındalık ve bilgiden yoksun kalması amacıyla üniversite kadrosuna girmiş. Onların kadrolaşmasının kimlerin tasfiyesi sayesinde olduğunu bir daha belirtmeye gerek yok diye düşünüyorum.

Sorun biraz da kadını çekici bulunmak uğruna tek tipleştiren bu soruların ortaya çıkışının, Sümeyye Erdoğan’ın “kadınlar tek tipleştiriliyor” açıklamasıyla aynı döneme tekabül etmesi. Ama zaten bu iktidarla aşina olduğumuz “söylemlerin ve hareketlerin birbirine zıt olması” artık sadece gülüp geçtiğimiz bir durum haline geldi. Biz karşımıza çıktığında artık şaşırmadığımızı söylediğimiz bu durumlara tepkisiz kalırken, gericilik ve baskı kendini var etmeye devam etti, ediyor. Peki, cinsiyet rollerine uygun davranması istenen kadınlar adına soruyorum; Nedir kadın olmanın gereği? Kriz dönemlerinde, hiçbir güvenceye sahip olmadan işten ilk çıkarılan olmak mı? Aynı işi yaptığı halde erkeğe verilenin yarısı miktarında ücrete çalışmak zorunda kalmak mı? Başarılı olduğu zaman bile onun eşi, bunun kızı tamlamalarından sıyrılıp kendi kimliğiyle var olmaması mı? Hayatının merkezine kendi isteklerini değil, başkalarının ona biçtiği kalıpları, hedefleri koymak mı? Şiddet gördüğünde, kocamdır; döver de sever de, demesi mi? Kendini geliştirmeye ayıracağı vakti, üstelik görünüşünden memnunken, sırf başkalarına hoş gözükmek için diyetlerle, egzersizlerle kaybetmek, durmadan vücuduyla uğraşmak mı? Kadını insan değil, malmış gibi bir standarda uyma, belli kalıplara sığma üzerinden değerli bulan ya da bulmayan, yani metalaştıran bu sisteme boyun eğmesi mi?  Sizin cevabınız, belli ki, “Evet!” ise bizim cevabımız da bellidir sayın iktidar, kadınlar size ve sisteminize boyun eğmeyecek! Toplumu şekillendirmeye, istediğiniz nesli yaratmaya çalıştığınız ve hiçbir sosyal mecrayı, devlet ve onun sunması gereken olanaklar dahil, kullanmaktan geri kalmadığınız bu sisteminize karşı dimdik duracak, susmayacak, alışmayacak, boyun eğmeyeceğiz! Kadınlar insanca yaşayabilmek, sömürü düzenini tersine çevirebilmek ve bu bilinci yayabilmek için örgütleniyor, örgütlenmeye devam edecek