SERBEST KÜRSÜ | Gençliği kapsayamıyorsanız, kapsam dışı bırakın!

"Düzen muhalefetinin hiç bir kanadının gerçek çözümler üretemeyecek olduğu gerçeği üzerinden geleceksizlik sorununa tek ve gerçek çözümü üretecek olan sosyalistlerin emekçi halkın çocuklarıyla bir sıçrama tahtası yakalayabileceği önemli görülmeli."

SERBEST KÜRSÜ | Gençliği kapsayamıyorsanız, kapsam dışı bırakın!
AYDIN MARMARA

Yerel seçim dönemini mazbata gündemi haricinde bitirmiş bulunuyoruz. Türkiye sosyalist hareketi açısından kimi kazanımlar ve düzen içi seçeneklere doğru savrulmalara tanık olunsa da; Dersim’den gelen iç açıcı haberden sonra sosyalist hareket adına yeni bir dönem ve yükselen ivme yakalanır mı sorusunun cevabını bulabilmek için hala bir süre beklenip görülmesi gerekiyor. Sonuçlarda görülmesi gereken hayati nokta ise sosyalist solun kendi bağımsız hattı dahilinde bir başarı yakalamasının olanaklı olduğunun görülmesidir. Bu yazı kendisini seçim dönemi değerlendirmesi olarak kurgulamadı. Seçim döneminde düzen içi aktörlerin gençliğe hitap etme çabalarından sıçrayarak bu günlerde gençliğin gündemine giren kimi başlıklara değinmeye çalışacağız.

Seçim döneminde ‘inanmış gençlik’, ‘kanka haline gelen gençlik’, ‘rap parçalarıyla yakalanmaya çalışılan gençlik’ seçimin sonunda “baharı” gördü mü? İşte bunu konuşacağız.

AKP adına gençliğe ihtiyaç duyulduğu vurgusu aslında geçen senelerden de bildiğimiz bir başlık. Kimi siyasal İslamcı ideologlar tarafından yandaş medya çevresinde önce ODTÜ mezuniyet gündemi ve sonrasında gelişen olaylar hakkında yazılıp çizilen yazıların ana konusu, AKP’nin ‘gençliği kapsayamadığı’ çünkü onların geçmişteki yaşananları görmediği, bu yüzden AKP tarafından geliştirilen söylemlerin etkili olmadığı noktasındaydı. Nitekim seçim döneminde Binali Yıldırım’ın gençlere ‘kanka’ hitabı ve İBB özelinde düzen içi aktörlerin rap şarkılarına girişmesi bunun okumasıydı. Biz de Serbest Kürsü özelinde çıkan yazılarla siyasal İslamcı ideologlar tarafından ortaya atılan ‘geçmiş dönemlerin görülmemesinin’ yansımasının gerçekliği mi var yoksa gençliğin ağırlaşan geleceksizlik sorunu mu var sorusuna ikincisine doğru çubuğu büken bir yanıt vermiştik.

Seçim sonrasında ise geleceksizlik başlığının kimi gündemlerin açığa çıkması dahilinde korkunç noktalara gelmiş olduğu görüldü bunların başında TÜİK’in yayınladığı Ocak 2019 İşgücü İstatistikleri raporu geliyor: “’Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 6,8 puanlık artış ile %26,7 olurken,15-64 yaş grubunda bu oran 3,9 puanlık artış ile %15,0 olarak gerçekleşti’’. Nerdeyse 3 gençten 1 tanesinin yedek emek ordusuna katıldığı, geri kalan 2 tanesinin ise düşük ücretlere razı olarak sömürü düzenine entegre olduğunu görmüş olduk. Geleceksizlik sorunun vahameti ücretsiz ulaşım hakkımız varken daha azıyla yetindirilmesiyle mesela ‘’aylık öğrenci akbili fiyatının yarıya indirilmesiyle’’ çözülmeyeceği ise açık. Düzen muhalefetinin hiç bir kanadının gerçek çözümler üretemeyecek olduğu gerçeği üzerinden geleceksizlik sorununa tek ve gerçek çözümü üretecek olan sosyalistlerin emekçi halkın çocuklarıyla bir sıçrama tahtası yakalayabileceği önemli görülmeli.

Bu istatistikler ortaya saçılmışken (ki TÜİK verilerinin iyimserleştirilmeye çalışılmış olduğunu belirtelim) üniversitelerin medreseleştirilmesi ve 2.Cumhuriyet’in paradigmasıyla uyumlu taleplerin yerine getirmesini sağlamak için atama rektörlerden birinin (rektörlük seçimlerinde 2. olmasına rağmen AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından atanan ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök’ten bahsediyoruz) ‘ideolojik’ grupların suçu diyerek önce yasakladığı bahar şenliklerinin sonra Devrim stadından uzaklaştırılma noktasına gerileyen saldırılarına tanık olmuş olduk. Geçtiğimiz aylarda evrim konferansının zırva bahanelerle iptal edildiği günlerde mevzu AKP’li Cumhurbaşkanı’nın ziyareti olduğunda ”olanaksızlıkların”  buhar olduğunu görmüştük. Yine bu günlerde Emniyetin Ankara’daki üniversiteler kapsamında öğrencileri fişlediği ve somut deliller olmamasına rağmen atılması yönünde üniversitelere ‘’gizli’’ ibareli dosyalar gönderdiğini öğrenmiş olduk. Amacın çok açık bir biçimde öğrencilerin kapsanamıyorsa kapsam dışı bırakılmaya, geleceksizlik sorunu yüzünden biriken tepkilerin örgütlü bir biçimde düzen dışı kanallara akmasına ket vurulması olduğu görülmeli. AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından ısrarla üniversiteleri ideolojik yapılardan temizleyeceğiz açıklamaları AKP’nin asıl korkusunun ne olduğunun göstergesi.

Ekonomik krizde, küçülme rakamlarını konuştuğumuz bir dönemde işsizlik istatistikleri daha dibe doğru yönelecekken gençliğin bu tartışmaları yüksek sesle dillendirmesi AKP’nin yürütücüsü olduğu sermaye düzenin asıl gerilemesi tartışmasına katkı sağlayacaktır.

Bu bağlamda gençliğe dönük saldırıların ve emekçilere dönük açıklanan ekonomik paketlerin bir noktada buluştuğu o da sermaye sınıfının tarihsel ve güncel çıkarlarının korunması iken yeni bir ülke yeni bir üniversite kavgasını dillendirenlere kulak verilmesi, 1 Mayıs’a doğru giderken esas baharın yolunun döşenmesi olacaktır.