SERBEST KÜRSÜ | Düzenin ezberlettikleri ve ezberin bozulması

Çalıyorlar ama yapıyorlar ezberini, çalmadan yapan komünist başkan gibi bozacağız. Siyaseten güçlenmek için popülist siyaset yapılmalı ezberini, sınıf içerisinde, emekçiler içerisinde örgütlenerek bozacağız. Komünistler iyi ama seçilemiyorlar ezberini, siyasal mücadelenin, AKP karşıtı mücadelenin sadece seçimden seçime gidip oy atarak bitmeyeceğini anlatarak bozacağız.

SERBEST KÜRSÜ | Düzenin ezberlettikleri ve ezberin bozulması

Seçkin Aydınlık

“İhtiyaç icadın anasıdır” der Marx, insan ürününün ortaya çıktığı birçok alan için. Ezberlemek de bu ihtiyaçların sonucu ortaya çıkmış bir yöntemdir. Karmaşık olan şeyleri ezberler, işimizi kolaylaştırırız. Ezber bazı durumlarda “pratik” için faydalı, kolaylaştırıcı etki gösterirken bazı durumlardaysa, bu kolaylaştırmanın sonucu olarak kolaycılığı ortaya çıkartır. Olaylar üzerine düşünmek, yeniden yorumlamak yerine basmakalıp bir hale sokar bizi. İnsanın hayatını kolaylaştırmak için icat olan matematikte de ezber bizi birçok kez yanıltır. Matematikte olan ezber yüzünden yeri gelir parayı yanlış hesaplarız yeri gelir seçimleri matematiğe bağlayarak, ezberlerimizden dolayı zararlı çıkarız. Biz olmazsak AKP seçimi kazanır matematiğinin, AKP gitsin kim gelirse gelsin ezberinin başkanlık sistemini meşrulaştırması hepimizin aklındadır.

Seçimlerin matematik hesaplarına boğulması, ezber siyasetinin bir boyutudur. Birde siyasetin ezberlettikleri vardır. Mesela sömürgeci İngiltere, Hindistan lise müfredatına logaritma cetvelinin/tablosunun ezberlenmesini koymuştur. Bu logaritma cetveli, matematik içerisinde ezberlenmesine ihtiyaç olmayan, soruyu çözerken bir yerden bakılıp geçilecek ve ezberlenmesi de çok zor bir şeydir. İngiltere, Hintli gençlere pek de kritik olmayan bir tabloyu ezberleterek ne yapmayı hedefler ki? Bunun siyasi cevabı, bilinci “işe yaramayan” şeylerle meşgul edip, algıyı farklı yönlere çekmektir. Yeniden üreten değil var olanı ezberleyen, yani tüketen bireyler yetiştirmektir. Anlayacağınız ezberin siyaseten rolü, var olan durumun nedenlerini anlamak ve ona göre yeni sonuçlar üretmenin tersine, sonuçları ezberleyerek “tüketen insan” olmaktır. Sistem, bilinci ve bilincin sonucu olan devrimi engellemek için her türlü aracı kullanır, destekler.

Ezberin egemen burjuva siyasetinden yana kullanılışına baktık. Şimdiyse komünistlerin ezbere bakışı nedir, siyasette, hayatta hiç ezber olmamalıdır, biz komünistlerin hiç ezberi yok mudur sorusunu soralım. Elbette bizlerin de ezberi vardır. Mesela ‘işçi sınıfının, emekçilerin amasız fakatsız iktidarı’ en büyük ezberimizdir bizim. Kapitalizm gerçekleştikten sonra, sosyalizme geçiş için hiçbir aşama koymayız. Halkın tamamının temsil edildiği bir demokrasinin zaten burjuvazi tarafından “bahşedileceğini” kabul etmeyiz. Günümüz devletleri, özünün zaten küçük bir azınlığın devleti olmasından dolayı en fazla maskesini çıkartır ve gerçek yüzünü gösterir. Burjuva devletinin özünde toplum için gerçek bir demokrasi bulunmaz. Bu yüzden amasız fakatsız sosyalizm deriz.

Bu fikriyatı dile getirmek kolaydır, siyasetine yansıtmak ise zordur. Dünyada Sovyetler Birliği’nin çözüldüğü, Trump, Macron gibi sağcıların yükselişte olduğu; Türkiye’de başkanlık sisteminin geldiği, sözüm ona solcuyum diyen partilerin sağa kaydığı bir dönemden geçiyoruz. Bütün düzen partilerinin siyasal islama oynadığı, imam hatipleri açan bizdik söylemlerinden gerici derneklerin başkanlarının milletvekili yapıldığı bir dönem kısacası. Herkes sağa kayıyor, siyasal islamla işbirliği yapıyor. Ne için? Oy almak için. Peki memleketin dincileştirilmesi sonucu hayatımıza daha çok giren “cinci hocalar”, bu hocalardan medet umup da istismara, tecavüze uğrayan insanlar için kimler ses çıkartacak? Tarikat yurtlarında yanan, tecavüz edilen gençlere kim ses çıkartabilir? Açlığa, sefalete ‘imtihandayız’ denilerek zihinlerin uyuşturulmasına kimler ses çıkartacak? Kadınları taşlayarak “cezalandıranlara”, insanları öldürüp kalbini yiyen cihatçı vahşilere kimler ses çıkartacak? Bunları ortaya çıkartan dinci siyasete evet diyen, siyasetinde yer veren liberaller mi? Yoksa ezberi sosyalizm, işçi sınıfı olanlar mı? Bizler için cevap bellidir. Tecavüzcünün Işidçisine de Amerikancısına da karşı olanlar bunlara çözüm olabilir.

Bunlarla beraber güncel siyaset sadece düzen solunu sağa çekmedi. Amasız fakatsız sosyalizmden vazgeçip, ilkelerini hiçe sayıp, liberal partilerle çalışmaya başlayan sol yapılar, sosyalizmde değil reformizmde inatçı olduklarını bu seçim döneminde de gösteriyorlar. Hepimizin malumu Dersim Ovacık’ta bir deneyim yaşanıyor, ‘Komünist Başkan’ deneyimi. Küçük de olsa ulaşımı ücretsiz kılmasıyla ülkenin gündemine oturmuştu bu deneyim. Mahalle meclislerinden, belediye meclislerine kadar örgütlenerek temsili demokrasiyi daha gerçek bir yere oturttu Ovacık deneyimi. İnsanların yerel yönetimlere dâhil olduğu, seçimden seçime değil, her daim siyasi bir kimlikle “dünyasını ördüğü” bir süreç haline geldi. Ovacık halkının kalkınması için yapılan tarım, pekmezinden nohuduna, fasulyesinden bal ürünlerine kadar şuan Türkiye’nin birçok yerine ulaşır durumda. Üstelik memlekette tarımın bittiği/bitirildiği bir tabloda karşımıza çıkıyor bu yerel kalkınma! Komünistler, sosyalistler bu deneyimi büyütüp, sosyalizmin sesini yükseltmek için şuan Dersim merkezi hedefliyor. Sosyalizmin öcü olmadığını topluma gösteren Ovacık, bizler açısından sosyalist bir yönetimin çalmayı çırpmayı, betonlaşmayı değil, kalkınmanın, memleketinin yönetiminde kendisinin de sesinin olmasının temsiliyetini üstleniyor. Ezberlerin aksine biz sosyalistler halkı için samimiyetle çalışan, rant odaklarına pay vermeyen belediyecilik anlayışıyla hareket ediyoruz. Belediyeciliğe bakışımız, yaptıklarımız neyse, memleketin başına geldiğinde yaptıklarımız da bunlar olacaktır.

Özetle, anlayacağınız ezberler tehlikelidir, ama önemlidir. Sosyalizm mücadelesi tek ezber olmadıkça cihatçılarla da aynı tarafa düşülür, onları fonlayan emperyalistlerle de, hukuksuzluğuna bir de meclis başkanlığından istifa etmemeyi ekleyenlerle de.

Bizlerin, sosyalizm diyenlerin üzerine düşen görevler nedir?

Düzenin, bilinci oyalamak için ezberler dayattığından bahsetmiştik. Cevap ise açık, bizlerin görevi düzenin ezberlettiklerini bozmaktır. Çalıyorlar ama yapıyorlar ezberini, çalmadan yapan komünist başkan gibi bozacağız. Siyaseten güçlenmek için popülist siyaset yapılmalı ezberini, sınıf içerisinde, emekçiler içerisinde örgütlenerek bozacağız. Komünistler iyi ama seçilemiyorlar ezberini, siyasal mücadelenin, AKP karşıtı mücadelenin sadece seçimden seçime gidip oy atarak bitmeyeceğini anlatarak bozacağız. Komünistlerin oylarla güçleneceğini fakat sadece bunun yeterli olmadığını anlatacağız. Nasıl ki inşaat işçisi örgütlenmez ezberini, Cidde grevinde, 3. Havalimanı inşaatında ve nice direnişlerde bozduysak yine düzen siyasetinin ezberlerini bozacağız.

Sınıfsız bir dünya, sömürüsüz bir Türkiye, emekçiler içerisinde örgütlü bir parti için, Türkiye’nin komünist partisi niteliklerine sahip bir parti için yerel seçimlerde de sesimizi yükselteceğiz.