RÖPORTAJ | 'Bize sosyalizm gerek' diyen Sosyalist Liseliler Manifesto'ya konuştu

'Bize Sosyalizm Gerek' diyen liseliler 17 Mart Pazar günü Saat 15.00'te Aksaray Su Gösteri Sanatları Merkezi'nde buluşuyor. Sosyalist Liseliler etkinlikleri öncesinde Manifesto'ya konuştu.

RÖPORTAJ |'Bize sosyalizm gerek' diyen Sosyalist Liseliler Manifesto'ya konuştu

17 Mart Pazar günü, Aksaray Su Gösteri Sanatları Merkezi’nde ‘Bize Sosyalizm Gerek’ şiarıyla bir araya gelecek Sosyalist Liseliler, düzenlenecek etkinlikten önce Gazete Manifesto’ya konuştu.

Ülkedeki ekonomik kriz ve seçim gündemine sıkıştırılmış siyasal atmosferin liselere yansımasını anlatan Sosyalist Liseliler, ‘beka sorunu’na indirgenmiş bir seçim sürecinde gençleri kapsamak adına atılan adımları nasıl değerlendirdiklerini, yerel seçimlerde aldıkları politik kararı ve ‘Bize Sosyalizm Gerek’ etkinliğinin anlamını ve içeriğini anlattılar.

Sosyalist Liseliler ile söyleşimiz şöyle:

Gazete Manifesto: Ülkedeki siyasal atmosfer malumunuz. Yaklaşan bir ekonomik kriz, tanzim kuyruklarında, markette, pazarda, sebze meyve fiyatlarında emekçilerin cebini yakarak kendini hissettiriyor. Yaşanan yoksulluk ve ağırlaşan yaşam şartlarına rağmen; yaklaşan seçim gündemi, bu krizi unutturmaya çalışan kimi söylemlerle karşı karşıyayız. Seçimler için kurulmuş suni iki cephe; ‘millet ittifakı’ ve ‘cumhur ittifakı’ kurulmuş ve bu ‘unutturma’ya hizmet ediyor durumda. Memleketteki bu siyasal atmosferin liselere yansımasını soralım.

‘Biz memleketin sorunlarıyla liselilerin sorunlarını bir görüyoruz’

Yiğit A.: Öncelikle, liselilerin ülkenin atmosferinden bir emekçinin, bir işçinin etkilendiği kadar etkilendiğini düşünüyoruz. Ve rotamızı zaten bu doğrultuda belirliyoruz. Biz memleketin sorunlarıyla liselilerin sorunlarını bir görüyoruz. Yani tanzim kuyruklarından tutun yaklaşan yerel seçimlere, onun ötesinde yaklaşan ekonomik krize; hepsi liselilerin sorunlarıyla bire birdir… Yani liseliler bu sorunlarla ilgilenmektedir, daha doğrusu bu sorunlar liselilerle ilgilenmektedir. Bu doğrultuda AKP 17 yıllık iktidarının sonucunda büyük cumhuriyet, Orta Doğu’nun dev ülkesi konumundan; beka sorununu önemseyen bir ülke konumuna düşmüştür. Burada yaklaşan ekonomik kriz bunun habercisidir. Tanzim kuyruklarından tutun, toplu işten çıkarmalara kadar AKP’nin başarısızlığı, bu düzenin başarısızlığı gözler önündedir zaten. Biz bu doğrultuda AKP’nin ve MHP’nin söylem açısından bahsettiği beka sorununu onların bir bekası, onların gerçekleri örtbas etme isteği olarak yorumluyoruz. Onlar bu halkın üzerine ittikleri ekonomik krizi, ülkeyi yuvarladıkları uçurumdan sıyrılmak için bir beka sorunu olduğundan, dış ülkelerin bir müdahalesi olduğundan bahsediyorlar. Yani soğanın 6 TL olmasını ABD’ye bağlıyorlar, ortada açıkça duran şey budur. Yerel seçimler üzerinden konuşacak olursak, biz yerel seçimlerde bahsedildiği üzere iki ayrı cephenin olduğunu düşünmüyoruz. Tamamen suni cepheler bunlar. Biz ortada tek bir ittifakın olduğunu görüyoruz, Millet ve Cumhur İttifakı tektir. Bugün nasılsa ki İBB Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu Tayyip Erdoğan’ı ziyaret ediyorsa, bu ittifaklar arasında bir kavga olduğu, bir tartışma, bir zıtlık olduğu hiç kimse tarafından kanıtlanamaz. Biz bunların toplu bir ittifak olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden biz yerel seçimlerde bu ittifakın dışına, bu düzenin dışına çıkmayı düşünüyoruz.

Gülin K.: Zaten biliyoruz ki ülkemizde bu dönemin başından beri bir ekonomik kriz var, emekçi ailelerin etkilendiği ekonomik bir kriz var. Bu noktada emekçilerin çocukları da bu krizden etkilenmiş oluyorlar. Hem ekonomik anlamda alabilecek şeyler azalıyor hem de liseliler için bunun psikolojik bir boyutu da var. Yani liseliler aslında ekonomik yetersizliklerden dolayı kendilerini daha çok geleceksizlik içinde hissediyorlar. Çünkü bir üniversite sınavı var ve bu sınavı kazanamazlarsa; ya okuyamayacaklar ya da özel bir okula gidecekler. Ama özel üniversiteye gidecek kadar parası olmayan liselilerde direk çalışma hayatına atılacaklar. Bu yüzden aslında hayatlarının kurtuluş noktasını bir sınava bağlıyorlar. Zaten iktidarın istediği de bu. Ancak bu dönemde Sosyalist Liseliler gerçek kurtuluşun o olmadığını gösteriyor. Bugün kapitalizm Dünya’da ve Türkiye’de bir kriz içerisinde ve ekonomiye büyük yansımaları var. Ve kapitalizm doğası gereği her zaman krizlere açık zaten, yani ekonomik kriz olmadan kapitalizm varlığını sürdüremez. Bu yüzden emekçilerin ve emekçi çocuklarının karşısına zaten kriz dediğimiz şey hep çıkacak. Bu geleceksizlik olgusu da kapitalizm devam ettiği sürece var olacak.

‘Ücretsiz ulaşım bizim hakkımız zaten; bunlar lütuf gibi sunuluyor, sus payı verilmek isteniyor’

Manifesto: Söylediğiniz isimler, ‘Cumhur’ ve ‘Millet’ ittifaklarının adayları gözünü biraz da gençliğe dikmiş durumda. Gençlere vaatlerde bulunuyorlar bir de bunun liselilere yansımasını soralım. Bu suni kavgada, ucuz ‘vaat’lere liselilerin tepkisi nedir?

Yiğit A.: Düzen her dönemde olduğu gibi, seçim dönemi yaklaştığında da gençliğe bir yönelim içine giriyor. Dört, beş sene boyunca aralıksız gençliğin üzerine yüklenip, gençliğin bilimsel, ücretsiz eğitim hakkını elinden alıp seçim sürecine iki ay kala gençliğe gelip ufak tefek vaatler vermek önemsiz bir şeydir. Bunlarla her zaman karşılaşıyoruz. Milli Eğitim Bakanı gençliğe vaatler vermeye kalkışıyor. Ne gibi vaatler bunlar? Diyor ki,  bizim eğitimimiz gelişmiş ülkelerde olduğu gibi 5-6 saate inecek, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi güzel bir eğitim sistemi bizi bekliyor. ‘2023 Vizyonu’ bizi bekliyor, diyor. Sonra kalkıp da seçim yaklaşırken, meslek liselilerin müfredatını patronlara verdiklerinden bahsetmiyorlar. O yüzden gençliğe yöneltilen şey çok bellidir. Her seçim sürecinde son 1-2 ay kala, bu vaatlerden bahsediyorlar, üniversiteye geçiş kolaylaşacak diyorlar. Fakat gençliğin eline kalan her zaman sıfır oluyor, her zaman geleceksizlik oluyor, her zaman çalınan eğitim hakkı oluyor.

Gülin K.: Bir seçimle AKP’nin gidip de yerine başka bir düzen partisinin gelmesi gençliğe yeni bir şey sunamayacak. Bunun nedeni tabii ki düzenin dışında bir seçenek sunmamaları. Örneğin Ekrem İmamoğlu, ‘ulaşımı ucuzlatacağız’ diyor. Binali Yıldırım ise ‘aktarmalarda deniz ulaşımını ücretsiz yapacağız’ diyor. Ücretsiz ulaşım bizim hakkımız zaten. Bunlar lütuf gibi sunularak, sus payı verilmek isteniyor. Gençliğin en büyük sorunlarından biri ulaşım. Biz bu lütfettiklerini sandıkları şeyleri elimizin tersiyle itiyoruz.

‘Bu ittifaklar tek bir şeyde birleşiyorlar: Gericilik ve sömürü’

Manifesto: Aslında sizlerin de vurgu yaptığı gibi, ‘Büyük-Güçlü Türkiye Vizyonu’ndan, ‘beka sorunu’na indirgenmiş bir siyasi ufuktan bahsediyoruz; dolayısıyla bu ufuk daralması gençliğe vaatlerde bulunurken de kendini gösteriyor. Bahsettiğiniz gibi en temel haklar, verilecek ufak cep harçlıkları gençliğe ‘vaat’ diye sunuluyor ve bunun karşısında oy isteniyor. Tam da böylesi bir siyasi zeminde “Bize Sosyalizm Gerek”  başlığında bir etkinlik düzenlemeyi planlıyorsunuz ve bu etkinlik nereye oturuyor?

Boran A.: Bugün liseliler gözünü AKP iktidarıyla açtı ve aslında AKP’nin hamuruyla yoğrulmaya çalışıldılar. AKP’nin hamurunda ne vardı? Gericilik var, gençlik bunu taşısın istediler. Ve ekonomik kriz halini liselerde de emekçi ailelerin çocukları yaşıyor. Tabi ki de bu atmosferden etkileniyorlar ama etkilenmiyor gibi de gözüküyorlar. Çünkü düzen böyle istiyor, bunları göz ardı etmemizi istiyor.  AKP’nin krizlerini, AKP’nin gericiliğini görmeyelim istiyorlar. Aynı zamanda bununla birlikte düzen de kendi arasında ittifaklar oluşturuyor, bir yerel seçime gidiyoruz. Bu ittifaklar ayrılıyor, birleşiyor ama tek bir şeyde birleşiyorlar. Gericilikte birleşiyorlar, sömürü de birleşiyorlar. Ve biliyoruz ki meslek liselerinde liselilerin emeği sömürülüyor, diğer liselerde gençlik gericilikle mücadele ediyor, laikliğin tasfiyesiyle mücadele ediyor. Sosyalist Liseliler de şunu söylüyor: Biz sizin ittifaklarınızı istemiyoruz, biz sosyalizm istiyoruz. Ve bunun doğrultusunda da “Bize Sosyalizm Gerek” etkinliğimizi gerçekleştireceğiz.

‘Gençlik mücadelesinde yeni ve inatçı bir kuşağın var edilmesi’

Gülin K.: Aslında okullarımızdan solun tasfiye edildiği, ilerici, aydın hocaların, müfredattaki bilimsel ögelerin tasfiye edildiği dönemde  Sosyalist Liseliler’in bu etkinliği yapıyor olması biraz da şu demek: Gençlik mücadelesinde yeni  ve inatçı bir kuşağın var edilmesi. Liselerde mücadelenin büyümesi ve hız kazanması için yapmış olduğumuz bir etkinlik olacak. Biz görüyoruz ki 17 Mart etkinliğimizin daha gerçekleşmeden bize birçok kazanımı oldu. Ve inanıyoruz ki 18 Mart günü kazandığımız şeyler bundan çok daha fazla olacak. 17 Mart’ın önemi bizce bu. Nerede geleceksizlik varsa, nerede emek sömürüsü varsa, nerede gericilik varsa orada liselilerin kendini Sosyalist Liseliler’le görmesi gerekiyor.

Yiğit A.: Şimdi biz 17 Mart’ta, Aksaray Su Gösteri Sanatları Merkezi’nde  bir etkinlik yapıyoruz, bu etkinliğin adına “Bize Sosyalizm Gerek” dedik. Bu adı biz rastgele koymadık. Bugün liseliler için temel sorun giderek daha fazla yoksullaşma, bilimsel eğitimin giderek elden alınmasıdır ve biz buna karşılık diyoruz ki, hayır kardeşim! Ne AKP, ne CHP, ne İYİ parti ne HDP… Bize tam anlamıyla bir şey vaat etmiyor. Yani ne eğitimin tam anlamıyla ücretsiz olacağından, ne ulaşımımızın ücretsiz olacağından bahsediyorlar ne de attıkları hocalarımızın geri geleceğinden bahsediyorlar. E dolasıyla ortada bize vaat edilen hiçbir şey yoktur. Aktarmaların, ulaşımın ücretsiz hale gelmesi bizim için bir lütuf değil; yapılması gereken şeydir. İşte bu yüzden dedik ki, ‘bize sosyalizm gerek!’. Liselilerde bu noktada tavrını ortaya koyacak. O gün Aksaray Su Gösteri Sanatları Merkezi’nde liseliler bir araya gelerek aydınlanma bayrağını daha fazla yukarı yükseltecek.

‘Cumhur ve Millet ittifaklarının ettiği kavgaya inanmıyoruz’

Manifesto: Yerel seçimlerdeki aktörlerin ucuz vaatlerini beğenmediğinizi sıkça dile getirdiniz; zaten etkinliğin başlığı bile bunu yeterince vurguluyor. O halde Sosyalist Liseliler’in yerel seçimlerdeki politik kararınızı sormak isteriz.

Yiğit A.: Biz dediğimiz gibi ‘cumhur’ ve ‘millet’ adında iki ayrı ittifaka inanmıyoruz, bunların ettiği kavgalara da inanmıyoruz. Biz diyoruz ki sizin kirli ittifaklarınıza, verdiğiniz boş vaatlere bizim karnımız tok. Dolayısıyla biz bu yerel seçimlerde Bağımsız Komünist Adayların desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü Bağımsız Komünist Adayların verdiği vaat basittir, çok nettir, o da sosyalizm. Ve bu liselilere de emekçilere de yeter.

Gülin K.: Sosyalizm demek bizce insanın insanca yaşayabileceği tek düzen demektir. Yani emekçi çocuklarının gelecek kaygısı çekmemesi, gerici dinci vakıf ve cemaatlerin okullarda seminer düzenleyememesi demektir. Yani aydınlanma, eşitlik, bağımsızlık demektir. Bu nedenle biz liselilerin geleceğinin sosyalizmle kazanılacağı vurgusunu her daim yaptık. Seçimlere giderken görüyoruz ki yerel belediyecilik anlayışı rantçılık üzerinden şekilleniyor. Yani aslında mesele kimin yandaşlarının ihaleleri alacağıdır. Bu noktada rantçılara, ihalecilere, hırsızlara sırt çevirdik. Türkiye’nin dört şehrinde Bağımsız Komünist Adayları destekliyoruz.

Boran A.: Bugün düzen siyaseti memlekete ve gençliğe dair birçok vaatte bulunuyor ama biz bunların içinin boş olduğunu düşünüyoruz. Çünkü bir liselinin isteyeceği bilimsel eğitimden, ücretsiz eğitimden bahsetmiyorlar. Staj sömürüsünün ortadan kalkacağından bahsetmiyorlar, eşit bir eğitimden bahsetmiyorlar. Bundan korkusuzca bahseden memleketin dört yanında aday olan bağımsız komünist adaylar var. Bu yıl 12. Sınıflar ilk oylarını kullanacaklar. Bizde ilk oylarımızı ücretsiz ve bilimsel eğitim için, eşitlik için ilk oylarımızı İstanbul’da Aysel Tekerek, İzmir’de Deniz Tütmez, Sakarya’da Murat Taksim ve Gaziantep’te de Sibel Altıntaş’tan yana kullanacağız.

‘Laiklik, ilericilik, aydınlanma mücadelesine arkadaşlarımızı katmaya çalışıyoruz’

Manifesto: Birkaç yıldır kararlı, inatçı bir lise çalışması yürütüyorsunuz Sosyalist Liseliler olarak. Hem düzenli olarak yayınlarınız çıkıyor hem de özel başlıklarda Aydınlanma Okulları’nda liseliler toplanmaya devam ediyor. Sizden geçtiğimiz dönemin bir değerlendirmesini ve önümüzdeki süreçteki programınızı dinleyebilir miyiz?

Boran A.: Bu seneki eğitim öğretim yılı skandal bir şekilde başladı zaten. Ensar Vakfı ve gerici cemaatlerle anlaşmalar olsun, ülkü ocaklarının okullarımıza kadar girmesi olsun… Önceki söylediklerimizin altını çiziyoruz, staj sömürüsü olsun, bilimsel eğitimin tasfiyesi olsun bu durumlar liselilerde bir rahatsızlık oluşturuyor. Her ne kadar AKP iktidarının eline doğsak da rahatsızlık içerisindeyiz. Bunun için de şunu yapıyoruz, iki haftada bir gerçekleşen aydınlanma okulları aylık düzenli yayınımız ve 17 Mart’taki salon etkinliğimizle liseli arkadaşlarımıza ulaşıyoruz ve bu düzenden rahatsız olan tüm arkadaşlarımızla iletişim kurmaya çalışıyoruz. Bu mücadeleye yani laiklik, ilericilik, aydınlanma mücadelesine arkadaşlarımızı katmaya çalışıyoruz.

Gülin K.: Aslında geçtiğimiz döneme baktığımızda Boran’ın da bahsettiği gibi liselilerin karşılaştığı birçok sorun vardı. Çok fazla şeylerden şikayetçiydi liseliler, bizde mücadele edilmesi gerektiğini biliyoruz ve liselerde bu doğrultuda mücadelemizi verdik. Ve başarılı çalışmalar yaptığımızı düşünüyoruz açıkçası. Gerek Aydınlanma Okulları, gerek Sosyalist Liseliler dergimiz bizim için önemli. Sosyalist Liseliler olarak 4. Yılımızdayız. Yani 4 yıldır liselerde gericiliğe karşı laikliğin, piyasacılığa karşı, sömürüye karşı sosyalizmin bayrağını yükselttik. Yaptığımız çalışmaların başarısının ve öneminin şurada olduğunu görebiliriz:  Onlar kindar, dindar bir nesil istiyor zaten defalarca kez dile getirdiler. Tacizci hocaları protesto eden öğrencileri cezalandırdılar, tacizciler öğretmen sıfatıyla görevlerine devam edebiliyorlar öğretmen sıfatıyla. İktidar itaat beklerken gençlik yan yana geliyor sosyalizm bayrağı altında toplanıyor, bu bayrak altında üretim yapıyor. Aslında başarının ölçüsü bizim için biraz da irade. Solun geri çekildiği, liselilerin karanlıkla kuşatıldığı bu dönemde solun ve sosyalizmin bayrağının yükseltilebiliyor olmasının tek nedeni irade.

‘Bizim çağrımız tacizci hocalardan, badem bıyıklı idarecilerden rahatsız olan liselileredir’

Manifesto: Son olarak Aksaray Su Gösteri Merkezi’nde, 17 Mart’ta düzenlenecek olan ‘Bize Sosyalizm Gerek’ etkinliğinize çağrı mesajlarınızı almak istiyoruz. Kimleri etkinliğe davet ediyorsunuz?

Yiğit A.: Bu etkinlik bahsettiğimiz gibi liselilerin bu sömürüye, eğitimsizliğe, ücretli ulaşıma karşı yaptığı bir etkinlik. Dolayısıyla biz iktidardan rahatsız olan, bu düzenden rahatsız olan bütün liseli arkadaşlarımızın bu etkinliğe gelmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Bugün iktidar liselerden hiç ses çıkmadığını, ne yaparsa liselilerin kabul edeceğini düşünürken, ‘biz meslek lisesi müfredatlarını patronlara da hazırlatsak, imam hatipleri her yerde palazlandırsak da her yere özel okular açmaya çalışsak bile liselilerden ses gelmiyor’ derken bugün Sosyalist Liseliler bu etkinliği yapıyor. Dolayısıyla liseler sosyalizm mücadelesinin yükselmesi gerektiğini düşünen, aydınlanma mücadelesinin yükselmesi gerektiğini düşünen bütün arkadaşlarımız bu etkinliğe davetlidir. Buradan bir kez daha bütün devrimci arkadaşlarımızı etkinliğimize davet ediyoruz.

Gülin K.: Bizim çağrımız kimleredir? Yiğit’in söylediği gibi bu memleketi yıllardır ayakta tutan emekçilerin çocuklarınadır. Bizim çağrımız ilericilikten yana olan, tacizci hocalardan, badem bıyıklı idarecilerden rahatsız olan liselileredir.

Boran A.: Bugün düzen siyaseti memleketi geleceksizlik uçurumuna sürüklüyor. Bizim çağrımız en başta tabii geleceğini kazanmak isteyen liselilere. Bununla birlikte stajlarda, AKP’nin gerici politikaları tarafından kuşatılmış, ucuz iş gücü olarak görülüp meslek liselilerine mecbur edilmiş, imam hatiplere mecbur edilmiş liseli arkadaşlarımızın gelmesini istiyoruz. Aynı zamanda memleketin gidişinden rahatsız olup da söz söyleme gerekliliği hisseden liselilerin gelmesini istiyoruz. Son olarak da ilk defa oy kullanacak ve ilk oyunu da sosyalizmden, bağımsızlıktan yana olmasını isteyen liselileri aramızda görmek istiyoruz.