PUSULA | Sağım solum ebe, acaba CHP nerede?

Sağım solum ebe, acaba CHP nerede?

10-02-2019 09:11

Atlanmaması gereken nokta ise CHP’nin çok uzun süredir ilkesizlik, sağcılaşma hamlelerinde geri adım atmadığı. Oysa ki tarihine bakarsanız CHP’nin sol söylemlerinin toplumda daha fazla karşılık bulduğunu da görürsünüz. Ancak mevcut tabloda bir tercih yapılmıştır ve AKP tabanına seslenerek ilerlemek konusunda tam gaz ilerlenmiştir.

DERİN DEMİR

Yine bir seçim dönemi ve yine her seçimde olduğu gibi kulaklarımızda benzer cümleler uğuldamaya başladı bile. “AKP’nin geriletilmesi için…”, “Bu seçim çok önemli…” “Oyları bölmeyin…” ve dahası. Yıllardır bu söylemlerle sosyalistlere alternatif olarak gösterilen ise sosyal demokrasiden liberalizme, liberalizmden sağcılığa kayan CHP’den başkası değil.

Her seçim döneminde gözler kararıyor, yüksek sesle anlatılanlar doğru kabul ediliyor, kafalar sayılmaya, akıllar uçmaya başlıyor…

Ancak buradaki temel sorun, hala sosyal demokrasiden, liberalizmden ve sağcılık yarışından ekmek çıkarma uğraşı. Dolayısıyla başa ilk yazılması gereken, sosyalistlerle sosyal demokrasinin rotalarının ayrı olduğunun altının kalın bir şekilde çizilmesi gerekliliği. Sosyalistler ve sosyal demokrasi arasındaki çizginin kalınlığını bu sayfalarda fazlasıyla paylaştık. Buradan hareketle özellikle seçim dönemlerinde bir takım sosyalistin CHP’nin peşine takılma çabası elbette özel olarak değerlendirilmelidir; ancak bu yazıda merkeze CHP’yi oturtarak bakmaya çalışacağız.

Kısaca üzerinden geçmek gerekirse; yine bir seçim döneminin ‘dönemsel’ ürünü olan Ekmeleddin vakası, artık zamana bırakılmış, gerici ve faşistlere takılan rozetlerin sahipleri parti içinde koltuk sahibi olmuş; halkçılık, laiklik, cumhuriyet parti siyasetinde terk edilmiş, öyle ki 17 yıldır tarihimizin en büyük kazanımlarını tek tek sermayeye peşkeş çeken, dış siyasetini ikiyüzlüce sürdüren, toplumu gerici söylemleriyle birbirine düşman eden AKP ile gericilik yarışına tutuşur hale gelmiştir CHP.

Tüm bu ilkelerin ortadan kalkması, gericilik, emperyalizm, sermaye karşıtlığı kimliği barındırmasa da ısrarla düzen karşıtıymış gibi bir algı yaratılma çabası CHP’de bir kimlik sorunu, yönelim sorunu, siyasi savrulma ve kaçınılmaz olarak da örgütsel bir soruna tekabül ediyor.

Parti içinde son dönemde yaşanan istifalar, sağcı-solcu fark etmeksizin gösterilen adaylar, partinin tepesine kadar ilerlemiş ve “ben çizgimi değiştirmedim, sadece parti değiştirdim” diyebilecek cüreti bulan gericiler bunun en somut örnekleri. Maalesef ki insan hayatının en temel belirleyeni olan siyasetin bu kadar ayaklar altına alındığı bir dönemde gerçekleşen bu ilkesizlik hali, bir takım solcuya da alan açarak, umudu halkın örgütlülüğü ile eşitlik ve özgürlük mücadelesinde görmek yerine CHP kapılarında aramasına neden olabiliyor.

“AKP’yi geriletmek” üzere sağlı sollu aday çıkaran CHP, Meral Akşener’in “Cumhurbaşkanlığı makamında kim oturursa otursun ona laf söyletmeyiz. Dil uzatanların dilini, koparmayı biliriz.” sözleriyle halkı tehdit etmesine ne diyecek?

Buradan hareketle, bildiğiniz üzere CHP – İP arasında yapılan ittifak ile CHP’nin aday göstermediği yerlerde İP, İP’in aday göstermediği yerlerde CHP adayları desteklenecek.

Örneğin hala adayın açıklanmadığı Ordu’da İP’in aday göstereceği ve CHP’nin destekleyebileceğini açıkladığı, 4+4+4 eğitim sistemini protesto eden öğretmenlere sıkılan biber gazı sonrasında, “Biber gazımız yüzde 100 organik, doğal. Biber gazından kimse ölmedi” diye dalga geçen, Erzurum’da bir vatandaşın, kendisini gördüğüne sevindiğini söylemesi üzerine utanmazca “Hadi bir takla at ya da oyna da göreyim” karşılığını veren, Uludere olayı konusunda, “Yanlıştan doğru sonuç çıkmaz. Sağ yakalansalar, kaçakçılıktan yargılanacaklardı. Hayatlarını kaybedince kaçakçılık olayı gölgede kaldı” diyen, Van depremi sırasında çadıra yerleştirilmiş vatandaşlara, “Sarayda oturuyorsunuz, gel dediğiniz yok” diye seslenen İdris Naim Şahin’e ne demeli?

Ya da İmamoğlu?

Siyasete ANAP ile başlayan, Trabzonspor Futbol Kulübü, Trabzonspor Basketbol Kulübü ve Beylikdüzüspor Kulübü’nde yöneticilik yapan İmamoğlu, 10 Kasım’da Mustafa Kemal için mevlit okuttu, Cumhuriyet düşmanı şeriatçı Akit gazetesinin yine aynı özellikleriyle bilinen “efsane” Yayın Koordinatörü Hasan Karakaya için taziye mesajı yayımladı, Suriye’deki cihatçı çetelerle yakın ilişkisi bilinen İHH’nin organizasyonlarına destek verdi… İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Adayı için ismi açıklandıktan hemen sonra ise Erdoğan ile münasebeti göz doldurdu.

CHP tabanını yitiriyor mu?

Ya da herkesin yakından tanıdığı Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı faşist Mansur Yavaş, ya da 2004 yılında DYP’den Manisa belediye başkanı adayı olan, 2009’da AKP’ye geçen ve AKP’den istifa ederek 31 Mart’ta İP ve CHP’nin Manisa Belediye Başkan adayı olan Orkun Şıktaşlı ya da 2014’te Saadet Partisi’nden Sason Belediye Başkanı seçilen, 2017’de AKP’ye geçen, 31 Mart seçimleri için AKP’den aday gösterilmeyince CHP’ye geçen ve açıklamasında, “Atatürk’ün Güneydoğu’da bir belediyesi olsun diye kitlemle CHP’ye katıldık” diyen, rozetini de bizzat Kılıçdaroğlu’nun taktığı Cuma Uçar… ‘Sağ sol diye bir şey kalmamıştır’ diyerek açıkça partisinin sağ yönelimini açık eden Kılıçdaroğlu, ülkücü kökenli ve ANAP kökenli eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’a da rozetini takıveriyordu. Örnekler arttırılabilir.

Atlanmaması gereken nokta ise CHP’nin çok uzun süredir ilkesizlik, sağcılaşma hamlelerinde geri adım atmadığı. Oysa ki tarihine bakarsanız CHP’nin sol söylemlerinin toplumda daha fazla karşılık bulduğunu da görürsünüz. Ancak mevcut tabloda bir tercih yapılmıştır ve AKP tabanına seslenerek ilerlemek konusunda tam gaz ilerlenmiştir. Dolayısıyla bu durum 70’lerde yaratılan CHP’nin sol söylemlerinin artık esamesinin okunmadığını da göstermektedir. CHP 2. Cumhuriyet’e teslim olmuştur ve artık merkez sağa kayan bir partidir.

Yıllardır “kemikleşmiş” denilecek CHP tabanının büyük bir çoğunluğu ise bu durumu kabul etme noktasında değildir. CHP, particilik oynamaktadır. Bir yerde faşist aday çıkaracaksınız, bir yerde müteahhitliği ile övünen adaylar, bir yandan solcuları peşinize takıp aday gösterip solculuk yapacaksınız, bir yandan AKP ile gericilik yarışına gireceksiniz… Bu ne cüret diye sormazlar mı?

Yazının başında bahsedilen uğuldamaları ise artık CHP’nin tabanı değil, CHP’nin merkezi kadroları ve şaşkın dalan ördekler kıvamına gelmiş solun bir kesimi dillendirmektedir. Ne CHP bir umuttur ne de peşine takılan solcular. Umut, bu seçimlerde gerçek bir seçenek arayan emekçi halkımız ve bu seçeneği somut olarak ortaya koyan, ‘sağ sol kalmadı’ diyenlere inat ‘yağma yok, sosyalizm var’ diyen bağımsız komünist adaylardan başka bir yerde değildir. Dolayısıyla tüm bu tiyatro oyununa ve özelde yeni merkez sağ partisi CHP’ye karşı bu seçimlerde #ezberboz demek çok daha önem kazanıyor.