PUSULA | İHH: Kullanışlı aptal mı, üvey evlat mı?

İHH: Kullanışlı aptal mı, üvey evlat mı?

19-05-2019 06:20

Vakfın gelişiminde öne çıkan 2 büyük olay ise Mavi Marmara olayı ve Suriye dönük cihatçılar eliyle gerçekleştirilen emperyalist saldırganlık. Vakıf şu anda 135 ülkeye yardım götürdüğünü söylüyor.

Hasan Dramalı

Uzun yıllardır gündemde olan, fakat AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kaybetmesiyle gündemin ilk sıralarına yerleşen ve seçimin yenilenmesinde başat saiklerden biri olan AKP’ye yakın vakıfların, devlet ve belediye olanaklarıyla beslenmesi, bu vakıfların rezillikleri ve misyonlarıyla birlikte toplumda yoğun şekilde tartışılıyor.

Devlet olanaklarının seferber edildiği bu vakıfların başında TÜRGEV, Ensar Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti, Önder İmam Hatipliler Derneği, Okçular Vakfı ve İHH’nin adı sayılıyor. Hepsinin İslami karakteri olmakla birlikte bu gruplar içinde İHH, İslami tonu en baskın vakıf olarak diğerlerinden gericilikte birkaç adım önde bulunuyor. Diğer vakıflar Türkiye içine dönük faaliyetlere ağırlık verirken, İHH bölgedeki ve dünyadaki Müslüman nüfusun ağırlıkta olduğu ülke ve bölgelerde faaliyetlerine ağırlık veriyor. Bu haliyle cihatçı ve hatta cihatçı terörist yapılarla dirsek teması olan İHH, yoğun bir İslami söyleme sahip bir vakıf olarak cihatçı çetelere yardım kuruluşu görüntüsü çiziyor.

Uluslararası ‘yardım’ kuruluşu olarak İHH, AKP’nin bölge ülkelerine ve dünyada Müslüman nüfusun olduğu ülkelere dair politikalarında kullanışlı aptal olarak hizmet verirken, cihatçılarla temas noktalarının fazlasıyla olması, dönem dönem bu vakfın üvey evlat muamelesi görmesine sebep oluyor.

İBB ve diğer belediyelerden nasıl destek alıyor?

Bir uluslararası ‘yardım’ kuruluşu olarak İHH’nin, TÜRGEV ve diğerleri gibi belediyelerin direkt bina, arsa hibesi gibi olanaklarından yararlanması, misyonu gereğince pek mümkün olmamasıyla bu vakfın diğerlerine göre belediye desteklerinden yararlandığına dönük bilgiler basında çok fazla yer almıyor. Fakat İHH, belediye olanaklarını daha çok propaganda için kullanıyor.

Hepimizin bildiği ve gördüğü üzere özellikle İstanbul’da, İHH’nin büyük kampanyaları sırasında belediyeye ait bilboardlar ve toplu taşıma araçlarında yer alan reklam panoları büyük ölçüde İHH’nin propaganda afişleriyle dolduruluyor. Kermes, stand gibi faaliyetleri belediye olanakları kullanılarak neredeyse vakfın bütçesinden hiç para çıkmadan gerçekleştiriliyor. İstanbul’da sadece bir şubeye sahip bir vakfa İBB tarafından bu kadar olanak sağlanması dikkat çekiyor. İşin bir diğer boyutu ise AKP-İHH bağlantısı. Belediyede işe alımlarda İHH kökenli kişilere öncelik tanındığı sıkça dile getiriliyor. Hatta belediyede işe alımlarda ve memurluk mülakatlarında sorulan “herhangi bir yardım faaliyetine katıldınız mı, yardım derneği/vakfına üyeliğiniz oldu mu?” minvalinde soruların bu vakıflara yardım edenleri öne geçirmek için olduğu yıllardır bilinen bir gerçek.

Son seçimlerde AKP’den Sancaktepe Belediye Başkanı olan Şeyma Döğücü’nün ise İHH kökenli olduğu kendisi tarafından da açıkça söyleniyor.

Ne zaman kuruldular, nasıl bir gelişim gösterdiler ve hangi yapılarla bağlantılılar?

Bosna Savaşı sırasında, Bosna’daki cihatçılara yardım göndermek için toplanan Türkiye’deki cihatçıların bir organizasyonu olarak 1995’te kurulan İHH, bu tarihten itibaren dünyada nereye İslamcılar ve cihatçılar eliyle operasyon düzenleniyorsa orada yer aldı. Bosna’ya yardım ulaştıran ilk kuruluş olmasıyla övünen İHH, ilk görevini başarıyla yerine getirdi. Eski Yugoslavya’da yer alan ülkelere dönük faaliyetleri halen devam eden İHH, NATO kontrolü ve denetiminde kurulmuş olan emperyalizmin kuklası bir devlet olan Kosova’ya en fazla yardım gönderen kuruluşlardan biri olmakla övünüyor.

İşin ilginç yanlarından biri ise İHH, Çeçenistan’da bulunan cihatçılara ilk yardım gönderen kuruluş olduğunu iddia ediyor. Çeçenistan çatışmalara rağmen hiç bir zaman bir insani kriz yaşamamıştı.

Vakfın gelişiminde öne çıkan 2 büyük olay ise Mavi Marmara olayı ve Suriye dönük cihatçılar eliyle gerçekleştirilen emperyalist saldırganlık. Vakıf şu anda 135 ülkeye yardım götürdüğünü söylüyor. Fakat yardımlar çoğunlukla üstte saydığımız ülkelerle birlikte, Ortadoğu’daki diğer ülkeler ve Afrika’daki Müslüman ülkelerde yoğunlaşıyor.

Kullanışlı aptal olarak İHH

AKP’nin ve emperyalizmin direkt müdahalesinin sınırlı olduğu bölgelere ve ülkelere dönük özellikle cihatçı çeteleri desteklemek amacıyla yardım kisvesi altında operasyonlar gerçekleştiren İHH, bu haliyle AKP’nin ve emperyalizmin kullanışlı aptalı durumunda bulunuyor.

İHH’nin özellikle Suriye’ye dönük yardım operasyonlarında bu durumu görüyoruz. Suriye’deki cihatçılara İHH tırları vasıtasıyla silah ve erzak taşındığı sık sık gündeme geliyor. Bazı olaylarda bu durumun kanıtlandığı da oldu. İHH’nin tırları bu silah taşıma operasyonları sebebiyle sık sık Rus uçaklarının hedefi oluyor. Rusya, uçak krizinden sonra Türkiye’nin IŞİD’e dönük desteğine dair açıkladığı kanıtlarda, İHH tırlarının bu silah yardımlarında kullanıldığına dönük kanıtları vurgulamıştı. Fakat Rusya-Türkiye ilişkilerinin düzelmesiyle Rusya, bu belgeleri geri çekti. Daha önce Çeçenistan, şimdi ise Somali vb ülkelere dönük faaliyetleriyle İHH, Müslüman nüfusun ağırlıkta olduğu ülke ve bölgelerde buralardaki cihatçı güçlerin desteklenmesinde önemli bir işlev görüyor.

Gazze’ye yardım konvoylarıyla ise hem direniş hattında daha cihatçı güçlerin desteklenmesini sağlarken, diğer taraftan Türkiye’nin İsrail’le bölgesel rekabetine katkı sağlıyor. Aynı operasyonu İHH bugün Yemen’e dönük düzenliyor. Yemen savaşının başlarında Suudi destekli gruplara yardım taşıyan İHH, Suudi Arabistan-Türkiye ilişkilerinin iyiden iyiye gerilmesiyle, Suudi Arabistan’a karşı bir kampanyaya girişmiş durumda. Bu kampanya’daki amaç Suudi Arabistan’ın bölgesel rekabette geri düşürülmesi olarak öne çıkıyor. Yardımdan çok ön plana çıkanın Suudi Arabistan’ın savaş suçlarını göstermek olduğu kampanyanın daha çok bir propaganda kampanyası olmasıyla bile anlaşılıyor.

Üvey evlat olarak İHH

İHH, dış ülkelere dönük müdahale aracı olarak, dış politika alanında dönem dönem AKP’yle arası açılabiliyor. Gazze örneğinde AKP’den daha radikal bir politikayı savunması örneğinde veya  pek çok yerde cihatçılara daha ciddi destek verilmesini savunduğu örneklerde(Çeçenistan, Somali vb örnekler) AKP’yi daha radikal bir politikaya zorlamaya çalışıyor. Fakat Suriye örneğinde daha karmaşık bir politikanın temsilcisi durumundalar. Cihatçılara destek verirken diğer taraftan açıklamalarıyla savaşı istemediğini, Türkiye’nin Suriye devletiyle ilişkisinin kopmaması gerektiğini ve tekrar ilişkilerin kurulması gerektiğini savunuyor.

AKP’nin dış politika değişikliklerinde ise İHH’nın, AKP tarafından kurban edilen duruma gelmesi ve suçların üzerine yıkılması çok kolay gerçekleşiyor. Mavi Marmara olayından sonra AKP’nin İsrail’le barışma döneminde bunun örneğini gördük. Erdoğan 2016 yılında gerçekleşen İsrail’le ilişkilerin normalleştirilmesi döneminde İHH’nın Mavi Marmara seferine ilişkin; “Siz kalkıp da Türkiye’den böyle bir insani yardımı götürmek için günün başbakanına mı sordunuz.” ifadelerini kullanarak, “edepsizlikle ve şov yapmakla” suçlayarak İHH’yı hedef tahtasına oturtmuştu. Aynı zamanda bu sözler o dönem AKP içinde İslamcıların tarafından yer alan İHH’ya, Pelikancılarla kavgasında atılan bir tokattı.

Bütün bu haliyle devlet olanaklarından ciddi miktarda yararlanan İHH, dış politikada kullanışlı aptal durumunda olurken aynı zamanda dış politika değişikliklerinde kolayca üvey evlat pozisyonuna düşebiliyor.