PUSULA | HDP neyi seçmemizi istiyor?

HDP neyi seçmemizi istiyor?

10-02-2019 09:07

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Kürt partileri güç birliği yapmalı. Birlikte hareket etmeli” diyerek birlik çağrısında bulundu. Görüşme yapılanlar arasında ÖSP, PDK-Bakur, KDP-Türkiye, İnsan ve Özgürlük Partisi ve Azadî Hareketi bulunuyor. Bu güç birliğinin Batı’dakinden farklı bir zemine dayandığını ve bölgesel “ihtiyaçlara” denk düştüğünü belirtmeliyiz.

GÖKMEN KILIÇ

Türkiye’de seçimlerin diğer birçok ülkeye göre farklı özellikler taşıdığını söyleyebiliriz. Ülkemizdeki siyasal iklimin, mücadele başlıkları açısından zengin olanaklar sunduğunu, bu olanakların ise özellikle seçim dönemlerinde daha çok açığa çıktığını biliyoruz. Hiç kuşku yok ki, seçimler mevcut düzenin meşruiyet kaynaklarından birini oluşturmaktadır. Düzenin ideolojik olarak tüm siyasi yelpazeyi ve dolayısıyla toplumu ideolojik bir kuşatma altına almaya çalıştığını biliyoruz. Diğer taraftan, toplumda oluşan politizasyonun bizlere başka olanaklar sunduğunu da görmeli, bu olanakları sonuna kadar değerlendirmenin yollarını aramalıyız. Devrimciler açısından temel prensip; oy almanın ve propaganda yapmanın ötesinde, sosyalizmin siyasal ve örgütsel etkisinin artırılması olmalıdır.

Ülkemiz yerel seçimlere giderken, belli kesimler tarafından seçimlerin fazlasıyla kutsandığını görüyoruz. Bu eleştirimizden seçimlerin önemsiz olduğu anlamı çıkarılmamalıdır. Mesele yapılacak seçimlerden sonra sonuç ne olursa olsun, ülkemizde özlemini duyduğumuz şeylerin olması için seçim kazanmaktan çok daha fazlasına ihtiyacımızın olduğu gerçeğidir. Düzen partileri açısından bu kutsamanın ideolojik sebepleri olduğu kadar, bir oy devşirme yöntemi olarak görüldüğünü de belirtmeliyiz.

Düzen cephesi için yerel seçimler, dolaylı-dolaysız ittifakların kurulduğu, oy uğruna her yolun mübah sayıldığı bir zeminde ilerliyor. Mevcut tabloda AKP-MHP’nin Cumhur İttifakı, diğer yandan CHP-İP’nin Millet İttifakı’nı görüyoruz. HDP’nin düzen muhalefeti olarak kodladığımız CHP-İP ittifakına örtülü desteği ise herkesin malumu. Liberal-Milliyetçi ittifakın resmi olmasa da fiili olarak içinde yer alan HDP, kendi adaylarını büyük ölçüde Millet İttifakı’nın yönelimleri üzerine belirlenmiş durumda.

Öncelikle HDP’nin ülkenin farklı bölgelerde yürüttüğü ittifak ve aday politikalarını inceleyelim ve ardından bu siyaset tarzını oluşturan maddi temeller üzerine birkaç söz söyleyelim.

HDP Büyükşehirlerde CHP-İP ittifakının parçası oldu

Bilindiği üzere CHP ve İP’nin oluşturduğu ittifak yaklaşık 50 ili kapsayan genel bir ittifak politikası olarak yürütülüyor. Millet İttifakı’nın devamı niteliğindeki bu birliktelik, HDP’nin aday belirleme sürecinde de etkili oldu. HPD birçok ilde adaylarını CHP-İP ittifakının konumlanışına göre şekillendirdi. İstanbul, Adana, İzmir gibi büyük şehirlerde aday çıkarmayacağını açıklayan HDP, İstanbul’da yalnızca 6 ilçede aday göstereceğini açıkladı. Son olarak Beyoğlu’ndan CHP adayı olan Alper Taş’ı destekleyeceğini açıklayan HDP, İstanbul’da fiilen CHP-İP ittifakının bir parçası haline gelmiş durumda. HDP sözcüsü Saruhan Oluç’un “demokrasi lehine fedakârlık yapıyoruz” açıklaması CHP’nin müteahhit adayı Ekrem İmamoğlu’na verilen açık bir destek olarak okunmalıdır.

Kürt İllerinde Barzanici-İslamcı ittifak arayışı

HDP Kürt illerinde ise içlerinde Barzanici ve İslamcı birçok partinin olduğu bir ittifak arayışı içerisinde. Geçtiğimiz aylarda Diyarbakır’da ‘Yerel Yönetimler Çalıştayı’ adıyla yaptığı toplantıda çağrıda bulunan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Kürt partileri güç birliği yapmalı. Birlikte hareket etmeli” diyerek birlik çağrısında bulundu. Görüşme yapılanlar arasında ÖSP, PDK-Bakur, KDP-Türkiye, İnsan ve Özgürlük Partisi ve Azadî Hareketi bulunuyor. Bu güç birliğinin Batı’dakinden farklı bir zemine dayandığını ve bölgesel “ihtiyaçlara” denk düştüğünü belirtmeliyiz.

Diğer illerde nabza göre şerbet

HDP’nin resmi olarak destek açıklaması yaptığı diğer adaylar ise şu şekilde: Şanlıurfa Büyükşehir bağımsız adayı, eski AKP Milletvekili Sebahattin Cevheri, DSP Gaziantep Büyükşehir adayı Celal Doğan. Resmen henüz açıklanmasa da kesin gözüyle bakılan CHP Mersin Büyükşehir adayı Vahap Seçer.

Bunlara ek olarak HDP Samsun İl Eş Başkanı Cevdet Bakın’ın, “AKP ve MHP’nin adayı kazanacağına İyi Parti adayı Necattin Demirtaş gayret edip o kazansın” açıklaması, aynı politikanın devamı olarak düşünülmelidir.

HDP’nin neredeyse sol bir ittifak içinde bulunduğu tek yer ise Dersim. HDP, Komünist aday Fatih Maçoğlu’na karşı EMEP, ESP ve Partizan ile birlikte ortak aday çıkarma kararı aldı.

Düzen muhalefeti ve “demokrasicilik”

Gelinen noktada HDP’nin diğer düzen özneleri ile geçişken bir siyaset izlemesinin maddi temelleri bulunuyor. HDP’nin liberal bir siyasal hat izlediğini, bu hattın Türkiye’de “demokratlık” ile özdeş hale getirildiğini görüyoruz. Sol içerisinde “demokrasicilik” adına bu siyasete teşne öznelerin olduğu ise bir gerçek. Bu anlayışın ülkeyi okuma biçiminin temelden yanlış olduğunu söylemeliyiz.

Öncelikle bu bakış açısı, tarihsel değil, mutlak anlamda güncel dinamiklerin belirlenimi ile siyaseti okumaktadır. İkincisi, ülkede yaşanan sorunların kaynağını bir avuç insanın kişisel ihtirası olarak görmektedir. “Saray çetesi” tam da bu anlayışı yansıtan bir tanımlamadır. Teorik açıdan “saray çetesi” ile “oligarşik düzen” arasında hiçbir temel fark yoktur. Doğal olarak mutlu azınlığa karşı, geniş bir ittifak politikası yürütmek kimileri için devrimci bir seçenek olarak görülmektedir.

Aynı şekilde örneğin, ABD politikasını belirleyen şeyin Trump’ın çılgın fikirleri ve kişisel tercihleri olduğu sanılmaktadır. Oysa Trump, ABD içindeki bir politik düşünceyi temsil etmektedir. Trump’ın temsil ettiği politikayı uygulama biçimi bu açıdan tali bir konudur. Erdoğan için de aynı kategorik değerlendirmeleri yapmak mümkündür.

AKP’yi geriletmek adına CHP ya da İP gibi düzen partilerine oy vermeyi düşünmenin solculuk ile uzaktan yakından ilgisi bulunmamaktadır. Sol, ancak kendi mevcudiyetini, düzen karşıtı bir güç olarak örgütlediğinde gerçek bir özne haline gelecektir.