PUSULA | Gericisiyle, faşistiyle, aşiret reisiyle… CHP oyları bölüyor!

Gericisiyle, faşistiyle, aşiret reisiyle… CHP oyları bölüyor!

24-03-2019 09:14

Açıkça söylemek gerekiyor ki, CHP yıllardır sosyalistlerin oyunu bölmektedir. Artık bu gerçek görülmelidir.

Derin Demir

Seçimlere az bir zaman kala birçok yurttaşımız seçimlere yönelik tavrını da belirlemiş durumda. Sol ve özel olarak da CHP cephesinde yine her zaman olduğu gibi kaçıncı keredir “AKP’yi geriletmek” üzerinden hesaplar yapılıyor, çeşitli şekillerde ikna yöntemlerine başvuruluyor.

Yıllardır aynı terane…

Sanki AKP’nin geriletilmesinin tek yolu seçimlermiş gibi ve (velev ki) seçimle geriletilmesinin ardından Cumhuriyet’in bir bir yok edilen kazanımları geri gelecekmiş gibi.

Sahi neydi o kazanımlar? Hani, her seçim dönemi kulak arkası edilen, şimdi zamanı değil denilen, tartışılmaktan hep kaçılan, bugün böyle olsun da yarın bakarız denilerek hasıraltı edilen o söylenmesi, sahiplenmesi çok kolay olan ama uğruna mücadelede mırın kırın edilen laiklik, cumhuriyetçilik, halkçılık… Daha da ilerlemesi gerekirken daha da gerileyen, hani o kardeşlik, adalet, eşitlik uğruna insanca, onurlu yaşam mücadelesi… Sahi ne oldu?

Bir süreliğine daha yine rafa kaldırıldı. Çünkü önümüzde çok önemli bir seçim var ve bu seçimle AKP yine gerileyecek!

Bunun için de örneğin Urfa’da bir aşiret reisini ya da siyasal İslamın sembolü olan türbanlı birini aday göstererek, gerici partilerle de ittifaklar yaparak laiklik ilkesini “şimdilik” rafa kaldırabilirisiniz.

Yılların faşistini aday göstererek hatta faşist bir parti ile ittifak yaparak, ortak mitingler düzenleyerek on yıllardır insanlığın baş düşmanlarından biri olan faşizmin temsilcilerine kapı aralamanızda da sakınca olmaz.

Koltuk sevdasından başka derdi olmayan, yıllardır parti parti dolaşıp yer kapmaya çalışan ne idüğü belirsiz şahısları aday göstererek ülkenin geleceğini heba etmeniz de sorun değil.

Yıllarını İstanbul’un Beylikdüzü ilçesine bina dikmekle geçiren, gericilerin eylemini destekleyen, adaylığı açıklanır açıklanmaz soluğu önce AKP’li Cumhurbaşkanı’nın yanında alıp ardından patronlardan icazet almaya giden rantçı bir belediye başkanı ile İstanbul’u betona daha da saplamak da sıkıntı yaratmaz.

Bunların hiç birinin önemi yok ama, çünkü AKP gerilemeli!

CHP ne için kime karşı mücadele ediyor?

Bugün CHP’ye baktığımızda asıl cevaplanması gereken soru CHP’nin kime karşı ve ne için mücadele ettiğidir. Bu soru önemli çünkü siyaset yapıyorsanız belli bir idealiniz, amacınız, uğrunda mücadele edeceğiniz bir şeyler de olmalı. “AKP’nin geriletilmesi” ezberinin arkasına sığındığınızda işte bu soruya cevap vermeniz de zorlaşıyor.

Gericiliğe karşı mücadele derseniz; Cumhuriyet’in en önemli kazanımlarından olan laikliği ayaklar altına alarak, orada burada dinin bizzat adaylar tarafından seçim malzemesi haline getirilmesini, elinizin tersiyle itmeniz gereken gerici bir aşiret reisinin aday gösterilmesini neye yoracağız?

İşçi hakları, sömürüye karşı mücadele derseniz; yıllardır CHP belediyelerinde belediye çalışanlarının yaptığı eylemleri hatırlatıp geçelim. Sermaye devletinin en önemli temsilcilerinden patronlar kulübünü adaylığı açıklanır açıklanmaz ziyaret edenleri, yıllardır CHP’nin sermaye ile olan yakın ilişkilerini nereye koyacağız?

Bağımsızlık için mücadele derseniz; yıllardır memleketin her bir sorununa çözüm üretme gücü olduğu halde emperyalist ülkelerde çözüm arayan ve emperyalistlere şikayet ederek siyaset yaptığını zannedenlerden mi bağımsızlık mücadelesini bekleyeceğiz?

Liste uzayıp gider ve sonuç hep aynı kapıya çıkar.

Dolayısıyla eğri oturup doğru konuşmak gerekiyor. CHP, bazı dönemlerde yalnızca yeri geldiğinde AKP muhalifliği yapmaktan öteye geçemiyor. Ondan ziyade 1923 Cumhuriyeti’ni daha da ileri taşımak isteyen komünistlerin karşısına her dönem bizzat “tehlike barikatı” örerek memleketin ileriye değil, geriye gitmesinin yolunu iktidar ile birlikte döşeyebilmiştir.

CHP, 1923 kazanımlarını dönem dönem malzeme haline getirerek, “Mustafa Kemal’in kurduğu parti” olma vasfını kullanarak sol siyaseti de kendi çeperine toparlayan bir partidir.

Çorba siyaseti

Ne AKP’nin ne CHP’nin, ne de bütün olarak düzen partilerinin birbirlerinden farkları da kalmamıştır artık.

Bugün toplumun çürümüşlüğünden yakınırken unutulmaması gereken bir noktanın da siyasette ilkesizliğin had safhaya ulaşması olduğu unutulmamalıdır. Biliyoruz ki, düzen siyasetinde önemli olan günlük çıkarlardır. Bir gün öyle bir gün böyle söyleyebilirsiniz, sağından solundan, gericisinden faşistinden, piyasacısından sosyalist bir partinin başkanına kadar aday yelpazenizi açıp kimliksiz, ilkesiz bir tarz-ı siyaset ile bu toplumun çürümesinin en önemli gerekçelerinden birini oluşturabilirsiniz. Ülkenin en büyük muhalefet partisi insanlara ne sunmaktadır? Bunun cevabı yoktur. Mesele tek başına “AKP’nin gerilemesi” olunca da bunun adı siyaset olmuyor maalesef.

Siyaset insanlığın geleceğini, yaşamını belirleyen en önemli olgudur. Bugün komünistlerin eşitlik, özgürlük mücadelesinde başa sınıf mücadelesini yazması ve sınıf siyasetini gözeterek yol alması bir duruş, geleceğe ilerleyen yolu aydınlatan bir fenerdir. Buradan hareketle belirtilmesi gerekiyor ki komünistlerin her dönem karşısına bir güç dengesi gözetilerek CHP’nin oylarını böldürmeme meselesi de kandırmacadan başka bir şey değildir. Kaldı ki CHP bugün ileriye yönelik olarak siyaseten hiçbir şey söylememektedir. Üstlendiği ve işine gelen tek misyon AKP’yi geriletmek üzerine kurgulanmıştır. Kazansa da kazanmasa da düzenin devamını getireceğinden ise hiç bir kuşku yoktur! Çünkü CHP’nin düzen ile bir derdi yoktur.

Böylece açıkça söylemek gerekiyor ki, CHP yıllardır sosyalistlerin oyunu bölmektedir. Artık bu gerçek görülmelidir.

O yüzden bu seçimlerde ehven-i şer’e değil, aklınızdan, yüreğinizden geçen doğrulara, geleceğinize oy verin.