PUSULA | Fatsa: 270 günlük ilk deneyim

Fatsa: 270 günlük ilk deneyim

20-01-2019 09:15

Fatsa deneyimi, halkçı-sosyalist bir belediyecilik anlayışının işleyişine dair önemlice ipuçları barındırıyor. Fatsa, halkın da katılımıyla sınırlı kaynakların kar hesaplarına mahkum edilmeden kullanıldığında pek çok şeye yetebileceğini ve halkın yönetime katılma pratiklerinin derinleştirilmesinin sermaye düzenini nasıl rahatsız ettiğini gösteriyor.

Alev Doğan

Varlığını 14 Ekim 1979’dan 11 Temmuz 1980 tarihine kadar ancak 270 gün sürdürebilen Fatsa deneyimi, sosyalistler açısından incelenmeye değer örneklerden bir tanesi olarak önümüzde durmakta. Hele ki Türkiye gündeminin yaklaşan 31 Mart yerel seçimleri üzerinde yoğunlaştığı ve düzen partileri açısından rantın kimler arasında pay edileceği tartışmalarının dumanının tüttüğü şu günlerde.

Fatsa’nın Türkiye açısından sayısı bir elin parmağını geçmeyecek halkçı-sosyalist belediyecilik deneyimlerden belki de en bilineni olması hiç kuşkusuz ortaya çıktığı siyasi koşullar, adım adım gelen 12 Eylül darbesi ve bu deneyimin kanla bastırılması gerçeğidir. Merkezi yönetimin dayattığı tüm olumsuz koşullara rağmen 270 gün süren bu deneyimin mimarlarından Terzi Fikri lakabı ile tanınan Fikri Sönmez, 1938’de Ordu’nun Fatsa ilçesine bağlı Kabakdağı köyünde doğdu. Yoksul bir çocukluk geçirdi. İlkokul sonrası bir terzinin yanında çırak olarak çalışmaya başladı.

1960’larla birlikte Türkiye İşçi Partisi’ne üye oldu ve aktif siyasete başladı. TİP’in Fatsa’daki örgütlenmesi için çalıştı.

Dev-Genç’le birlikte 6. Filo’ya karşı eylemlerde yer aldı. 1972’de THKP-C davasından yargılandı. Mahir Çayan ve yoldaşlarının Maltepe Askeri Cezaevi’nden kaçışı sonrası Karadeniz’e geçmelerine yardımcı olmakla suçlandı. 2 yıl kadar tutuklu yargılandıktan sonra 1974’te afla serbest kaldı.

Karadeniz bölgesindeki emekçilerin ve köylülerin içerisinde mücadele yürüttü. 1978-79’da “Fındıkta sömürüye son” mitinglerini örgütleyen isimlerden biri oldu.

Fikri Sönmez belediye başkanı oluyor

1977 yılında yapılan yerel seçimlerde Fatsa’da CHP’den belediye başkanı seçilen Nazmiye Komitoğlu‘nun ölümü üzerine ilçede ara seçime gidilmesi gerekmiş, 26 Ağustos 1979’da gerçekleştirilmesi planlanan ara seçim ise ertelenerek 14 Ekim 1979 tarihinde yapılmıştır.

Ara seçime o günkü mevcut siyasal partilerin yanı sıra bağımsız aday olarak Fikri Sönmez de katılmıştır. Seçimde CHP bin 150, AP 850 ve bağımsız aday Fikri Sönmez 3 bin 96 oy almış; rakiplerinin toplam oylarından fazla oy alan Sönmez belediye başkanlığını kazanmıştır.

Sönmez’in seçim kampanyasında öne çıkan başlıklar ise karaborsa ve yolsuzluklara karşı mücadele, halkın belediyede söz ve karar sahibi olmasıdır. Sönmez belediye başkanı olur olmaz da ilk iş olarak halkın katılımını arttırmak için “Mahalle Komiteleri”ni hayata geçirmiştir. Mahalle komiteleri, belediyenin tüzel örgütlenmesinde yer almayan birimlerdir. Görevleri halk ile belediye yönetimi arasında sıkı bir bağ kurmak, halkın istemlerini belediyeye ileterek o konuda karar alınmasını sağlamaktır. Fatsa’nın o gün mevcut 7 mahallesinde 11 halk komitesi kurulmuştur. Komiteler mahallenin nüfusuna göre en az 3, en fazla 7 üyeden oluşturulmuştur. Komite üyeleri mahalle toplantılarında mahalle halkı tarafından gizli oy, açık sayımla seçilmişlerdir.

Fatsa’da yapılan ilk önemli belediyecilik çalışması, müteahhitlerin keyfine bırakıldığı için yıllarca tamamlanamayan kanalizasyon çalışmalarını tamamlama amaçlı “Çamura Son Kampanyası“dır. Kronikleşmiş bu sorunu çözmek için yetersiz olan belediyenin olanakları halkın da katılımı ile yeterli hale getirilerek sorun 3 ay gibi bir sürede çözülmüştür.

Belediye karaborsaya, kaçakçılığa, tefeciliğe, rüşvete son kampanyaları düzenlemiştir. Fatsa’da ısınma amacıyla kullanılan fındık kabuğuna ulaşmadaki engellerin yıkılması ve halka uygun fiyattan dağıtılması; karaborsaya düşen margarin, yağ, mazot, çimento gibi ihtiyaç maddelerinin ayırım gözetmeksizin herkese orantılı dağıtımı, muhtarların ya da belediye personelinin aracılık ettiği kayırmacılığa son verilmesi halkın belediyeye güvenini pekiştirmiştir. Kaçak yapılara, kaçak elektrik ve su kullanımına karşı yaptırımların uygulanmasında herkese eşit uzaklıkta durmuş, kimseyi kayırmamıştır.

Demirel düğmeye basıyor

Fatsa’daki halkçı belediyecilik örneği kısa sürede herkesin radarına girince, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel “Bırakırsanız yüz Fatsa daha çıkar” açıklamasıyla niyetinide Fatsa ile ilgili tasarrufunu da belli edecekti. Fatsa aleyhine ilk icraat da MHP’li Reşat Akkaya’ın Ordu’ya vali olarak atanması oldu. Akkaya’nın ekibini oluşturmasının ardından, Demirel 9 Temmuz 1980’deverdiği demeçte “küçük terör odaklarının kurutulacağını” söyleyerek operasyonun sinyallerini vermiş oldu. Çorum’da faşistlerce düzenlenen katliamın kanı henüz kurumamışken Demirel’in “siz Çorum’u bırakın, Fatsa’ya bakın!” diyerek düğmeye basmasıyla birlikte Fatsa, Erzincan ve Sarıkamış’tan getirilen askeri birlikler tarafından kuşatıldı.

11 Temmuz 1980 günü başlayan “Nokta” adı verilen operasyon kapsamında, bir mekanize piyade taburu, jandarma komando birliği, il alay komutanlığı takviye birlikleri, Ordu, Konya, Erzincan, Samsun emniyet müdürlüğü ekipleri zırhlı araçlar eşliğinde Fatsa’ya girdiler.  Bu birliklere ek olarak da operasyonda yüzleri maskeli yüzlerce ülkücü muhbir de hazır bulundu.

Sokağa çıkma yasağı konulan Fatsa’da mahalleler, evler didik didik aranırken, Fatsa halkı dayak, işkence, hakarete maruz kaldı. İnsanlar ülkücü muhbirlerin yönlendirmesi ile gözaltına alınırken, gözaltına alınanların sayısı kısa sürede 400’e yaklaştı.

Ordu Valisi Reşat Akkaya ve 12 Eylül’ün mimarlarından Kenan Evren’in yönetiminde yürütülen operasyonda Belediye Başkanı Fikri Sönmez de gözaltına alınanlar arasında idi. “Nokta Operasyonu” yalnızca Fatsa ile sınırlı kalmadı, Ordu’nun diğer ilçe, kasaba ve köylerinde de benzeri uygulamalar sürdürüldü.

Operasyonu yürüten Kenan Evren, Fikri Sönmez ve Fatsa deneyimine ilişkin, “Orada Terzi Fikri diye biri çıkmış. Devlet benim diyor. Komite kurmuş. Fatsa’yı o komite yönetiyor. Ne yapılıp, yapılmayacağının kararını halk veriyor. Veya halk adına o komite. Yani kararı devlet vermiyor. Devlet otoritesi sıfır. Devletin kanunları Fatsa’da işlemiyor.”ifadelerini kullanacaktı.

Yıllarca süren işkenceler, cezaevleri ve yargılamanın ardından Sönmez daha fazla yaşananlara dayanamadı ve 4 Mayıs 1985 günü cezaevinde kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi.

Sonuç yerine

Fatsa deneyimi, halkçı-sosyalist bir belediyecilik anlayışının işleyişine dair önemlice ipuçları barındırıyor. Fatsa, halkın da katılımıyla sınırlı kaynakların kar hesaplarına mahkum edilmeden kullanıldığında pek çok şeye yetebileceğini ve halkın yönetime katılma pratiklerinin derinleştirilmesinin sermaye düzenini nasıl rahatsız ettiğini gösteriyor. Öte yandan, patronların iktidarının bu rahatsızlığı ortadan kaldırmak için her yola başvurabileceğini de yine Fatsa’dan öğreniyoruz.

Fatsa’nın kendi başına çözemeyeceği en büyük eksiği merkezi iktidarın arkasında olmamasıydı. Özel olarak bir askeri operasyona hedef olmasının arkasında ise sınıf mücadelesinin keskinliği yatıyordu.