PUSULA | Dersim seçimleri: Merkez ve ilçeleri düğümü

Dersim seçimleri: Merkez ve ilçeleri düğümü

07-07-2019 07:45

31 Mart yerel seçimlerinden sonra düzen içinden dahi bazı belediye başkanlarının kapılarını söktürmesi, makam arabalarını kullanmamaları ya da devralınan borç tablosunu afiş yaptırıp astırmaları hiç kuşkusuz Ovacık’taki komünist belediyeciliğin etkisidir.

Nigar Demir

31 Mart yerel seçimlerinin kuşkusuz en çok konuşulan konularından biri Dersim Merkez’de komünist bir adayın seçimi kazanıp kazanamayacağı oldu. Tartışma başlıkları ise birden fazlaydı. HDP ile SMF’nin yapamadığı ittifaktan tutun da Mehmet Fatih Maçoğlu’nun şahsı üzerinden yapılan tartışmalara varıncaya kadar uzanan konuların gelip dayandığı yer, komünistlerin bir ilin merkezinde seçim başarısının mümkün olup olmayacağı idi. Ovacık’ta mümkün olan Dersim Merkez’de mümkün olmayabilirdi. Bu tartışmaların bir kısmı, işin zorluğunun farkında olanların daha da fazla taşın altına ellerini koymaları sonucunu doğurdu. Öte yandan bu tartışmaların bir kısmı ise seçime giren başka siyasi öznelerin kendi seçim çalışmalarının önüne rakip komünist adayın her düzeyde yıpratılması olarak karşımıza çıktı.

Bütün bunlarla birlikte 31 Mart akşamı Dersim Merkez’indeki seçim sonucu bir düğümü çözmüş ancak tüm Dersim için birden fazla düğümü de önümüze çıkarmış oldu.

Dersim Merkez için yola devam….

Dersim il merkezi belediye başkanlığı seçimini komünistlerin kazanması, siyasi bir sorumluluğun artık pratik ayağının nasıl örüleceği sorusunu somut olarak gündeme getirmiş bulunuyor. Burada hemen eklemek gerekir ki, siyasi sorumluluk ya da “Söz Yetki Karar Dersim Halkına” manifestosunun hayata geçmesi sadece başkan ve komünist Meclis üyelerinin iradesine bağlı olamayacak. Gerek kayyum döneminden kalan oldukça yüklü bir borcun devralınması gerekse de Belediye Meclisi’nde ağırlığı olan diğer siyasi partilerin varlığı istenen ölçüde hızlı ve verimli bir ilerleyişin önünde somut bir engel olarak duracaktır. Bu engelin basit bir demokrasi ilkesi ile aşılacağını düşünmek ise saflık olur. Yerel düzeyde yaşanan her sorunun Belediye Meclisi’ne değil başkana yazıldığı bir düzlem her belediye için geçerli bir kural. Ancak Dersim Merkez’de bu kuralın daha da katı işleyeceğini seçim sonuçlarındaki oranlardan da görmek fazlasıyla mümkün.

Komünist adayın hem şahsına hem de Ovacık’ta yarattığı etkiye bakarak oy verenlerin sayısı, seçimi kazanacak farkı yaratmıştır. İşte ilk düğüm de burasıdır. Yerel yönetimlerin artık sadece yol, su, altyapıya indirgenemeyeceği, siyasi tutumların bunlardan daha da öne geçtiği bir gerçekliğin olması kastettiğimiz düğümün tarifi olarak görülmeli. Ve bu düğümün çözüleceği yer, tam da bu manasıyla, daha çok siyasi başlıklarda aranmalıdır.

Belediyenin sınırlı kaynaklarının arttırılması ve kamu için kullanılması çizgisinin altına düşmeyeceğine emin olduğumuz Dersim Belediyesi’nin bunun da üstüne çıkma iradesini en azından  görünür kılması Halk Meclisleri’nin kurulması ve işlemesinden geçtiği bir işin bir boyutu. Bunun yanında belediyenin siyasi süreçlerde edineceği tutumun bir ortalamacılık tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu da bilmeliyiz. HDP, CHP ve AKP temsilcilerinin de olduğu bir Meclis’in karar çıkaracak sayıda ortaklaşması her başlık için mümkün olmayacaktır. Tam da bu nedenle Dersim Belediyesi’nin halkın politikleşmesinde, yerel ile genel tablo arasındaki bağın kurulmasında başkandan başlayarak Belediye Meclisi’nde yer alan komünist üyelerinin üzerindeki kritik bir görev olarak durmaktadır.

Ovacık’ta kim kazandı kim kaybetti?

Çok açık ki, Dersim Merkez’de komünistlerin seçim başarısı olmasa idi, Ovacık’ta komünistlerin seçilememiş olması ülke gündeminde daha çok konuşulan başlıklardan biri olurdu. Bu konunun gündeme nasıl geleceğini de bilecek kadar düşman sınıfı tanıyoruz. Anti- komünist hezeyanlara meze yapılacak bir şekilde Ovacık seçimi ele alınacak, bildiğimiz ezberler dönüp dolaşacaktı. Gerçi düşman sınıfın anti-komünizmi her daim güncel ancak Ovacık sonucu ile el güçlendirmeye çalışacaklarken Dersim’de seçimin komünistler tarafından kazanılması ile suskunluğu tercih ettiler demek daha doğru. Ancak bu durum bizim Ovacık’ta olan bitene dair daha da yakından bir analiz yapmamızın önüne geçmemeli…

Ovacık bir deneyim olarak, ülkemizde, Fatsa’dan sonra yerini alan ikinci büyük örnek oldu ve son seçim sonuçları bu önemli deneyimin üstünü örtecek bir niteliğe sahip değil. 31 Mart yerel seçimlerinden sonra düzen içinden dahi bazı belediye başkanlarının kapılarını söktürmesi, makam arabalarını kullanmamaları ya da devralınan borç tablosunu afiş yaptırıp astırmaları hiç kuşkusuz Ovacık’taki komünist belediyeciliğin etkisidir. Ovacık’ta kıt kaynakların kamu arazilerinin değerlendirilmesine doğru açılması, kooperatifleşmenin başarılı bir örneğinin sunulması, AKP belediyelerin çürümüşlüğü ile CHP belediyelerinin rantçılığı karşısında komünistlerin farkını bir düzlemde açığa çıkarmış oldu.

Ancak seçim sonuçları üzerinden bu kazanımların daha da ileriye taşınması sağlanamadı. Bu konunun üzerinden atlanmadan sosyalistler açısından bir özeleştiri konusu yapılması önemli sayılmalı. Birinci parti olarak CHP’nin çıktığı Ovacık seçimi bildiğimiz bir doğrunun ispatı oldu. Yukarıda Dersim Merkez için yaptığımız değerlendirmedeki “düğüm”, Ovacık’ta komünist belediyenin devamını sağlamaya yetmediğini bir kez daha açıklıyor. Tutuklu bir adayın olması gibi bazı zorlukların yanında düzenin tüm diğer partilerinin özel bir ağırlık verdiği Ovacık’ta komünist bir belediyenin halka kapıları açması aynı oranda  siyasi bir bilincin daha da  artmasına yol açmadığını göstermiş bulunuyor. Yapılanlar ile başkanın şahsının özdeşleştirildiği her örnek, başkanın ayrı bir yerden aday olması ile bir dezavantaja da dönüşmüş oldu. Siyasi bağın kuvvetlenemediği her durumda oluşan boşluğu düzen partilerinin dinsel-mezhepsel ya da dar çıkar ilişkileri hızlıca doldurdu demek mümkün. Aynı zamanda ülkenin genelinde solculaşmanın ve kamusal değerlerin bir bütün halinde güçlenmediği her durumda elde olanın da korunmasının zorluğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Yerel düzlem ile genel düzlem arasındaki bağı ülkenin topyekün kurtuluşu mücadelesi ile bağlamak tek seçenektir. Ovacık bugün bunun bedelini ödemiştir.

DDHD adayları diğer ilçelerde neden başaramadı?

Ovacık’a ek olarak, yine Mazgirt’de bir diğer komünist başkan olan Tekin Türkel’in yerine gösterilen DDHD adayı ne yazık ki seçilemedi. Burada AKP’nin seçimi kazanması ve Dersim’de 2019 seçimlerinde AKP’nin komünist bir başkandan burayı devralmasının altında yatan bir çok etken olmakla birlikte AKP’nin yatırım-kalkınma propagandasının aşiretçilik ile birleştiğinde etkili olduğunu söyleyebiliriz. Çok küçük nüfuslu ilçelerde kişi başı markajın yapıldığını ve burada siyasi tavrın hep düzen tarafından önemsizleştirildiği bir gerçek. Ancak bütün bunlarla birlikte genel olarak solun kalesi olarak bilinen bir yerde AKP adayının kazanması, toplumda siyasal bir örgütlenmenin bir kez daha önemli düğüm noktalarından birisi olduğu gerçeği yine karşımıza çıkıyor.

Hozat, Pülümür, Nazımiye, Akpazar gibi ilçelerde seçimler kazanılmasa dahi atılan tohumun yeşereceğini umut etmek gerek. Elbette ki umudun tüm ülke sathına bilinç ve örgütlülük ile yaymasını bilerek. Aksi halde gelecek seçimlerde Dersim Merkez için aynı sonuçları yazmak zorlaşacaktır. Dersim’in Ovacık’ı da aşması ve sosyalist solun kendi önünü açması, örgütlülüğünü yükseltmesi halinde Dersim Merkez ile yetinilmeyeceği de daha fazla ortaya çıkmış olacaktır.