Merhumu nasıl bilirdiniz?

Kanlı Pazar'ın mimarlarından, anti komünist, gerici Mehmet Şevki Eygi öldü.

Merhumu nasıl bilirdiniz?
Derin Demir

Geçtiğimiz hafta sonu Kanlı Pazar’ın mimarlarından, Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi 86 yaşında öldü.

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise Eygi için verdiği taziye mesajında “Ülkemizin yetiştirdiği en önemli mütefekkir (düşünür) ve münevverlerden (aydınlardan) biri olan Muhterem Mehmed Şevket Eygi Beyefendi’nin vefatını derin bir teessürle (üzüntüyle) öğrendim. Mehmed Şevket Eygi’ye Allah’tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.” dedi.

Erdoğan’ın yere göğe sığdıramadığı Eygi’yi aslında çok iyi tanıyoruz. Geçtiğimiz yıl Türkiye’de deizmin yaygınlaştığına dair haberler dolaşmaya başlayınca Eygi artık televizyonlardan şeriat propagandası yapılmasını söyleyerek tepki çekmişti. Yine gazetede çıkan ve yıllar önce Edirne’de yaşanan cinsel istismara ilişkin kaleme aldığı yazısında, 13 yaşında istismara uğramış kız çocuğu için “Kız On Yaşında O…..a Başlamış!” başlığını kullanmıştı. Buna benzer birçok yazısı ve söylemi var Eygi’nin ve o gerici cenah için bir “düşünür”, bir “aydın”. Kavramların iç içe geçtiği, anlamını yitirdiği bu süreçte kavram tartışmasını bir kenara bırakarak devam edelim.

Eygi’nin en çok bilinen kimliği, ABD’ci pozisyonu, anti komünist kimliği, Kanlı Pazar’ın mimarı olması. Son dönemlerde ortaya çıkan bilgiye göre de Özel Harp Dairesi’nde Fethullah Gülen ile birlikte aldığı görevlerle Yeşil Kuşak projesini hayata geçirmek üzere and içmiş.

Kanlı Pazar’ın mimarları: Eygi, Kahraman, Mısırlıoğlu

Eygi, 1969 yılında Türkiye’yi ziyaret eden Amerikan 6. Filo’suna karşı protesto düzenleyen devrimci gençliğe yönelik gerici saldırının da baş aktörlerinden biriydi. O dönem Eygi ile beraber, Kurtuluş Savaşı için “Keşke Yunanlılar kazansaydı” diyen Cumhuriyet düşmanı bir başka gerici Kadir Mısırlıoğlu ve gerici gençleri devrimcilere karşı sokağa çağıran, provokatör, dönemin Milli Türk Talebe Birliği Başkanı, laiklik düşmanı İsmail Kahraman da vardı. 16 Şubat 1969 günü, tarihe ‘Kanlı Pazar’ olarak geçen gericilerin saldırısında Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan adlı gençler bıçaklanarak öldürüldü. Eygi bu saldırının öncesinde dönemin Bugün gazetesinde yazdığı “Cihada hazır olunuz” başlıklı yazıyla adeta katliama davetiye çıkarmıştı. Eygi, o yazıda şu ifadeleri kullanmıştı:

“Büyük fırtına patlamak üzeredir, Müslümanlar ile kızıl kâfirler arasında topyekûn savaş kaçınılmaz hale gelmiştir… Müslüman kardeşim, sen bu savaşta bitaraf kalamazsın. Ben namazımı kılar, tesbiğimi çekerim… Etliye, sütlüye karışmam deyip de kendine zulüm edenlerden olma, gözünü aç, bak!.. Onlarda taş, sopa, demir, molotof kokteyli mi var? Biz de ayni silahları kullanmaktan aciz değiliz… Cihat eden zelil olmaz. Sağ kalırsa gazi olur, canını verirse şehitlik şerefini kazanır.”

Gericiler bu saldırı öncesinde 6. Filo’yu kıble yapıp Dolmabahçe Camii’nde namaza durmuştu.

Gericiliğin kökü ABD’de

Komünizmle Mücadele Derneği üyesi Eygi’nin Kanlı Pazar olaylarındaki “misyon”unun ne olduğuna ilişkin geçtiğimiz yıl TSK’nın en üst kademelerinden çok çarpıcı bir açıklama gelmişti. Eski Genel Kurmay İstihbarat Başkanı, emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Eygi için “Fethullah Gülen, Mehmet Şevket Eygi gibi isimler 1959’da Özel Harp Dairesi içinde görevlendirildi. Görevleri, Yeşil Kuşak projesi çerçevesinde komünizmle mücadele faaliyetleriydi. 12 Eylül’den sonra yakalanan Fethullah Gülen’in serbest bırakılması için Genelkurmay Başkanı aradı ve serbest bırakıldı.” demişti.

(Burada bir parantez açarak belirtmek gerekiyor; Özel Harp Dairesi, aslında ilk olarak Seferberlik Tetkik Kurulu adı altında Türkiye’nin NATO’ya üye olduğu 1952 yılında kurulmuştu. Diğer NATO ülkelerindeki benzerleri gibi, Sovyetler ile çatışma halinde cephe gerisinde faaliyet gösterecek şekilde örgütlenmiş sivil ve askeri unsurlardan oluşuyordu.)

Pekin devamla şunları söylemişti: “Bu adamlar kanaat önderleri olduğu için ister istemez böyle bir teşkilat gözardı edemez bunları. Mutlaka içine alması lazım. Önemli olan teşkilatlanan bu kişilerin kontrolü. Yani devletin bunları kontrol etmesi gerekiyor. Çünkü bu güçlendikten sonra yavaş yavaş ABD’nin kontrolüne geçmiş bir adam. Tabii ABD istihbaratı da böylesine önemli bir örgütü bırakmak istemez.”

Pekin’in bu açıklamaları sonrası, bir başka siyasal İslamcı yazar Abdurrahman Dilipak da “Hepimizi kullandılar!” itirafı yaptığı bir yazı yazmıştı. Dilipak, “Aaa, Gülen de, M. Şevket Eygi de Özel Harp tarafından kullanılmış! Kullanılmayan mı vardı ki! Yok, eğer ‘eleman’ idi iseler o ayrı bir konu. Eygi ‘eleman’ iddialarını şiddetle reddediyor. ‘Kullanılma’ya gelince, bir zamanlar herkesin ‘Gülenci’ olması gibi, hepimiz komünizmle mücadelede ‘gönüllü’ değil mi idik!.” ifadelerini kullanmıştı.

Gericilerin ağzını sulandıran ABD doları

Siyasal islamcılığın yazın alanında Türkiye’de yaşayan en “kıdemli” isimlerinden biri olan Mehmet Şevket Eygi, Saadet Partisi’nin yayın organı Milli Gazete’de şeriat övgüsü ve laiklik düşmanlığını öne çıkaran yazılarıyla biliniyordu.

Eygi bunun dışında Türkiye sağı olarak geçmişte sola karşı neden ABD emperyalizminin safında yer aldıklarını açıklarken “samimi” itiraflarda bulunmaktan da çekinmeyen bir isimdi. Sözgelimi Eygi, geçtiğimiz Ocak ayında kaleme aldığı bir yazıda açıkça “1960’lı, 70’li yıllarda, Allahı inkar eden Marksist felsefeye bağlı neo kolonyalist Sovyetler Birliği ile, paralarının üzerinde “Biz Allaha güveniyoruz” yazılı ABD elbette bir değildi.” ifadelerini kullanmaktan çekinmemişti.

Merhumu nasıl bilirdiniz?

Kötü bilirdik…

Çünkü kötüydü. İnsan öldürmek için plan yapmasından, küçük kızlara yapılan tacizi onaylamasından, kendi çıkarını vatan, millet çıkarı gibi göstermesinden, gözünü bürüyen ABD’nin yeşil dolarından vazgeçmemesinden, 6. Filo’yu kıble yapmasından, gençlere ceplerinde kitap yerine tesbih, takke bulundurun vaazı vermesinden, şeriat propagandası istemesinden, dünyada insanlığın ilerlemesinin önünü açan sosyalizme, komünizme, eşitliğe, özgürlüğe küfretmesinden, insanlığa düşman olduğundan kötü bir insandı Eygi.

Keza Eygi’yi düşünürleri, aydınları olarak gören, besleyen müridleri de aynı yolda gidiyor…

Başka bir yazının konusu -ki çokça yazıldı- ancak vurgulanmazsa bir ayağı eksik kalır. Eygi Saadet Partisi’nin yayın organı olan Milli Gazete’de yazıyordu. Hani şu CHP’nin ittifak yaptığı Saadet Partisi. Görmezden mi gelelim… O vakit yazık oldu adamcağıza diyelim!

Sosyalist Cumhuriyet gazetesi 129. sayısında yayınlanmıştır.