MERCEK | Libya yumağı: Dış politikada maksimum sorun

Ez cümle Türkiye durduk yere kendini bir sorun yumağının içinde bulmadı, aksine bu süreç AKP eliyle adım adım örüldü.

MERCEK | Libya yumağı: Dış politikada maksimum sorun
Alev Doğan

23 Mart 2011’de, NATO’nun Libya operasyonuna Türk askeri gönderilmesine izin veren tezkerenin kabulü, neo-Osmanlıcı hayaller biraz daha okşansın diye kamuoyuna şu cafcaflı manşetlerle duyurulmuştu: 99 yıl sonra Mehmetçik Libya’da. Tezkerenin basınla paylaşılan iki sayfalık gerekçesinde Türkiye’nin Libya konusunda başından beri “kararlı ve tutarlı” bir politika izlediği aktarılmıştı ancak herkes Libya’da NATO’nun ne işi var diyen Erdoğan’ın iki gün içinde fikir değiştirip de İzmir’de operasyon hazırlıkları için talimat verdiğini atlamıştı. Yeni Şafak’ın şefi ve AKP’nin sorunlu dış politikasını aklayıp paklamakla sorumlu “gazeteci” İbrahim Karagül, 24 Mart 2011 tarihli köşesinden Libya operasyonuna ilişkin şunları söylemişti.

“1911 yılında, yani yüz yıl önce, Osmanlı’nın bu coğrafyadan çekilmesine yol açan şartları anlamayanların bugünkü Libya’ya saldırıyı anlamaları mümkün olmayacak. Üstelik hava saldırılarının, ambargonun yetmeyeceğini, kara operasyonları gerekeceğini göreceğiz.”

Sonrası herkesin malumu; Libya NATO uçakları tarafından bombalandı, TRT’ye verdiği son röportajında “El Kaide Libya’yı ele geçirirse büyük bir facia yaşanır” diyen Albay Muammer Kaddafi linç edildi, ülke fiili olarak da siyaseten de bölündü.

Bir tarafta Trablus merkezli, BM, bazı AB ülkeleri, Türkiye ve  Katar tarafından desteklenen, İhvancı ve İslamcı Blok’un oluşturduğu Ulusal Mutabakat Hükümeti, bir tarafta ise General Hafter’in yönetiminde Tobruk merkezli Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suud tarafından desteklenen Temsilciler Meclisi. 2014’teki bu bölünmede elbette, İhvan’ın Mısır’da Suud ve BAE darbesi ile tasfiye edilmesinin payı vardı. Türkiye ise AKP iktidarının para musluğu olarak da bilinen Katar ile beraber İhvan’ın hamiliğine soyunarak “tavrını” Ulusal Mutabakat Hükümeti’nden yana koydu.

Ama mesele yalnızca dört parmağın boynunu bükük bırakmamak değildi. AKP iktidarı Libya’yı bile kendi iç meselesi haline getirerek biraz da BM’nin Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni tanımasının verdiği rahatlık ile muslukları açtıkça açtı.

AKP’DEN SELEFİLERE DESTEK

Burada tarihleri ileri saralım ve bugüne gelelim. TBMM Genel Kurulu’nda, CHP’nin Libya’da yaşanan gelişmelerin ele alınması ve Türkiye’nin Libya’daki rolünün masaya yatırılması amacıyla verdiği genel görüşme önergesinin görüşülmesi sırasında yapılan tartışmalarda CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz Türkiye’nin Libya’ya gönderdiği silahların IŞİD ve El Nusra’nın eline geçtiğine Mali, Nijer, Nijerya ve Çad’a transfer edildiğine  ilişkin ellerinde raporlar olduğunu açıkladı.

Çeviköz’ün açıklaması malumun ilanı olmakla beraber Çeviköz’e yanıt TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı AKP’li Emrullah İşler’den geldi. İşler, sükutun ikrardan geldiğini kanıtlarcasına silahların IŞİD ve El Nusra’nın eline geçtiği iddiasına ilişkin net bir açıklama yapmadı ama Çeviköz’ün “Türkiye, bu savaşta Katar’la birlikte Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni ve ona yakın birtakım silahlı örgütleri destekleyerek taraf olmaktadır” dediğini vurgulayarak, “Bu ifadeyi aynen CHP’ye iade ediyorum, bu gerçek dışı bir ifadedir” dedi ve ekledi; “Evet, biz meşru tarafın yanındayız, uluslararası toplumun desteklediği hükümeti destekliyoruz. Libya Siyasi Anlaşması’na göre uygun hareket ediyoruz, bunu bir kez daha buradan ifade etmek istiyorum”

Peki Libya, NATO’su, El Kaidesi, IŞİD’i, İhvanı, aşiret güçleri, çeteleri ile paramparça edilirken AKP iktidarı ne yapıyordu? Çeviköz’un, İşler’in dut yemiş bülbül kesilmesine neden olan açıklamalarına temel oluşturan şey neydi? Biraz ona bakalım.

Türkiye yalnızca İhvancıların hamiliğine soyunmakla yetinmemişti. Libya Herald’ın iddiasına göre IŞİD ve el Kaide’nin müttefiki Ensar el Şeria’nın lideri Muhammed el Zahavi 2014’te tedavi için Türkiye’ye getirildi[1], Usame bin Ladin’in dava arkadaşı Libya İslami Savaş Grubu’nun kurucusu Abdulhakim Belhac da Türkiye’nin himayesinden yararlanan bir başka tanınmış el Kaideci idi. Belhac bu “desteği” açıklamaktan çekinmeyen bir isimdi ve 2013’te verdiği röportajda şunları kaydetmişti;

“Bizi Türkiye ile birbirimize bağlayan en büyük güç İslam akidesi ve kardeşliğidir. İslam’ı Avrupa’ya ulaştıran Osmanlı ile bütün Müslümanlar, ümmet bugün gurur duyuyor. Biz tarihin ruhunun Türkiye’de tekrar canlanmaya başladığını görüyoruz. Türkiye adaleti, insana değeri, insan hak ve hukukunu etkin hale getirmeye çalışıyor. Başbakan Erdoğan’la Libya’da görüştük ve onunla siyasi tecrübesi hakkında uzun uzun konuştuk. Erdoğan’ın yaşadığı siyasi tecrübenin önemli olduğunu düşünüyoruz.”[2]

SİLAH SEVKİYATI BM’NİN RADARINDA

Libya meselesindeki en kritik nokta ise silah sevkiyatı idi. Ocak 2013’te Yunanistan’da, Aralık 2014’te Mısır’da ve Mısrata limanında, Eylül 2015’te yine Yunanistan’da, Kasım 2017’de Port Said limanında, Aralık 2018’de Khoms limanında aramaya takılan gemiler cephanelikten farksızdı. Zira BM’nin silah ambargosunu denetleme komitesinin, 5 Eylül 2018’de Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporla da silah sevkiyatları tescillenmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Haziran sonunda yaptığı açıklamada sevkiyatı doğrulayarak şunları kaydetti;

“Libya ile bir askeri işbirliği anlaşmamız var. Eğer bir talepte bulunurlarsa onlara silah veriyoruz, onlar da bunun için ödeme yapıyor. Savunma ihtiyaçları bakımından, ekipman bakımından ciddi bir problemleri var”[3]

SONUÇ YERİNE

Libya’nın 2011’den beri kaynamasının ve bugün gelinen noktanın AKP’nin sorumluluğunda olduğunu bilmemek ancak çocukça bir saflığın ürünü olabilir. Ez cümle Türkiye durduk yere kendini bir sorun yumağının içinde bulmadı, aksine bu süreç AKP eliyle adım adım örüldü. Gerçeklerle kavga etmeyi bir karakter haline getiren AKP iktidarı, dış politikada maksimum sorun şiarı ile Türkiye’yi bir kez daha ateşe attı.

[1] http://www.hurriyet.com.tr/dunya/libyali-seriatci-milis-turkiye-de-mi-oldu-27452691

[2] https://www.timeturk.com/tr/2013/05/04/libyali-unlu-komutan-abdulhakim-belhac-konustu.html

[3] https://www.mepanews.com/erdogan-libyaya-silah-ve-askeri-ekipman-gonderildigini-dogruladi-27315h.htm