MERCEK | İdlib: Suriye’de cihatçıların son kalesi yıkılıyor mu?

Bu yılın başlarında öncülüğünü El Kaide kökenli Heyet Tahrir El-Şam(HTŞ)’ın radikal cihatçı gruplar, Türkiye’ye yakın olan daha ılımlı ve ÖSO kökenli gruplara dönük İdlib genelinde saldırı başlattı. Bir aydan kısa süre içerisinde HTŞ güçleri, Türkiye’ye yakın grupları İdlib’in neredeyse tamamından sildi.

MERCEK | İdlib: Suriye’de cihatçıların son kalesi yıkılıyor mu?

İdlib, Suriye’ye dönük emperyalist saldırganlığın başından beri Türkiye’ye sınır olması sebebiyle, cihatçıların merkezlerinden biri. Diğer taraftan ise savaşın başından beri çözülemeyen bir düğüm olarak varlığını koruyor.

İdlib vilayetinin Türkiye’ye sınır bölgeleri ve kasabaları henüz daha Suriye’ye dönük cihatçılar eliyle yapılan saldırıların başında ilk hedefti ve cihatçıların eline ilk başta geçen bölgeler oldu. İdlib kırsalının bazı bölgelerinde, özellikle Cebel Zaviye bölgesinde güçlü olan Müslüman Kardeşler örgütlenmesi aracılığıyla bu bölgeler kolayca cihatçılar tarafından ele geçirildi. 2015 yılının Mart ayında cihatçıların İdlib merkezi ele geçirme ve Lazkiye kırsalına saldırılarını artırmasıyla Rusya, Suriye Ordusu’na direkt askeri destek vermeye başladı. Rusya’dan gelen askeri desteğin de katkısıyla cihatçılar Suriye’nin tamamında gerilemeye ve pek çok bölgeden temizlenmeye başladı. Geçen senenin yaz ayları itibariyle ise cihatçılar sadece  İdlib’e sıkışmış durumdaydı.

TÜRKİYE’NİN ÇÖKEN GERGİNLİĞİ AZALTMA BÖLGESİ PROJESİ

Astana toplantılarının bir sonucu olarak Suriye’de bazı bölgeler, Gerginliği Azaltma Bölgesi ilan edilmişti. Bunların içinde yer alan Doğu Guta ve Dara bölgeleri geçtiğimiz yıl Suriye Ordusu tarafından temizlendi. Geriye ise tek gerginliği azaltma bölgesi olarak İdlib kaldı. Diğer bölgelerdeki cihatçı güçler yenilgiyi kabul ederek, İdlib bölgesine geçiş yapmıştı. İdlib hem cihadın merkezi durumunda olması, hem de diğer bölgelerden gelen cihatçılarla tam anlamıyla bir cihatçı çiftliğine döndü. El Bab ve Afrin bölgeleri de eklenerek yapılan hesaplarda bu bölgelerde toplam 80 bin ila 100 bin arasında cihatçının bulunduğu ifade ediliyor. İdlib, Türkiye’ye sınır olmasıyla itibariyle ise bölgeye yapılacak bir operasyonda, bu bölgede bulunan cihatçıların Türkiye’ye kaçacak olması ve ciddi kısmı cihatçıların ailelerinden oluşan bir mülteci akını Türkiye’ye yöneleceği için, Türkiye açısından büyük bir risk barındıran bir bölge durumunda.

Üstteki sebeplerin sonucu olarak Soçi’de gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde İdlib’de Türkiye ve Rusya kontrolünde geniş bir silahsızlandırılmış ateşkes bölgesi oluşturulması karar altına alındı. Toplantı kararları arasında Suriye’nin kritik yolları olan M4 ve M5 otoyollarının cihatçıların bölgesinde yer alan kısmının trafiğe açılması, İdlib’te radikal grupların tasfiyesi, zaman içinde gerginliğin azaltılarak bir normalleşmesi sağlanması gibi amaçlar ifade ediliyordu. Fakat saha gerçekliği çok farklı oldu. Temas bölgelerinde Türkiye karakollar kurmasına rağmen, radikal grupların bu alanlarda ağır silahlarla birlikte varlığı sürdü. Normalleşme hedefi ve diğer hedefler komple devre dışı kalırken, Türkiye temas alanlarından Suriye ordusunun kontrolündeki alanlara dönük saldırıları bile engelleyemedi.

Bu yılın başlarında ise öncülüğünü El Kaide kökenli Heyet Tahrir El-Şam(HTŞ)’ın radikal cihatçı gruplar, Türkiye’ye yakın olan daha ılımlı ve ÖSO kökenli gruplara dönük İdlib genelinde saldırı başlattı. Bir aydan kısa süre içerisinde HTŞ güçleri, Türkiye’ye yakın grupları İdlib’in neredeyse tamamından sildi. Bu grupların militanlarının çoğu HTŞ’ye katılırken bir kısmı Afrin ve El-Bab bölgelerine kaçtı. Sahada yaşanan bu ciddi değişikliğin ardından HTŞ’nin Suriye ordusuna dönük provokasyonları arttı. Türkiye’nin İdlib’te ki hükmü ise var olan karakolları sınırıyla eş duruma geldi.

İDLİB OPERASYONU NE AŞAMADA

Mart ayından itibaren artan HTŞ provokasyonları sonucunda, uzun süredir İdlib’e hava saldırısı düzenlemeyen Rusya, Nisan ayından itibaren İdlib’e yoğun hava operasyonlarına başladı. Suriye ordusunun elit birlikleri ise İdlib sınırına konuşlanmaya başladı. Suriye ordusunun konuşlanması ve Rus hava operasyonları Hama kuzeyi ile Lazkiye il sınırlarına komşu Gab ovası ve Kabani bölgelerine yoğunlaştı.

Mayıs ayının ikinci haftası itibariyle saldırıyı başlatan Suriye ordusu kısa sürede Hama kuzeyi ve Gab ovasının güney ucunda bulunan kasabaları ele geçirdi. Bu kasabalar için Kalat El Mudig, savaşın başından beri cihatçıların kalesi durumundaydı. Bu kasabaları ele geçiren Suriye ordusu, Cebel Zaviye bölgesinin girişini ele geçirmiş oldu. Lazkiye kuzeyinden ise Kabani kasabası yönünde denemelerde bulunan Suriye ordusu bu alanda henüz bir ilerleme kaydedebilmiş değil. Lazkiye kuzey kırsalının sınırında bulunan Kabani kasabası, Cisr el-Şuğur’a dönük bir operasyon için kilit nokta konumunda. Karşı saldırı denemelerinde bulunan HTŞ öncülüğündeki cihatçı gruplar ise henüz yüksek sayıda kayıp vermek dışında bir şey elde edebilmiş değil. Sene başında HTŞ’nin, İdlib’ten süpürüp attığı Türkiye’ye yakın gruplar ise büyük bir rezillik içerisinde Afrin üzerinden HTŞ’ye yardım güçleri göndermekteler. Diğer taraftan ise HTŞ’nin bir kimyasal provokasyon gerçekleştireceğine dair kanıtlar ortalığa dökülmeye başladı. Bu kimyasal provokasyonla birlikte uluslararası kamuoyuna servis edilecek kara propanganda görüntüleri aracılığıyla Suriye ordusunun saldırısının durdurulmaya çalışılacağı ve Suriye’ye dönük sınırlı bir emperyalist müdahalenin tekrar gündeme getirileceği ifade ediliyor. Bu konuda HTŞ’nin Kabani bölgesinde yaptığı deneme başarılı olamadı fakat daha büyük denemelere hazırlandığı biliniyor.

İDLİB OPERASYONU: SINIRLI BİR OPERASYON MU YOKSA CİHATÇILARI TEMİZLEME OPERASYONU MU?

İdlib operasyonu şimdiye kadar gösterdiği gelişmeyle daha çok bir sınırlı operasyon görüntüsü çiziyor. Suriye ordusunun hedeflerinin; Cebel Zaviye, Gab Ovası ve Cisr el-Şuğur bölgelerini cihatçılardan kurtararak Lazkiye kırsalını güvence altına almak, Hmeymim hava üssünü cihatçıların drone ile füze saldırılarından korumak ve İdlib’te cihatçıları savunması zor, dar bir alana sıkıştırmak olduğu rahatça görülebiliyor.

Diğer taraftan İdlib’in cihatçılardan topyekün temizlenmesi uluslararası politikada güncel durumda da zor bir başlık. Rusya’nın Türkiye’yle iyi ilişkiler sürdürmeyi devam ettirme eğilimi Suriye ordusunun bölgeden cihatçıları çıkartmasını zorlaştırıyor. Cihatçıların bölgeden çekileceği tek yer Türkiye durumunda. Türkiye’ye cihatçıların dolması ise Türkiye için ciddi bir risk olarak masada duruyor. Bunun yerine cihatçıların İdlib’den yeni bir ülkeye veya bölgeye kanalize edilip sonra İdlib’e topyekün operasyon yapılması daha gerçekçi durumda. Bu cihatçıların ülkelerine dönmesi aynı zamanda Avrupa ülkeleri için de bir tehdit oluşturuyor. Diğer taraftan ise Türkiye İdlib’in temizlenmesini, Fırat’ın doğusunda YPG’ye yapacağı bir operasyona Rusya’yı ve Suriye devletini razı etme maddesi olarak kullanma amacı taşıyor. Emperyalizm ise Suriye’de sadece Fırat’ın doğusuna sıkışmama amacıyla İdlib’de cihatçı bölgesinin devamlılığını amaçlıyor.

Gerek operasyonun güncel gelişimi gerekse de uluslararası durum İdlib operasyonunun sınırlı bir operasyon olduğuna işaret ediyor.


Sosyalist Cumhuriyet gazetesi 122. sayısında yayınlanmıştır.