Maden Mühendisleri Odası İBB'yi bir kez daha uyardı

Maden Mühendisleri Odası, durdurulan metro tünelleri ve depremle ilgili bir kez daha İBB'yi uyararak "Tüneller projelendirilirken, incelenen bölgelerin depremselliği de dikkate alınmalıdır. Projelerin ne kadar duracağı henüz bilinmediğinden yeraltı kazıları ile açılmış olan tünellerin/bölgelerin betonlanmasının tamamlanması gerekmektedir." dedi.

Maden Mühendisleri Odası İBB'yi bir kez daha uyardı

TMMOB Maden Mühendisleri Odası (MMO), İstanbul’da 24 ve 26 Eylül 2019 tarihlerinde meydana gelen depremlerin ardından, durdurulan metro tünellerinde ortaya çıkabilecek tehlikelerle ilgili yapılan tartışmalara ilişkin açıklama yaptı.

Metro tünellerinin durdurulmasının ardından 5 Ocak 2018’de yaptıkları açıklamayla yaşanacak tehlikelere ve halkın can güvenliği açısından olası tehlikelere karşı önlem alınması için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni uyardıklarını belirten MMO, bu açıklamadan tam 11 ay sonra herhangi bir deprem olmamasına rağmen kazı işlemleri sürerken Bostancı-Dudullu Metro Hattında göçük yaşandığını, 2 işçinin yaşamını yitirdiğini hatırlattı. Bunun üzerine İBB yönetimi ve kamuoyunun yeniden uyarıldığı kaydedildi.

‘İNCELEMELERDE BÖLGELERİN DEPREMSELLİĞİ DE DİKKATE ALINMALIDIR’

Açıklamada, şunlar belirtildi:

“Tüneller projelendirilirken, incelenen bölgelerin depremselliği de dikkate alınmalıdır. Projelerin uygulanmasından sonraki süreçte de tünel ve yüzey hareketlerinin takip edilmesi gerekmektedir. Görülen ve ölçülen herhangi bir anomalide, ilgili bölgenin kontrol altına alınması ve desteklenmesi veya güçlendirilmesi acilen yapılmalıdır. Tünel kazıları ve inşaat faaliyetleri süresince de oluşabilecek deformasyonlara karşı anlık olarak ilgili geoteknik ölçümler ve takipler yapılarak gerekli önlemler alınmalı, güçlendirme faaliyetleri yapılmalıdır.”

Durdurulan metro projeleri ile ilgili tehlikeler ve yapılması gerekenler yönündeki uyarıların, bugün de geçerliliğini koruduğunu vurgulayan MMO, kazıları başlatılan metro tünelleri ile ilgili olası tehlikeleri ve yapılması gerekenleri bir kez daha kamuoyu ile paylaştı:

“Yeraltı çalışmaları şehir içinde ve yapılaşmaların yoğun olduğu alanların altında yapılmaktadır. Şehir içi tünelcilikte en önemli unsur yüzeydeki yapıların, yeraltında yapılan kazılardan ve inşaat çalışmalarından etkilenmemesidir. Bu sebeple yüzeyde ciddi izleme ve ölçümler yapılarak, yüzey etki haritaları çıkarılmaktadır.

Yeraltı çalışmalarında;

1-Yeraltında açılan bir boşluk yüzeydeki statik dengeyi, yani doğanın dengesini bozmaktır.

2-Doğa bozulan bu dengeyi eski haline getirmeye çalışacaktır.

3-Doğanın bu davranışına karşı bir kuvvet oluşturmak için tünel içerisinde önce geçici tahkimat (yapay güçlendirme) yapılır. Tünellerde yapılan bu ilk tahkimat geçici tahkimattır.

4-Geçici tahkimatın gelen yükü taşıma süresi vardır. Bu süre dolmadan nihai tahkimat (Donatılı veya donatısız Beton Kaplama) yapılır. Nihai tahkimattan sonra tünel taşıyıcı hale yani güvenli hale getirilir.

5-Bu tahkimat sayesinde tünel üzerinde oluşan gerilmeler ve yükler homojen şekilde dağıtılarak, tünelin kabul edilebilir deformasyonlar içerisinde kalması sağlanır.

6-Eğer bu tahkimat/destekleme yapılamaz ise, öncelikle tünel içi deformasyonlarda artış gözlenir, ardından yüzeyde deformasyonlar başlar.

Yukarıda kısaca belirtilen gerekçeler nedeniyle; durdurulan projelerin yapımına başlanmış ancak nihai tahkimatı yapılmamış olan şaft ve tünelleri (dikey, yatay ve eğimli yeraltı açıklıkları) açılmış bölgelerde, tünel ve çevre güvenliği için aşağıda belirtilen tedbirler ve gerekli önlemler ivedilikle alınmalıdır.

1-Projelerin ne kadar duracağı henüz bilinmediğinden yeraltı kazıları ile açılmış olan tünellerin/bölgelerin betonlanmasının tamamlanması gerekmektedir.

2-Şaft (dik kuyu) ile ulaşım sağlanan tünellerde şaft üstleri kapatılmalıdır.

3-Tünel beton kaplaması, yani nihai tahkimatı yapılmaz ve tüneller olduğu gibi bırakılırsa, bekleme süresince tünel içindeki düşey ve yanal hareketler ölçülemediği için tünel içerisinde gerekli tedbirler alınamaz, bu da hem tünel içerisinde deformasyonların artmasına hem de yüzeydeki yapıların da bundan etkilenmesine neden olacaktır.

4-Yüzeydeki deformasyonlar, yapılarda/binalarda yapısal hasarlara yol açabilir. Bu nedenle bekleme süresince tünellerdeki deformasyonlar uygun metotlar kullanılarak düzenli olarak takip edilmelidir.

5-Tünellerde oluşan deformasyonlar ise işin tekrar başlaması sırasında ilave tahkimatlar yapılmasına, bu da maliyetlerin artmasına sebep olur.

6-Su geliri bulunan tünellerde su gelişinin kesilmesi gereklidir. Suyun tünel içerisine alınması yüzeyde deformasyonlara sebebiyet verebilir.

7-Yeraltı sularının kontrol edilmemesi tünel çevresinde bulunan alt yapıdaki su-kanalizasyon-enerji-iletim-doğalgaz hatlarının zarar görmesine neden olabilir.

8-Durdurulan, kapatılan şantiyeler yaşam alanları içinde bulunduğu için çevre güvenliği sağlanmalıdır.”