Sümeyye'nin KADEM'i, endişeleri giderdi: 'Eşcinsellik sapkınlıktır', 'feminist değil müslüman kadınlarız'...

AKP'nin 'kadın' kuruluşu KADEM, hakkında son dönemde bir kısım islamcı çevrenin öne sürdüğü iddialara yanıt verdi. Yapılan açıklamalarda eşcinselliğin "sapkınlık", çocuk yaşta evliliklerin de "toplumun gerçeği" olarak görüldüğü belirtilerek "endişeler" giderildi.

Sümeyye'nin KADEM'i, endişeleri giderdi:'Eşcinsellik sapkınlıktır','feminist değil müslüman kadınlarız'...

İslamcılar içerisinde başta ‘İstanbul Sözleşmesi’ olmak üzere kimi başlıklarda tartışma konusu olan AKP’nin “kadın” örgütü Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) hakkında bir süredir yazılıp çizilen iddialara karşı basın açıklaması yaptı.

KADEM Başkanı Dr. Saliha Okur Gümrükçüoğlu, KADEM Başkan Yardımcısı ve Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın da katıldığı basın toplantısında ‘Soros’tan fonlanma’, ‘eşcinsellik’, ‘çocuk evlilikleri’ gibi konularla ilgili dile getirilen iddialara yanıt verildi.

Saliha Okur Gümrükçüoğlu’nun yaptığı açıklamada, derneğin finansmanının Soros’tan değil ancak AB fonlarından karşılandığı belirtildi. İslamcıların eleştiri konusu olan bir başka başlık olarak ‘Toplumsal Cinsiyet Adaleti’ kavramına da açıklık getirilmeye çalışan açıklamada “İnsanların hukuk önünde eşit olduğu ilkesi, herkesin hemfikir olduğu bir konudur. Lakin salt eşitlik kadın ve erkeğin yaratılıştan gelen farklılık ve zenginliklerine cevap veremediği için bizler Toplumsal Cinsiyet Adaleti tanımlamasını tercih ettik ve bu kavramı literatürde görünür kıldık” denildi ve “Toplumsal cinsiyet” derken eşcinselliğin ya da cinsiyetsizliğin kastedilmediği, bunların “sapkınlık” olarak görüldüğü ifade edildi.

Açıklamada çocuk evlilikleri konusunda da “İki tarafın da rızasıyla erken yaşta kurulmuş aileler de toplumumuzun bir gerçeğidir. Bu ailelerin erkeklerine tecavüzcülerle aynı maddeden ceza verilmesi elbette adil değildir.” denildi.

KADEM hakkında “yeşil feministler” tarzı yakıştırmalar yapıldığı belirtilen açıklamada buna yanıt olarak  “Biz ise kendimizi feminizme göre konumlandırmıyoruz. Çünkü Müslüman bir kadın olarak feminizmin kazanımlarından çok daha köklü ve güçlü bir medeniyetin imkânlarına sahibiz.” ifadeleri kullanıldı.

Gümrükçüoğlu’nun açıklamasından öne çıkanlar şöyle:

DERNEK BİNASI KİMİN?

Dernek binası KADEM vakfının mülküdür. KADEM’e yapılan bağışlarla özel bir şahıstan satın alınmıştır. Yani kamudan tahsisli değildir. Tapu kayıtları açıktır ve ortadadır. İddialardaki gibi herhangi bir kira ödemesi söz konusu değildir. Genel olarak KADEM de diğer her STK gibi özel bağışlarla ayakta durmaktadır. Derneğimizin giderleri, Dernekler Masası tarafından; vakfımızın giderleri ise Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından denetlenmektedir. Buna rağmen biz kendi inisiyatifimizle bağımsız denetçi marifeti ile de hem derneğimizi hem vakfımızı rutin olarak denetime tabii tutuyoruz. Yani bu alanda alnımız açık yüzümüz ak.

GELİRLER SOROS’TAN DEĞİL AB’DEN

KADEM, hiç bir uluslararası bir vakıftan fon almamıştır. Böyle bir başvuruda da bulunmamıştır. Ancak ülkemizde rahat bir şekilde çalışmalar yürüten pek çok vakıf bu tür uluslararası vakıftan fonlandığı halde onların mercek altında değil de KADEM’i öne sürüp sanki KADEM’in böyle bir fonu varmış gibi ortaya sürmek hatta ve hatta KADEM’in kaynağını “Soros” ifadesiyle bir arada zikretmek bir iftiradır.

AB, BM ve İslam Kalkınma Bankası gibi uluslararası organizasyonların ülkelerin STK’larına sağladıkları fonlara gelince biz de diğer her STK gibi proje yazıp gönüllü toplumsal hizmetlerimizi bunlarla finansman sağlamaya çalışıyoruz. Bu anlamda Dışişleri Bakanlığı’na bağlı AB Başkanlığı’nın açmış olduğu AB programları hibelerine elbette başvurduk. Kabul aldığımız projeler oldu, almadıklarımız oldu. Bu başvurularda herkese açık, rekabet temelli, hesap verilebilir, değerlendirme ve denetleme aşamalarında çok şeffaf yürüyen süreçlerdir.

‘TOPLUMSAL CİNSİYET’ KAVRAMI: DURUŞUMUZ NET…

İnsanların hukuk önünde eşit olduğu ilkesi, herkesin hemfikir olduğu bir konudur. Lakin salt eşitlik kadın ve erkeğin yaratılıştan gelen farklılık ve zenginliklerine cevap veremediği için bizler Toplumsal Cinsiyet Adaleti tanımlamasını tercih ettik ve bu kavramı literatürde görünür kıldık. Örneğin anne olan bir kadının esnek çalışma saatleri hakkına sahip olarak çocuğuna vakit ayırabilmesini sağlamak, bu ilke gereğidir. Kadın ve erkek arasındaki adaletin kökleri ise Yaratıcının emir ve yasakları ile şekillenmiş, temelleri bizzat Hz. Peygamber tarafından atılmıştır. Onun öğretileri ve pratiğini hayata geçirmiş olan kadın ve erkek sahabiler bu alanda bizim rol modellerimizdir. Fakat bugün yaşadığımız sorunlar küreselleşen modern dünyanın sorunları. Bu nedenle bu sorunlarla bizden daha önce muhatap olmuş kadınların tecrübelerinden faydalanmak durumunda olduğumuz da bir gerçektir.

Toplumsal Cinsiyet derken eşcinselliği ya da cinsiyetsizleştirmeyi kastettiğimiz iması akla ziyan bir iddiadır. Düzenlediğimiz eğitim ve projeler aracılığı ile mücadele ettiğimiz bu konunun müsebbibi yahut destekçisi olarak görülmek, insafsızlıktır.

Burada bizim duruşumuz çok nettir: eşcinsellik ve benzeri akımlar yaradılışa aykırı, sapkın eğilimlerdir. Herkesin insan haklarına sahiptir ve bu haklar korunmalıdır. Ancak bu sapkın eğilimler inancımıza ve kültürel değerlerimize tamamen aykırıdır. Bunu tartışmak bile abesle iştigaldir.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ: BİZ DEĞİL DEVLET İMZALADI

Bu sözleşmeyi adeta KADEM imzalamışçasına bir saldırı ile karşı karşıyayız. Birincisi: Bildiğiniz gibi bu sözleşmenin imzalandığı tarih 2011. O tarihte henüz KADEM kurulmamıştı. Dolayısıyla, Sözleşmenin bizim elimizden çıktığı iddiası en açık ifadeyle komiktir.

İkincisi: Uluslararası sözleşmeleri devletler imzalar. Biz bir devlet kurumu değil, sadece bir STK’yız.

ÇOCUK YAŞTA EVLİLİKLER: TOPLUMUN GERÇEĞİ…

Erken yaşta evlilik, henüz hukuki olarak kendi sorumluluğunu taşıyamayan bir bireyin yuva kurmak gibi toplum için çok temel olan bir görevi üstlenmesidir. İkinci olarak ailelerin geleneksel alışkanlıklarla çocuklarını zorla evlendirmeleri de yaygın bir sorundur. Bu iki durumda da kurulan aile sağlıklı değildir. Sağlıklı bir aile kurulamaması da toplumsal düzen için ciddi bir sıkıntıdır. Genel olarak erken yaşta evliliklere bu nedenle karşıyız. Fakat iki tarafın da rızasıyla erken yaşta kurulmuş aileler de toplumumuzun bir gerçeğidir. Bu ailelerin erkeklerine tecavüzcülerle aynı maddeden ceza verilmesi elbette adil değildir. Şüphesiz ki bu mağduriyeti gözardı etmedik, etmiyoruz.

“YEŞİL FEMİNİST DEĞİL MÜSLÜMANIZ”

Hakkımızda yeşil feministler tarzı yakıştırmalar yapılmaktadır. Çok çeşitli feminizm akımlarından bahsedebiliriz ve herkes bu kavramı birbirinden çok farklı şekillerde tanımlar. Biz ise kendimizi feminizme göre konumlandırmıyoruz. Çünkü Müslüman bir kadın olarak feminizmin kazanımlarından çok daha köklü ve güçlü bir medeniyetin imkânlarına sahibiz.