MERCEK | 'İsmailağa'daki çocuklara neden el koymuyorsunuz?'

Geçtiğimiz gün haberlere yansıyan, "çocuklarını okula 'küfürdür' diye göndermeyen aile" olayı, IŞİD'le bağlantılı olduğu iddia edilen bir grubun propaganda malzemesi oldu. Grup adına konuşan şahıs, başka tarikatların da çocuklarını okula göndermediğini belirterek "Bizim özgürlüğümüze niye müdahale ediyorsunuz?" dedi.

MERCEK | 'İsmailağa'daki çocuklara neden el koymuyorsunuz?'

Geçtiğimiz hafta Manifesto da aralarında bir çok haber sitesinde, Hatay’ın Erzin ilçesinde Ali ve Sümeyra Algül çiftinin, ‘puta tapmak’ ve ‘küfür’ olduğu iddiasıyla 4 çocuğunun okula gitmelerine izin vermediğine ilişkin bir haber yer bulmuştu. Haberde “şeriat kanunlarına ters” bulunarak okuma hakları ellerinden alınmak istenen çocukların Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından aileden aldığı belirtilmişti.

Her türden dinci yapılanmanın AKP gericiliği sayesinde cirit attığı ve giderek etki alanını büyüttüğü Türkiye’de bu olay ne yazık ki artık çok da şaşırtıcı gelmiyor. Bu yüzden de skandalın gazetelerin 3. sayfa haberinin yarattığı etkiden ileri gittiğini pek söyleyemiyoruz.

Manifesto olarak olayın üzerindeki perdeyi biraz araladığımızda işin vahim, bir o kadar da “ibretlik” yüzünü gördük. Edindiğimiz bilgilere göre çocuklarını “küfür” (kafirlik) olarak niteledikleri eğitim sistemine dahil etmeyen sözkonusu aile Suriye’de faaliyetlerini sürdüren cihatçı yapılanmalarla birlikte anılıyor. Ancak olayın bu boyutunu işin asıl önem arzeden ama su yüzüne çıkmayan yanına dikkat çekmek üzere bir kenara bırakıyoruz.

AKP ile birlikte aslında giderek “İslami düzen”in buyurduğu şekilde dönüştürülen eğitim sistemini henüz (!) kendi “değer”lerine uygun bulmayan bu ailenin “dram”ı ilk olarak dinci yayın organlarında yer buldu. Hizb ut-Tahrir’e yakın Köklü Değişim Dergisi’nden Akit gazetesine, Akit yazarı Kenan Alpay’ın Yazı İşleri Müdürü olduğu Haksöz Haber’den Hüda-Par’ın yayın organı Doğru Haber’e kadar birçok islamcı medya unsuru sözkonusu aileyi “mağdur” olarak lanse etti. Ancak ailenin yaşadıkları, bunlar dışında bir ismin de gündem konusuydu. Ebu Haris… ‘O da kim?’ dediğinizi duyar gibiyiz. Her türlü din bezirganından, şeyhten şıhtan geçilmeyen ülkemizde uydurma bir isimle gericilik faaliyeti yürüten biri deyip geçebiliriz. Ancak kısa bir internet taramasıyla bundan kesinlikle daha da fazlası olduğu görülüyor.

‘KİTABEVİ’ KILIĞIYLA CİHATÇILIK…

Geçtiğimiz Mart ayında İzmir’de önemli bir polis operasyonu düzenlenmişti. Operasyonda İzmir ve Aliağa ilçesinde IŞİD adına faaliyet gösterip eleman kazandırdıkları iddia edilen 8 kişi gözaltına alınmıştı. Operasyonda şüphelilerin ikametleri dışında bir yerde daha arama yapılmıştı. Orası da IŞİD paralelinde yayın yapan Vasat Kitabevi Derneği idi. Burada yapılan aramalarda da hakkında toplatma kararı olan çok sayıda yayın, IŞİD’in bayrağı ve dijital materyallerin ele geçirildiği belirtilmişti.

Peki bu ‘Vasat Kitabevi’ ismiyle faaliyet gösteren derneğin Ebu Haris’le ve Ebu Haris’in bu aileyle ilgisi ne mi? İşte bu denklemi anlamak için de bu şahsın olayla ilgili kısa bir süre önce Youtube’de yayınlanan konuşmasına bakmak gerekiyor. Ebu Haris’in “Zulüm hat safhada Çocuklarına Zorla El Koyuldu!” başlıklı konuşmasında sözkonusu ‘kitabevi’nin logosu bulunuyor. Dahası, bu şahsın düzenli olarak konuşmalarının yayınlandığı Youtube kanalı zaten aynı adı taşıyor. Kanalın 20 binden fazla ‘abone’sinin bulunması da grubun etki alanının boyutuyla ilgili vahim durumu gösteriyor.

 

Orta yaşlı, uzun sakallı ve hafif çekik gözleriyle dikkat çeken şahıs, çocuklarını okula göndermeyen aileyle ilgili şunları söylüyor:

“Son 1 haftadır internette gezen ve bize de gelen vak’adan vakıf olduk. 5 tane çocuğuna sistem el koymuş. Gerekçe çocuğunu bu küfür sisteminin okullarında okutmaması ve şikayet üzere devletin çocukları alıp yurda koyması. Bugün falan tarikatın mensubu olan insanlar da çocuklarını göndermiyor, Mahmut Efendi’nin cemaati de göndermiyor. Kız çocuklarını gönderene ‘deyyus’ diyor adamlar. Madem demokrasiyse, fikir özgürlüğüyse niye bizim özgürlüğümüze müdahale ediyorsunuz?” (Tamamını dinlemek için)

Şahsın “Çocuklarını okula göndermeyen tek dinci grup biz miyiz?’ Diğerlerininkilere neden el koymuyorsunuz?” şeklinde özetlenebilecek sözleri, sözkonusu ailenin kendileriyle ilişkisini gösteriyor. Ama yalnız bu değil… Bunun yanı sıra devletin dinci saiklerle okula gönderilmeyen çocukları ailelerinden almakta uyguladığı çifte standardı da ortaya koyuyor. Gerçekten de Türkiye’de yüzbinlerce çocuk okul yerine “medrese” adı verilen yerlere gönderiliyor.

YÜZBİNLERCE ÇOCUK ELLERİNDE…

Başta İsmailağa, Nur ve  Güneydoğu merkezli olarak faaliyet gösteren irili ufaklı çok sayıda dinci yapılanma devletin koruması altında derslikler açarak okuma yaşındaki çocuklara “medrese eğitimi” veriyor. AKP’nin beslediği ve beslendiği islamcı ideolojiye uygun ayarlarda, “ümmet ve mürit” bilinciyle beyni devşirilen koskoca bir kayıp nesilden söz ediyoruz.

Ürkütücü tablo, Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esergül Balcı ve ekibinin geçtiğimiz yıl yayımladığı raporda da resmedilmişti. “Eğitimde Tarikat ve Medrese Gerçeği” başlıklı raporda yaklaşık 1 milyon öğrencinin tarikatların elinde olduğunun tespit edildiği kaydedilmişti.

Ancak işte bu kapkaranlık tabloya seyirci kalan devlet istisnai olarak kimi gruplara “demir el”ini gösteriyor. Bunların ise ekseriyetini bir takım “anlaşmazlıklar”la köprülerin atıldığı Adnan Oktar, Alpaslan Kuytul gibi isimlerin yanı sıra Suriye’de yaşananlar sonrası “terör” listesine alınmak zorunda kalınan IŞİD, El Nusra gibi Selefi cihatçı gruplar oluşturuyor. Nitekim şimdilerde ‘kitabevi’ görüntüsü altında faaliyet gösteren ‘Vasat’ da geçtiğimiz yıllarda özellikle Adıyaman merkezli olarak IŞİD’e eleman kazandıran bir cemaatin adı olarak anılıyordu. Selefi örgütlerin yuvası olarak nitelenen bu kentte Vasat cemaatinin IŞİD’e militan temininde kilit adres olduğu emniyet kaynaklarınca da belirtilmişti.

Ebu Haris’in konuşmasının devamında söyledikleri de aileyle ilgili yapılanın çocukları çağ ve bilim dışı kalmaktan çok ileride IŞİDvari unsurlara katılıp diğer gruplar için “sorun” olmaktan kurtarmaya yönelik bir önlem olduğunu gösteriyor:

“Bunlar ne yapmaya çalışıyor biliyor musunuz? Diyor ki ‘ben seni IŞİD adı altında alacağım. Hayatını zindan edeceğim. Alacağım salacağım alacağım salacağım. Sonunda buradan kaç bana terör ol’ diyor.”

Algül ailesine çocukları ellerinden alındığında tam olarak ne denildiğini bilmiyoruz. Ancak ülkenin her yerinde pıtrak gibi yayılan tarikat yuvalarında hayatları zindan edilen yüzbinlerce çocuğun kurtarılmayı beklediği şüphe götürmüyor.