HAFIZA-İ BEŞER | 2 Nisan 1948: Sabahattin Ali katledildi...

1948 yılında katledilen ve ölümü hâlâ aydınlatılamayan, edebiyatımızın en önemli isimlerinden Sabahattin Ali'yi anıyoruz...

HAFIZA-İ BEŞER | 2 Nisan 1948: Sabahattin Ali katledildi...

Sabahattin Ali 25 Şubat 1907’de doğdu, ilkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu’na girdi, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu’ndan mezun oldu. Yozgat’ta yaklaşık bir yıl ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra Milli Eğitim Bakanlığı’nın açtığı sınavı kazanarak Almanya’ya gitti. Almanya’da dünya edebiyatının Almanca baskısını okuyarak İvan Turgenyev, Maksim Gorki, Edgar Allan Poe, Guy de Maupassant, Heinrich von Kleist, ETA Hofmann ve Thomas Mann gibi isimleri tanıdı ve onların eserlerinden ilham aldı.

1940 yılında basılan “İçimizdeki Şeytan” romanı, milliyetçi kesimde büyük tepki topladı. Ali, faşist Nihal Atsız’ın kendisi hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açtı. Oldukça sıkıntılı geçen dava sürecinin ardından 1944 yılında davayı kazandı ancak tepkilerden kurtulamadı. Olaylı duruşmalar sonrasında Ali bakanlıkça görevinden alındı. 1944 sonrasında Markopaşa, Malum Paşa veya Ali Baba gibi yerlerdeki yazılarında daha sert ve daha eleştirel bir dil kullandı. Zekeriya Sertel’e 1946 yılında söylediğine göre siyaset ve politikayla daha fazla ilgilenmek istiyordu. Yine aynı yıl ailesini Ankara’da bırakarak İstanbul’a geldi ve Aziz Nesin’le beraber Markopaşa dergisini çıkardı. Markopaşa ilk üç sayısında tirajını artırarak yayın hayatına devam etti. Daha sonra da mizah yönünden çok siyasi yönüyle tartışmalara neden oldu. İlerleyen dönemlerde dergide çıkan ve çoğu imzasız olan yazılardan ötürü derginin sorumluluğunu üstlenen Sabahattin Ali’ye davalar açıldı. Davaya konu olan yazılardan biri dışındaki yazılar Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’a aitti; fakat derginin sorumlusu olduğu için Sabahattin Ali hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul ve Paşakapısı Cezaevi’nde bir süre yatan yazar, 10 Eylül 1947 tarihinde tahliye oldu. Yine bu dönemlerde Markopaşa kapatıldı, bunu takiben de Merhum Paşa ve Malum Paşa gazeteleri çıkartıldı. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yattı.

Ali Baba dergisinde yayımladığı “Ne Zor Şeymiş” başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: “Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi”.

Ekonomik sıkıntıların artmasıyla birlikte Bulgaristan’a gitmeyi düşündü. Para karşılığı Ali Ertekin adlı bir kaçakçıyla anlaştı. Ordudan atılmış bir astsubay olan Ertekin, geçimini yurt dışına adam kaçırmakla sağlamakta, öte yandan Milli Emniyet Hizmeti Riyaseti adına ajanlık yapmaktadır.

Resmi açıklamalara göre Ertekin, “milli hislerini tahrik ettiği için” Sabahattin Ali’yi başına sopa vurarak öldürdü. Cesedin 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmasından sonra, 28 Aralık 1948’de tutuklanan Ertekin, Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Yaptırımı 18-24 yıl olan adam öldürme suçundan, 15 Ekim 1950’de “milli hisleri tahrik” gerekçesiyle cezası indirilerek 4 yıl hüküm giydi. Yazarın yakın çevresi Sabahattin Ali’nin Kırklareli’nde Milli Emniyet tarafından sorgulanırken işkence sonucu öldüğü ve Ertekin’in paravan olarak kullanıldığını iddia etse de bu hiçbir zaman kanıtlanamadı. Sabahattin Ali’yi öldürdüğünü itiraf eden ve Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıl hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştı.

Ölümünün 71. yılında saygıyla anıyoruz…