Emre Kongar'dan komünistlerin çağrısına destek: Tüm madenler devletleştirilmelidir

TKH, konuyla ilgili yayımladığı bildiride, emperyalist yağmayı kalem kalem yazmış; "tüm madenler kamulaştırılmalıdır" demişti.

Emre Kongar'dan komünistlerin çağrısına destek: Tüm madenler devletleştirilmelidir

Çanakkale’nin Kaz Dağları bölgesinde Kanadalı maden şirketi Alamos Gold tarafından devam ettirilen doğa katliamı sonrasında Türkiye Komünist Hareketi’nin (TKH) yaptığı “Tüm madenler devletleştirilmeli, kamulaştırılmalıdır!” çağrısına  Cumhuriyet gazetesi yazarı Emre Kongar’dan destek geldi.

Kongar, “Sadece Kaz Dağları değil, tüm madenler devletleştirilmelidir” başlıklı köşe yazısında “Kaz Dağları’ndaki yağma konusunda bilgilendirici ve bilinçlendirici olan, yer darlığından dolayı kısaltarak aldığım bu bildiri TKH tarafından yayımlanmış” dedi ve okurlarına bildirinin tamamını bulup okumalarını önerdi.

TKH, konuyla ilgili yayımladığı bildiride, emperyalist yağmaya kalem kalem değinmiş; “tüm madenler kamulaştırılmalıdır” demişti:

Ülkemizin emperyalizme teslim edildiği, en son on binlerce ağacın kesildiği Kazdağları gündemiyle bir kez daha tescil edilmiştir.

Kanadalı emperyalist şirketin işletmesine verilen Kirazlı-Ağı Dağı bölgesinde madencilik faaliyetinin yol açtığı doğa yıkımı, halkımızın gözleri önünde cereyan ederken, ülkemizin ormanlarının, akarsularının, yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin emperyalizme nasıl peşkeş çekildiğini de gün gibi ortaya çıkarmıştır.

Kazdağları’ndaki madenciliğin ortaya koyduğu fotoğraf ne yeni ne de tektir.

Özal dönemiyle başlayıp AKP iktidarıyla büyük bir ivme kazanarak ülkemizin yeraltı ve yerüstü kaynakları emperyalist yağmaya tam anlamıyla teslim edilmiştir. 1935’te maden arama ve araştırma için Maden Tetkik Arama (MTA) ve işletmek için Etibank birer kamu kurumu olarak kurulmuştu. Ancak 1985 yılında Özal döneminde hem maden işletmeciliğinin hem de aramasının özel sektöre devri gündeme gelerek ülkemizin kaynakları sermayeye peşkeş çekilmiş, özel sektöre devrin sonucu ise emperyalist talan ve yağmanın bütün ülkeyi ahtapot gibi sarması olmuştur.

AKP döneminde ise emperyalist yağma had safhaya ulaşmıştır. Tek başına madenlerin emperyalist şirketlere devri değil aynı zamanda yandaş şirketler eliyle de ülkemizin kaynaklarının nasıl yağmalandığı somut olarak karşımızda durmaktadır:

-Balıkesir/Sındırgı/Kızıltepe altın madeni, Tavşan altın-gümüş projesi – Zenit Madencilik: Ariana Resources (İngiltere, Londra borsasına kayıtlı şirket),

-Artvin Salınbaş-Ardala altın projesi- Ariana Resources (İngiltere, Londra borsasına kayıtlı şirket)

-İzmir Efemçukuru ve Uşak Kışladağ altın madenleri – Eldorado Gold’un (Kanada) iştiraki olan Tüprag metal madencilik

-Çanakkale Kirazlı-Ağı Dağı altın projesi – Alamos Gold (Kanada)

-Kayseri/Develi Öksüt altın madeni projesi – Öksüt madencilik (Centarra Gold Inc. Şirketinin iştiraki)

-Erzincan/İliç Çöpler altın madeni – Anagold madencilik: %80Alacer Gold (Avusturalya) – %20 Lidya Madencilik (Çalık Holding)

-Balıkesir/İvrindi altın projesi, Balıkesir/Gediktepe altın projesi, Yelekkaya altın projesi, Sarıcayayla altın projesi, Folken-Güvemli-Kazıkbeli-Akoluk altın projeleri – Çalık Holding- Alacer Gold(Avusturalya) ortaklığı

-Artvin Hod altın madeni projesi – %70 Lidya madencilik (Çalık holding)- % 30 Sandstorm (Kanada)

-Çanakkale/Halilağa yöresinde bulunan Halilağa bakır-altın projesi – Kanada’lı Teck madencilik ve Pilot Gold’un geliştirdiği ve 55 milyon USD ile satın alan Cengiz Holding

-Adana Horzum yöresinde Pınargözü ve Akyaka çinko ocakları – Kurmel grubuna ait Akmetal ile Pasinex (Kanada) (%50-%50) ortaklığı

-Çanakkale/Lapseki altın işletmesi – Nurol Holding iştiraki olan TÜMAD: Nurol Holding iştiraki (Chesser Resources tarafından bulunmuş ve geliştirilmiştir)

Bugün Ekonomi Bakanı koltuğunda oturan Berat Albayrak’ın zamanında CEO’luk yaptığı ve hükümete yakın olarak kamuoyunda bilinen şirketin yabancı maden şirketleriyle ortaklığı AKP iktidarının hem sınıfsal kimliğini hem de emperyalizmle ilişkilerini ortaya koyması açısından ayrıca ibretliktir.

Bilinmelidir ki, 30 yılı aşkın süredir Türkiye’de bulunan emperyalist şirketler Türkiye madencilik sektörüne zorlayarak ve işgal ederek değil, bizzat devlet desteği ve teşvikler ile girmiş, ülke madenlerinin üzerine oturmuşlardır. Bugün Kazdağları’yla halkın gündemine giren madencilik gerçeğinin altında özel sektör adıyla sermayeye peşkeş ve emperyalist yağma bulunmaktadır.

Cumhuriyet, emperyalistleri ülkemizden kovarak kurulmuştu. AKP eliyle yıkılan 1923 Cumhuriyeti’nin yerine kurulan AKP rejiminin gerçek niteliği ülkemizin yer altı ve yerüstü kaynaklarının emperyalist talana açılmasıdır.

“Milli ve yerli” propagandası yapanları halkımız iyi tanımalıdır.

Din, bayrak, millet, ümmet edebiyatı yapanlara halkımız kanmamalıdır!

Kimlerin yurtsever kimlerin işbirlikçi olduğu iyi görülmelidir!

Bu yağmaya, emperyalist talana, sermayeye peşkeşe, doğa yıkımına ve ülkemizin kaynaklarının sömürülmesine dur denilmelidir. Bu memleket sermayenin değil halkındır!

Ülkemizin bağımsızlığı, kalkınması ve ülkemiz kaynaklarının halk yararına kullanılması için emperyalist şirketlere teslim edilen bütün madenler, yeraltı ve yerüstü kaynakları devletleştirilmelidir, kamulaştırılmalıdır.

Çözüm ise kısa ve nettir; bunca yıllık deneyime sahip kamunun, kamucu-planlı ekonomi ile MTA’nın arayıp bulduğu, ETİBANK’ın çıkarıp işlettiği bir kamucu düzenin kuruluşu ile mümkündür.

Tüm madenler devletleştirilmeli, kamulaştırılmalıdır!

Bağımsızlık, kalkınma ve doğanın korumasının tek yolu sermaye iktidarına son vermek, emekçilerin iktidarını kurmaktır!

Bu memleket bizim, bu düzen onların!

Türkiye Komünist Hareketi

Merkez Komitesi