Gençlik

SERBEST KÜRSÜ | Özgür Demirtaş’a sorular

Son zamanlar sıkça gündeme gelen Özgür Demirtaş “çok değerli” bir dizi açıklamalar yaptı ve kapitalizmin gençliğe biçtiği rolü “siyaseti bırakın, bilime odaklanın” diyerek göstermiş oldu.

Ege İnanç Akçay

Son zamanlar sıkça gündeme gelen Özgür Demirtaş “çok değerli” bir dizi açıklamalar yaptı ve kapitalizmin gençliğe biçtiği rolü “siyaseti bırakın, bilime odaklanın” diyerek göstermiş oldu.

Öncellikle Özgür Demirtaş’a sorulara geçmeden tarihsel bir hatırlatma yapmak gerekiyor diye düşündüm.

Laik ve bilimsel eğitimin tasfiyesinin baş mimarları olan Fethullah Gülen ve Adnan Oktar gibi gerici bilim düşmanları ile başlayan bu süreçler bir yana, 1980 Amerikancı faşist darbesi ile müfredata “Evrim Kuramı”na karşın “yaratılışçılık” ,”evrim karşıtlığı” gibi ABD merkezli Yaratılış Araştırmaları Enstitüsü (Institute of Creation Research-ICR) menşei ile bilimsel düşünceye saldırılar artmıştı. Bu süreçler içinde şekillenen AKP iktidarı ile birlikte “Kindar ve Dindar” nesil yaratma süreçlerini de hatırlatmak gerekiyor. (https://gazetemanifesto.com/2018/bir-yalancilik-oykusu-adnan-oktar-192574/)

Müfredata yönelik bu saldırılarla birlikte “Evrim Kuramı”nın müfredattan kaldırılması başlı başına liberallerin desteği ile gericilerin siyaseti ve politikalarından biriydi elbette. Bununla da bitmeyen süreçler dahilinde bilimin yuvası olan okullarımız kapitalizmin pençesinde şekil alırken bir yandan da üniversiteleri bilim yuvasından çıkartılıp bilimsel düşünceyi tasfiye edip piyasacı bir modele itiyordu. Neo-liberal politikalarla birlikte sermayenin tekeline geçmekte olan bilim, kapitalizm ile entegre haline getirilirken, bilime ayrılan bütçeler kısıtlanmış, şirket fonlarıyla bilim piyasaya sunulacak hale getirilip vitrinlere koyulmuş oldu.

Peki öyleyse soralım: Üniversiteler, liseler ve tüm eğitim kurumları gericiliğin pençesinde, laik ve bilimsel eğitimin tasfiyesi, bilim insanlarına yönelik saldırılar varken ya da ‘Kızlar âdet olur, âdet olmak bir hastalıktır ve mutlaka tedavi olmaları gerekir. 15 yaşındaki kızlar evlenebilir. Kızlar tesettüre girsinler, edepli olsunlar’ diyerek her gün kadınlara rol biçen gerici şartlatanlar ortadayken “siyaseti bırakıp bilime odaklanılmasını” istediğiniz gençler bir yanda borçlandırılırken, sermayenin ve gericiliği neo-liberal politikalar ile şekillendirilmiş eğitimdeki eşitsizliğin başlı başına bir sınıfsal sorun olduğu gerçeği var olup krizin faturasının yansımalarını önce ailesinde sonra yaşamında hisseden, okuldan çıkıp inşaatlarda çalışırken can veren bir gençlik ortadayken, gençliğin yaşamdan koparılmasına karşı siyasi mücadeleden uzaklaşmasını isteyen Özgür Demirtaş gericiliğe, eşitsizliğe, kadın cinayetlerine, inşaatlarda insanlık dışı koşullara ve bilim düşmanlarına ses çıkartılmasın mı istiyor?

Özgür Demirtaş tüm bu saldırılara karşı çıkıyorsa da o halde gençliğin yaşamının siyasetten bağımsızmış gibi neden sadece bilime odaklanılmasında ısrar ediyor?

Bu sorulara yanıt verilebilmesi için siyasetin her alanda etkinliğini öncelikle kabul etmek gereklidir. Sınıfsal karakteri ile sermaye sınıfının safında olan Özgür Demirtaş’ın bu sorunlarla, kapitalizmin dinamikleri ile yüzleşmeşi gerekli. Çünkü kapitalizmin gericilik eliyle tarihin ve tarihin bir parçası olan bilim ve bilimsel düşüncenin insanlığı ileri götürebilecek bir güç olmadığını belirtmek gerekiyor. Daha da önemlisi acı bir hicviye olarak bilim, sermaye sınıfının elinde ve gericiliğin saldırısı altındayken insanlığa, doğaya ve emekçilere hiç bir çözüm üretemez.

Tarihin çarklarına bakmamız gerekiyor; bilim kapitalizme rağmen gelişiyor evet ama bilimsel düşünce ve aydınlanmacılığın olmadığı, sermaye sınıfının ihtiyaçları doğrultusunda Dünya doğal kaynaklarının barbarca talan edildiği bir süreçte, bilimin devrimci yapısının da sekteye uğratıldığını görmek gereklidir.

Özgür Demirtaş söylemleri ile bizlerin kafasını kuma gömmesini istiyor belli ki… Ama bizler bu deli gömleğini giymeyeceğiz, insan kalacağız ortada bir zorunluluk var. Bilimi piyasacı hale getiren kapitalizme, bilimsel düşünceyi ve laikliği tasfiye eden gericiliğe karşı mücadeleyi bırakmayacağız. Bilimi sermaye sınıfının elinden alıp “Okumuş insan emekçi halkına sorumludur” bilinciyle siyasal mücadeleye devam edeceğiz!

Yukarı