PUSULA | Üniversiteler ve komünistlerin görevleri

Üniversiteler ve komünistlerin görevleri

11-11-2018 14:10

Yeni bir umut yaratılmalıdır. Sosyalizmin mevzi kaybettiği üniversitelerde, tekrar yeni bir düzen mücadelesinin yükseltilmesi, memleketle, insanla, tarihle bağını kuran bir gençlik kuşağının yaratılması gerekmektedir.

EVRİM SALDIRAN

Yeni bir umut yaratılmalıdır. Sosyalizmin mevzi kaybettiği üniversitelerde, tekrar yeni bir düzen mücadelesinin yükseltilmesi, memleketle, insanla, tarihle bağını kuran bir gençlik kuşağının yaratılması gerekmektedir.

İlk olarak gençlik alanının hem tarihsel hem de güncel öneminin açımlanması gerekmektedir. Buraya dair salt bir biyolojik zeminden hareket etmeyeceksek eğer, gençliğin iktidar, toplumun dönüşümü, düşüncenin süreklileşmesi gibi başlıklar için önemli bir dinamik olduğunu, ilerici çıkışının ya da sönümlenişinin “kan akışının yavaşlaması ya da hızlanmasıyla” değil, sınıf mücadelelerinin gelişkinliğiyle bağlantılı olduğunu ortaya koymak gerekmektedir.

Gençlik iktidarlar için önemlidir, çünkü süreklileşmek, iktidardaki düşüncenin yayılımı, olası karşı çıkışların minimalize edilmesi noktalarında olanak sağlamaktadır. Tersinden iktidar karşıtları için de önemlidir, alternatifin güçlenmesi, rahatsızlıkların arttırılması, yeni kuşak ile iktidar arasındaki açının artmasını sağlamaktadır.

Bu temel yaklaşımdan dolayıdır ki her yeni rejimsel dönüşüm üst yapısal anlamda eğitimin dönüşümüne daha fazla eğilmiştir. 1923 yılında kurulan Cumhuriyet’in Köy Enstitüleri’yle atmaya çalıştığı adım, sınıf mücadelelerin gelişimiyle birlikte 70’lerde gençlik hareketinin gelişimi, 12 Eylül darbesiyle birlikte ülkenin dizaynı ve YÖK birlikte bu dizayndan nasibini alan üniversite ve lise gençliği, AKP ile beraber yeni bir sürecin açılması ve gençliğin dönüştürülme çabası…

Bütün bu süreç hem dünyada hem de memleketteki siyasi atmosferin, ötesinde mücadelenin ürünleri olarak görülmelidir. Dolayısıyla gençliğin sorunlarının ve mücadele başlıklarının düzenden ve onun hareket alanından kopuk olmadığına, buraya dair adımın yine bu referanslar baz alınarak atılması gerektiğine işaret etmektedir.

Yanıtı doğru vermek

Üniversitelerin dönüşümü ve üniversiteli gençliğin sorunlarına dair verilecek yanıt, yapılması gerekeni de içerisinde barındıracağından doğru verilmelidir. Siyasette doğruluk, bütünlüklü bir okuma, mevcut koşulların tahlili, yapılması gerekeni ortaya koymak ve yapma noktasında ısrarcı olmaktan geçmektedir. Buradan bakıldığında ideoloji, siyaset ve örgüt denklemi önem kazanmaktadır. Denklemi dağıtmak ise başarı zeminini oymakla sonuçlanmaktadır.

Buradan hareketle toplumsal bir dinamik olarak gençliğin, konumu gereği okuma, araştırma, olanı biteni anlamlandırma uğraşı diğer dinamiklere oranla daha yüksektir. Bu uğraşı ise düzen sınırlarını aşamamaktadır. İnsanlıkla, toplumla ve memleketle kurulan bağ, toplumsal çıkarı gözeten bir yaklaşım kapitalizm tarafından sönümlendirilmek istenmektedir. Üniversitelerin bilimsel üretimden kopartılması ve piyasaya açılması, gençliğin ayaklarını bastığı zemini dağıtmakta ve edilgen bir konuma sürüklemektedir. Gençliğin var olanı sorgulaması, ya da yeni arayışı başka bir düzleme, sosyalizme taşınmak zorundadır.

İkinci olarak gençlik ve memleket arasındaki bağın silikleşebilecek bir niteliği olmadığı ortaya konulmalı, buraya basılması, geçişlerin sağlanması için politik bir mücadele yürütülmesi gerekmektedir. Gericiliğe, piyasacılığa, emperyalizme ve geleceksizliğe karşı mücadele burada önem kazanmaktadır. Dolayısıyla kurtuluşun eski ya da düzen içi referanslara hapsedilmesi reddedilmeli, gençliğin düzen karşısında duran ideolojik ve politik bir mücadelede konum alması sağlanmak zorundadır. Yeni bir ülke, yeni bir Cumhuriyet kavgası buraya oturtulmalıdır.

Buradan hareketle Türkiye’de İkinci Cumhuriyet ile birlikte açılan süreçle birlikte gençlik alanında yaşanan dönüşümlerin, sermaye sınıfının emekçiler üzerinde kurduğu baskı, gericiliğin kadınları teslim alma çabasından ayrıksı olmadığı görülmeli, geleceksizlik sorununun yalnızca gençliğin değil, memleketin sorunu olduğu ortaya konmalıdır. Dolayısıyla çözüme dair yürütülecek mücadele ise, yeni bir ülke yaratılması iddiasıyla iç içe geçmelidir. Bu ise, başta da söylediğimiz gibi, ideoloji, siyaset ve örgüt bütünlüğünü zorunlu kılmaktadır. Gençlik, geleceği kazanmak için düzen karşıtı mücadeleyi yükseltmeli, memleket gündemine üniversitelerden yanıt üretmeli, bu hattın gelişmesi ve yaygınlaşması için kolları sıvamalıdır.

Yeni bir kuşağın yaratılması

AKP iktidarıyla açılan süreç, gençlik alanında dönüşümü zorunlu kıldı. Yeni bir rejim olarak tariflenen bu süreç, sermaye sınıfının kapsanması, devlet kademelerinin dönüşümü ve toplumsal hayatın dizaynı olarak kendini var etmiştir. Bu açıdan gençliğin dönüşmesi, yeni bir ideoloji ya da felsefeyle örgütlenmesi gerekmekteydi. Bugünden bakıldığında üniversitelerdeki durum, bu değiştirme ve dönüştürme işleminin yarattığı açık ya da kriz olarak okunabilir. Bu sürecin toplumsal anlamda yansımaları YGS Eylemleri, ODTÜ Ayakta eylemleri, Haziran Direnişi’nde kendini gösterdi. Sorun başka saiklerle var olan gençliğin dizaynıydı ve bu alanda yeni rejimsel süreç istediği başarıyı sağlayamadı. Bu tablonun yansıması ise gençlik alanında depolitizasyon süreci olarak kodlanmalıdır. Düzen içi güçlere eklemlenme, umudu liberalizm ya da ulusalcılıkta arama ve bu sürecin başarısız oluşu depolitizmin uğrak noktaları olarak zemin oluşturdu.

Bir diğer yandan bakıldığında ise, üniversite alanında geri adım atmayan, KHK’lerle akademinin tasfiye edildiği, seçilmiş rektörlerin atanmadığı, bölünme gündemine dair tepkiler oluşsa da fiili olarak adım atan bir iktidar olduğu gençlik tarafından görülmekte, mücadeleye katılmama, umudun kaybedilmesi noktalarının doğuş zemini olarak bu süreç kendini var etmektedir.

Bu açıdan yeni bir umut yaratılmalıdır. Sosyalizmin mevzi kaybettiği üniversitelerde, tekrardan yeni bir düzen mücadelesinin yükseltilmesi, memleketle, insanla, tarihle bağını kuran bir gençlik kuşağının yaratılması gerekmektedir. Bu süreç, ideolojik, siyasal ve örgütsel bütünlükle açıldığı gibi yeni bir tarz ve merkezinde duran bir misyonla ilerletilebilir. Bugün cesaret, başarı, kazanım zeminleri buraya oturtulmalıdır. Ülkeyi ve Dünyayı değiştirmek isteyenlerin önce bu sınavı vermesi gerekmektedir.

Üniversitelerin eksiği, nesnelliği görmezden gelmeyen ama içerisinde kaybolmayan bir kuşaktır. An ve süreç diyalektiğini önemsizleştirmeyen, bir ana takılıp kalmayan, süreci kaçırmayan bir kuşaktır. Bugün tarihsel haklılığı, her gün yeniden üretme iddiası ortaya koyan, sınıfını, kampüsünü, okulunu değiştirebileceğine inanan bir kuşağın temelleri atılmaktadır…

İlkelerini koruyarak, mücadeleyi büyüterek bir yol açılmalıdır, görev ve sorumluluklarımız bunlardır.