PUSULA | Sarı Yelekler hareketi üzerinden sağa bakmak

Sarı Yelekler hareketi üzerinden sağa bakmak

16-12-2018 09:00

Bizim yandaş yazarların Fransa’da eylemlerin başlaması tarihinde sonra Türkiye’de sarı yelek alanları terör şüphelisi ilan etmesi, Bahçeli’nin Sarı Yeleklere bakıp “Gezi düşü kuran, yeni bir sokak hareketi düşleyen varsa kuşku yok ki buna pişman olacaktır” demeçleriyle gözdağı verme isteği, Fransız sağcıları gibi protestoların büyüyeceği ve sisteme yöneleceği riskine dair korkularıdır. 

Evrim Şenöz 

Sağcılar sistemin tehlikeye girebilme riskini gördüklerinde çark ederek ve kimi kazanımları da elde ettikleri anda Hükümet ile aynı tarafa geçtiler. Türkiye’de de korku tam budur. Bizim yandaş yazarların Fransa’da eylemlerin başlaması tarihinde sonra Türkiye’de sarı yelek alanları terör şüphelisi ilan etmesi, Bahçeli’nin Sarı Yeleklere bakıp “Gezi düşü kuran, yeni bir sokak hareketi düşleyen varsa kuşku yok ki buna pişman olacaktır” demeçleriyle gözdağı verme isteği, Fransız sağcıları gibi protestoların büyüyeceği ve sisteme yöneleceği riskine dair korkularıdır. 

Fransa’daki Sarı Yelekler hareketi, 17 Kasım 2018’de Cumhurbaşkanı Macron’un akaryakıta getirilmek istenen yeni vergiler planını açıklamasına karşı bir tepki olarak başladı ve yaklaşık dört haftadır sürüyor. Bu tepkiler elbette sadece bu zamma ilişkin değil, genel olarak Macron’un uyguladığı ekonomi politikaların sonucu.

Macron 2017 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ne sağcı ne solcu olduğunu, OHAL’i kaldıracağını ve Fransa’ya özgürlük getireceğini söylemişti. Oysa, Macron’un hayatına bakıldığında, Rothschild grubundaki görevinde ve onun sonrasında Hollande hükümetindeyken yaptıklarıyla neoliberalizmin temsilcisi olduğunu açıkça söylüyordu. Seçimlerde aşırı sağcı Le Pen karşısında seçimi kazandı.

Macron cumhurbaşkanlığı daha bir yılını doldurmadan, Kasım 2015’ten beri süren OHAL rejimini Kasım 2017’de kaldırdı ama terörle mücadele yasasına getirilen güvenlik önlemleriyle, OHAL hükümlerine olağan dönemde de uygulanmasının yolunu açtı. Yine büyük tepkilere rağmen, neoliberal politikaların işçi haklarına etkisi olan esnekleşmeyi Fransız İş Kodu’na getirdi.  Kanundaki işçi haklarını koruyucu hükümleri esnekleştirdi, patronların bu alanda daha rahat hareket edebilmelerini sağlayan düzenlemeler yaparak işten çıkarmaları kolaylaştırdı, işçilerin tazminat haklarını kısıtladı, iş mahkemelerinin rolünü azalttı. Hem de bunu Meclis’ten geçirmeden bir kararnameyle yasalaştırdı. Yine dar gelirli ve öğrencilerin bel bağladığı kira yardımlarında kesinti yaptı. Macron’un sürdüğü vergi ve para politikaları sebebiyle maaşlardan vergi kesintisi yüzde 37,3’leri buldu ve bu da alım gücünü düşürdü.

Bunun yanında zenginler için, Macron büyük şirketlere vergi indirimleri yaptı, 1 milyon 300 bin avronun üzerinde varlığı olanlar için konulmuş Servet Vergisi’ni kaldırdı.

Birçok kez bu dönüşüme karşı eylem yapan Fransız halkı, bir kez daha sokağa çıktı. Ne var ki, daha önceleri eylemlerin başını sendikalar ve sol örgütler çekerken; Sarı Yelekler Hareketini başlatanların daha çok sağcı, beyaz ve orta sınıf olduğu gözlemlendi. Bununla birlikte, daha önceleri hiçbir eyleme sahip çıkmayan sağcı Le Pen başta olmak üzere, Cumhuriyetçiler ve diğer sağ partiler hareketi başından itibaren destekledi ve Macron’un zam planını geri çekmesini talep ettiler.

Yapılan eylemler karşısında zamların geri çekilmesine karşı gösterilerin devam etmesi sebebiyle geçen Pazartesi, Macron ulusa seslenerek, asgari ücrete Ocak’tan itibaren 100 avro zam yapılması ve ayda 2 bin avrodan az geliri olan emeklilere getirilen sosyal güvenlik vergisi zammının iptal edilmesi için talimat verdiğini açıkladı.

Hareketi başından itibaren destekleyen Le Pen, Cumhuriyetçiler ve diğer sağ partiler ise Macron’un açıklamasından sonrasında, hareketin devam ederek büyümesi ve kimi sol grupların, öğrencilerin eylemlere katılmaya başlamaları, Sarı Yeleklerin diğer talepleri, çıkan olaylar ile söylemin akaryakıt zammından kapitalizm karşıtlığına dönüşmesi riski karşısında, sağcıların da çark etmesi bir oldu.

Le Pen, kendisinin başından itibaren harekete çağrı yapmadığının altını çizerken ancak vatandaşların bu zamlara karşı tepki göstermesinin anayasal bir hak olduğunu her zaman düşündüğünü belirtti. Sarkozy dönemi Çalışma, Dayanışma ve Kamu Hizmeti Bakanı Eric Woerth ise, Salı sabahı “kampı kaldır” çağrısı yaptı. Cumhuriyetçi Genel Sekreter Yardımcısı Guillaume Larrivé, “Düzenin partisi olduğumuzu unutma” diyerek eylemi sonlandırmaya çağırdı.

Yani sağcılar sistemin tehlikeye girebilme riskini gördüklerinde çark ederek ve kimi kazanımları da elde ettikleri anda Hükümet ile aynı tarafa geçtiler.

Türkiye’de de korku tam budur. Bizim yandaş yazarların Fransa’da eylemlerin başlaması tarihinde sonra Türkiye’de sarı yelek alanları terör şüphelisi ilan etmesi, Bahçeli’nin sarı yeleklere bakıp “Gezi düşü kuran, yeni bir sokak hareketi düşleyen varsa kuşku yok ki buna pişman olacaktır” demeçleriyle gözdağı verme isteği, Fransız sağcıları gibi protestoların büyüyeceği ve sisteme yöneleceği riskine dair korkularıdır.

Son olarak ekleyelim ki, Fransa dışında dünyada sağın Sarı Yeleklere bakışı -Erdoğan’ın Gezi her yerde yazdınız ama Fransa’daki şiddeti yazmıyorsunuz isyanı ile Trump’ın Sarı Yelekleri destekleyici twitlerini- ise değişen dünyada güç odakları arasındaki siyasi ve politik konumlanmalara ilişkin okumak gerekir.