PUSULA | Fransız Devrimi ve tarihsel önemi

Fransız Devrimi ve tarihsel önemi

14-07-2018 09:00

17. ve 18. Yüzyıllarda gerçekleşen burjuva devrimlerinin en önemlisi ve en çok yankı uyandıranı Fransa’da gerçekleşen devrim olmuştur...

Behiç Oktay

17. ve 18. Yüzyıllarda gerçekleşen burjuva devrimlerinin en önemlisi ve en çok yankı uyandıranı Fransa’da gerçekleşen devrim olmuştur. İngiltere’de ve Amerika’da gerçekleşen devrimlerin ardından Fransa’da yaşanan devrim tüm Avrupa’yı sarsmış, sonrasında tüm dünyayı etkisi altına alarak dünyaya çağ atlattığı kabul edilmiştir.

Devrime giden süreç

Fransa’da aydınlanma ile gelişen ideolojik zenginlik, halkın bilinçlenmesine ön ayak olmuştur. Bu yazıda ayrıntılı olarak yer verilmeyecek olsa da Descartes, Montesquieu, J.J Rousseau gibi aydınlanmanın öncüleri aklın ve özgür iradenin varlığı, halkın kendini eşit olarak yönetebildiği bir düzen fikrini somutlaştırarak “cumhuriyet” fikrinin toplumda yaygınlaşmasına ön ayak olmuşlardı.

1776’da Amerika’da gerçekleşen devrimin ardından Avrupa’da da burjuvazi hareketlenmeye başlamıştı. Fransa’da ekonomik gücü elinde bulunduran burjuvazi, siyasi ve hukuki haklar talep ediyordu. Bunun temel nedeni ekonomik olarak güçlü olan burjuvazinin devlete verdiği borç ve vergileri denetlemek istemesiydi. Ancak monarşi harcamalarını kısmıyor, aristokrasi ve ruhban sınıflarının da desteği ile iktidarını koruyordu.

Burjuva sınıfı açısından en önemli sorun durmaksızın artan vergilerdi. Aristokrasi ve ruhban sınıfı vergiden muafken, burjuvazi ve işçi-köylü sınıfının sırtına vergi üstüne vergi biniyordu. Ancak monarşinin savaşlar ve kendileri için harcadıkları giderleri, vergilerden gelen gelir ile karşılanamaz olmuştu. Bunun üzerine mevcut vergilerin yetersiz olduğuna kanaat getiren saray, aristokrasinin elindeki topraklardan da vergi almayı talep ediyordu. Sarayın aristokrasiyi de tehdit etmeye başlayan vergi politikalarının sonucunda 1614 yılından beri toplanmayan Parlamento (Etats-Generaux), aristokratların ön ayak olması ile devrimin arifesinde, Mayıs 1789’da toplandı. Fransız Parlamentosu 3 kamaradan oluşuyordu: Aristokrasi, ruhban sınıfı ve burjuvazi ve işçi-köylü sınıfları barındıran halk kamarası.

Parlamentoda, dolayısıyla ülke yönetiminde daha fazla söz isteyen burjuvazinin talepleri şu şekilde sıralanıyordu: anayasa ile monarşinin yetkilerinin sınırlandırılması, vergilerin düzenlenmesi ve azaltılması, iç gümrük duvarlarının indirilmesi ve basın özgürlüğü. Görüldüğü üzere, parlamentoda ve devrim sürecine giden yolda Fransız burjuvazisi kendi problemlerini halkın geneline ait problemler olarak yansıtmış ve arkasına Fransız işçi ve köylülerinin de desteğini almıştı. Monarşinin, aristokrasinin ve ruhban sınıfının tüm çabalarına rağmen sorunlar parlamentoda çözülemedi ve Bastille Baskını ile birlikte Fransız Devrimi başladı.

Devrimin getirdikleri

Fransız Devrimi başta burjuvazinin siyasi ve hukuki hak talepleri ile başlamış ve kralın varlığına yönelik bir karşıtlık içermiyor olsa da özellikle 1789 temmuzunda Bastille Baskını sonrası eylemler daha farklı bir yola doğru girdi. Ağustos ayından itibaren aristokratların ayrıcalıkları ve feodal hakları ellerinden alındı. Ruhban sınıfına yönelik olarak ise manastırlar ve tarikatlar kapatıldı, okulları devletleştirildi, kilise dışı evlenebilme hakkı getirildi ve kilisenin topladığı haraçlar yasaklandı.

Fransız Devrimi yönetilenler ile yönetenler arasındaki kopukluğu ortadan kaldırmış, iktidar parlamento ve saray arasında paylaştırılmıştı. Fransa Devrimi’nin öncülleri olan İngiliz ve Amerikan Devrimlerine benzer bir şekilde Fransız burjuvazisi de “İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi” yayınlamış, burada özgürlük, yasalar önünde eşitlik, mülkiyet dokunulmazlığı ve söz ve basın özgürlüğü gibi burjuvazinin saray karşısındaki ekonomik gücünü politik bir güce dönüştürme çabasına girişmiştir.

Bununla birlikte Fransız Devrimi’ni diğer burjuva devrimlerinden ayıran bir noktanın da altını çizmek gerekir. İngiliz ve Amerikan Devrimleri bir burjuva ideoloji olan liberalizm için önemli bir kaynak oldu. Burjuvazinin ekonomik gücünü siyasi bir güce çevirmesinin en önemli aracı olan liberalizm, İngiliz ve Amerikan Devrimleri ile birlikte öne çıkan fikir olmuştur. Ancak Fransız Devrimi’ne bakıldığında liberalizm fikri ile birlikte cumhuriyet ve milliyetçilik fikirleri de ön plana çıkmıştır. Liberalizm ile siyasi etki yaratmaya çalışan burjuvazi, milliyetçilik ile sermayesini merkezileştirme çabasına girerken, cumhuriyet ile de sarayın güdümünden çıkıp bağımsız olarak hareket edebilme ve karar alabilme haklarını güvence altına almıştır.

Sonuç

Fransız Devrimi ile birlikte cumhuriyet, milliyetçilik ve liberalizm fikirleri evrensel hale gelmiştir. Başta Avrupa olmak üzere dünyanın dört bir yanına yayılan bu düşünceler, dünyayı yeniden şekillendiriyordu. Amerikan Devrimi Amerika kıtasında siyasi bütünlüğü sağlanmasına ön ayak olmuşken, Fransız Devrimi aksine Avrupa’da yıllar sürecek bir siyasi ve ekonomik dönüşüm ve istikrarsızlık dönemi başlatmıştı. Monarşiler güçsüzleşiyor, feodalizm yıkılıyor, Avrupa’nın dört bir yanında savaşlar ilan ediliyor, yeni uluslar imparatorluklardan bağımsızlıklarını ilan ediyor, parçalanmış uluslar siyasi ve ulusal birliklerini sağlıyordu.

Dönemsel olarak ilerici ve devrimci bir karakter taşıyan düşünceler zaman geçtikçe bu özelliklerini yitirebiliyor. Bunula birlikte dönemsel ilerici ve devrimci hareketlerin kendi somut tarihsel koşulları ile birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Bu yazının konusu olan Fransız Devrimi başta olmak üzere tüm burjuva devrimleri bu şekilde değerlendirmek gereklidir. Tarihsel adımların bulunduğu dönemdeki niteliğini sahiplenmek ile bu adımları genel geçer doğrular olarak kabullenmek arasındaki ayrımı iyi yapabilmek, geleceği nasıl şekillendirileceği konusunda doğru adımların atılması konusunda önemli bir rehber olacaktır.

PUSULA’NIN DİĞER YAZILARI

PUSULA 2 – Adı unutulmayacak bir devrimci: Robespierre

PUSULA 3 – Jakobenizm‘den sosyalizme: Lenin

PUSULA 4 – Fransız Devrimi’nden kalan büyük miras: Cumhuriyet ve laiklik