PUSULA | Abdülhamit bildiğiniz gibi değil

Abdülhamit bildiğiniz gibi değil

25-11-2018 08:00

Türkiye’de sağcılar için bir mite çevrilen 2. Abdülhamit esasında ömrünün sonuna gelmiş bir imparatorluğun dağılmasına engel olamayan hanedanın kendi geleceğini sağlama çırpınışlarıdır.

H.Murat Yurttaş

Türkiye’de sağcılar için bir mite çevrilen 2. Abdülhamit esasında ömrünün sonuna gelmiş bir imparatorluğun dağılmasına engel olamayan hanedanın kendi geleceğini sağlama çırpınışlarıdır.

Türkiye sağı ve özellikle dinci gericiliğin en önemli figürü kuşkusuz 2. Abdülhamit’tir. İstibdad padişahı 2. Abdülhamid’e dair çizilen tablo esasında Türkiye modernleşmesindeki iki büyük kanadın mücadelesindeki büyük bir ideolojik savaşın yansımasıdır. Bu açıdan 2. Abdülhamid etrafında vücuda getirilen heyulanın özünde modernleşmenin sağ kanadının sol kanadına karşı hamasetinin bir yansıması olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Prens Sabahattin, Hürriyet ve İtilaf Partisi, Serbest Fırka, Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anavatan Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi’nden oluşan bir zincirle tarif edilebilecek bu gerici kanadın 2. Abdülhamit dışında tarihte tutunabileceği bir dal da bulunmamaktadır. Basitçe ademi merkeziyetçi, işbirlikçi, rantiye katmanların arkasında yer aldığı bu sağ kanadın geçmişinde büyük baskılar, dinci gericiliğin pençesinde bırakılan bir cehalet, Yunan işgalinde düşmanı çiçeklerle karşılayan eşraf, komisyonlar karşılığında ülkenin yağmaya açılması, memleketin çocuklarının başkalarının savaşlarında yok edilmesi dışında hayırlı bir şey bulmak mümkün değildir.

Bu tabloda İttihat Terakki Partisi tarafından devrilen 2. Abdülhamit’in aynı zamanda bir intikam figürü olması da kaçınılmaz sayılabilir. Esasında ömrünün sonuna gelmiş bir imparatorluğun dağılmasına engel olamayan hanedanın kendi geleceğini sağlama çırpınışında olan 2. Abdülhamit’in etrafında yaratılan bu mit aynı zamanda bu sicilin üzerini örtüp durumu tersine de çevirmeyi deniyor.

2.Abdülhamit döneminde dağılan imparatorluk

“Abdülhamid’in 33 yıllık iktidarında tek karış toprak kaybedilmemiştir” yalanı kuşkusuz 2. Abdülhamit etrafında çizilen tablonun en çarpıcısıdır. 2. Abdülhamit kucağında bulduğu 93 Harbi’ni saymasak bile imparatorluğun dağılma döneminin padişahıdır. Dış borçlar nedeniyle ülke üretimine el konulmasının ötesinde ülke topraklarına da el konmuş veya borçlar karşılığında satılmıştır.

2.Abdülhamit, bir tarafta Almanya, bir tarafta Rusya ve bir tarafta İngiltere ve Fransa arasında ülke varlıklarını pazarlayarak tutturulan bir denge ülke topraklarının parça parça elden çıkmasına engel olmamıştır. 2. Abdülhamit’in ve Osmanlı hanedanının devamı dışında bir öncelik olmayan bu dönemde Tunus, Mısır, Kıbrıs, Sırbistan, Karadağ ve Romanya başta olmak üzere 1 milyon 600 bin kilometrekare toprak kaybedilmiştir. Bu 1914’teki Osmanlı toprakları kadar bir toprak parçasıdır.

Bu dönemin esas sembolü sayılması gereken olay ise aynı zamanda Türkiye’de sinemanın başlangıcıyla da çakışıyor. 93 Harbi’nin ardından Yeşilköy’de dikilen Rus Zafer Anıtı 2. Abdülhamid’in tüm iktidarı boyunca ayakta kaldıktan sonra 1914’te yıkılmıştır. Bu yıkımın kaydedildiği film ise “Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı” adıyla çekilen ilk Türk filmi olarak kabul edilmektedir.

Ancak daha önemli saymak gereken bir diğer husus ise 2. Abdülhamit dönemi Düyun-u Umumiye İdaresi, Reji İdaresi gibi kuruluşlarla sadece ülkenin vergi ve gümrük gelirlerinin değil aynı zamanda tüm üretiminin de emperyalist devletlere bırakıldığı garabettir. Bugün TRT dizisinde büyük bir hamasetle anlatılan 2. Abdülhamit ülkede bir yabancı askeri zaferin anıtına göz yummakla kalmayıp yoksul köylüleri kaybedilen savaşların ve payitahtın masrafları için köleleştirmeyi kabullenmiş bir padişahtır.

Modernleşmenin Abdülhamit durağı

Bununla birlikte 2. Abdülhamit Türkiye modernleşmesinde bugüne kalan önemli adımlar da atmıştır. Bunun bir çelişki olmaktan ziyade iki kanadın kesişimi sayılması yerinde olacaktır.

2.Abdülhamit’in açtığı okullar arasında Mülkiye, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi olan Hukuk Mektebi, Mimar Sinan Üniversitesi olan Mekteb-i Sanayi-i Nefise-i Şahane, İTÜ Denizcilik Fakültesi’ne dönüşen Leyli Tüccar Kaptan Mektebi, İstanbul Teknik Üniversitesi’ne dönüşen Hendese-i Mülkiye Mektebi, Halkalı Ziraat ve Baytar Mekteb-i Âlisi, Kız Öğretmen Okulu Dârülmuallimât, Marmara Üniversitesi olacak Hamidiye Ticaret Mekteb-i Âlisi gibi okulların açılmasının yanı sıra kız çocukları için okulların açılması da bu dönemde başlamıştır.

Bunun yanı sıra daha çok Alman emperyalizminin edindiği imtiyazlar üzerinden gerçekleştirdiği demiryolu projeleri, sınırlı sanayi girişimlerine de kalkışmış olsa da 2. Abdülhamit aynı zamanda alkollü içecek üreten fabrikaların ve resmi genelevlerin de kuruluşuna da olur vermiştir.

Bu haliyle Türkiye’nin Osmanlı’dan gelen modernleşme projesinde de 2. Abdülhamit’in bir yeri olduğu söylenebilir. Ama sonuçta 2. Abdülhamit dönemi bugün uydurma bir TRT dizisiyle yedi düvele karşı mücadele ettiği gösterilen bir mit haline getirilmeye çalışılsa da, sonuçta ve özünde, kendi hanedanını korumak için emperyalist devletleri birbirlerine karşı denge unsuru olarak kullanmaya çalışan, memleket topraklarını bu uğurda parça parça dağıtan, halkını borçlarına karşılık emperyalistlere terk eden, aydınlarını sürgünlerde heba etmeye kalkmış ve sonunda “Kahrolsun istibdat, Kahrolsun zulüm. Yaşasın hürriyet, adalet, müsavat, meşveret” denilerek uğurlanmış Yıldız’ın Baykuşu’ndan öte bir figür değildi.