Manşet

MERCEK | AKP iktidarı korkular cumhuriyeti kurmak istiyor... Susma, korkma, boyun eğme!

AKP iktidarı gerek iç ve dış politikadaki gerekse ekonomideki başarısızlıklarını halka yıkmak için bir korkular cumhuriyeti kurmaya karar vermiş. Bunun için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın miting alanlarında yaptığı çağrılarla gazetecileri suçlu ilan ediyor, sanatçılara soruşturma açılıyor, halkın gözü korkutulmaya çalışılıyor.

AKP iktidarı gerek iç ve dış politikadaki gerekse ekonomideki başarısızlıklarını halka yıkmak için bir korkular cumhuriyeti kurmaya karar vermiş. Bunun için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın miting alanlarında yaptığı çağrılarla gazetecileri suçlu ilan ediyor, sanatçılara soruşturma açılıyor, halkın gözü korkutulmaya çalışılıyor. Geçtiğimiz hafta Metin Akpınar ve Müjdat Gezen’e dönük başlatılan soruşturma da bunun bir örneği olarak tarihe geçti. Bize düşense belli: Boyun eğmemek…

Gerici AKP iktidarı ülkemizdeki sermaye düzeninin biricik sigortası olarak işlev görmeye devam ediyor. 24 Haziran seçimleri ile birlikte Başkanlığa geçilen Türkiye’de patronların hayalleri ve talepleri, iktidar partisi ve yandaşları aracılığı ile yerine getiriliyor. Başkanlığın nimetlerinden faydalanan Türkiye sermaye sınıfı, tek bir adamın buyruklarıyla yönetilen bir ülkede sömürü düzeninin daha fazla garanti altında olacağını bildiği için bu rejimin destekçisi pozisyonundan asla vazgeçmeyecek.

Bunlarla birlikte Türkiye’nin yangın yeri olduğu gerçeğini reddetmek imkansızdır. 2018 yılını kapatırken iş ve kadın cinayetlerinde zirvenin yaşandığı, eğitimde gericiliğin tam gaz devam ettiği, çocuklarımızın imam hatiplere ve tarikat yurtlarına mecbur bırakıldığı, dış politikada emperyalizm işbirlikçiliğinin “onurlu dış politika” olarak pazarlandığı bir ülkede yaşadığımızı unutmamak gerekli.

Tüm bunlarla birlikte, ekonomideki piyasacılığın ve bağımlılığın sonuçlarının emekçilerin tepesine bindirildiği bir dönemden geçiyoruz. Zamlar ve enflasyon almış başını giderken, asgari ücrete yapılan zam ile doğalgaz ve elektrik fiyatlarına dönük göstermelik indirimler halka lütuf olarak sunuluyor. İşsizlik artıyor, emekçilerin haklarını araması ise suçlu ilan edilmeleri eşdeğer sayılıyor.

Korkular cumhuriyeti

Her alanda yanlışlar ve başarısızlıklara imza atan gerici AKP iktidarı ile temsilcilerinin ülkenin iç politikasında ise korkular cumhuriyeti kurmaya çalıştıkları artık ayyuka çıkmış durumda. Darbeci FETÖ’nün siyasi ayağına dair herhangi bir atmayan AKP’nin Sözcü gazetesi yazarlarını FETÖ’cülükle suçlamasını da, Gezi direnişi üzerinden başlatılan soruşturmaları da, Fox Tv’de program yapan Fatih Portakal’ın hedef tahtasına oturtulmasını da bu çerçeveden değerlendirmek gerekiyor.

Sermaye iktidarı ve temsilcileri sıkıştıkça saldırıyor, kendisine karşı çıkanları korkutmaya çalışıyor, kutuplaştırma siyasetini yükseltiyor ve bu düzeni kabul etmeyenlerin boyun eğmesini istiyor.

Korkular cumhuriyeti yaratma girişimi yaratmanın son örneği ise ülkemizin iki önemli sanatçısı olan Metin Akpınar ve Müjdat Gezen’e dönük Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri üzerine yargının alelacele harekete geçmesi olarak görülmelidir.

İç politikada yeni bir açılım yapamayan (yapma şansı da bulunmayan) sermaye iktidarının, siyasette Türk-İslam sentezi dışında bir yönelimi, AKP-MHP ittifakı dışında bir siyasal bir yönelimi, piyasacılık dışında tercihi, emperyalizm işbirlikçiliği dışında bir şansı bulunmuyor. O yüzden Erdoğan’ın tüm sözleri “kraldan çok kralcı” Devlet Bahçeli tarafından tasdik ediliyor, yandaş gazeteciler Türkiye’de yaşanan her olayı bire bin katarak veriyor, düzene muhalefet eden herkes darbeci, dış mihrakların işbirlikçisi ilan edilmeye çalışılıyor.

Boyun eğmezsek kazanırız…

Müjdat Gezen ve Metin Akpınar ülkemizin iki büyük sanatçısıdır. Bir televizyon programında yaptıkları konuşmalar ve düzeni eleştirdikleri için Erdoğan’ın talimatıyla savcıların harekete geçmesi ve polis eşliğinde “örgütlü suçlar” kapsamında soruşturmaya tabi tutulmaları kabul edilebilecek bir durum değildir.

Bu ve benzeri onlarca örnekte olduğu gibi istenen şey halkın boyun eğmesi ve sömürüye, gericiliğe onay vermesidir. Bunu tam da korkular cumhuriyeti kurarak yapacaklarını bildiklerinden dolayı öncelikle aydınların sesini kesmeye çalışıyorlar. Toplumun adına konuşma ehliyeti olanların sesi kesilirse halkın sessiz kalacağını düşünüyor olmalılar.

Ancak ülkemizin emekçileri de, aydınları da, gençliği de ancak bu duruma boyun eğmediğini göstererek bu cendereden çıkabilir. Unutmayalım bu yapılanlar patronlar ellerini daha fazla ovuştursun, tarikatlar ülkemizde cirit atsın, emekçiler insanca ve kardeşçe yaşamasın diye karşımıza çıkmaktadır.

O yüzden içeride ve dışarıda politikaları çökmeye yüz tutan, ekonomik olarak bir fecaat yaratan, halk düşmanı patronların iktidarını ve temsilcilerini tarihin çöplüğüne göndermek büyük bir görev olarak önümüzdedir. Bugün ülkemizin sanatçılarından korkan gerici zihniyetin, emekçilere zam, zulüm, baskı ve korkudan başka bir şey sunamayacağı bilinmelidir.

Yukarı