İç Açı

'Türkiye'nin ihtiyacı TÜSİAD'ın da AB'nin de bakacağı bir demokrasi birlikteliğini yaratmak'

T24’ten Şirin Payzın’a konuşan HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, yerel seçimleri, partisi HDP’nin ittifak görüşlerini ve ‘çözüm süreci’ne dair değerlendirmelerini paylaştı.

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, yerel seçimleri, partisi HDP’nin ittifak görüşlerini ve yeni bir ‘çözüm süreci’ne dair değerlendirmelerini paylaştı.

T24’ten Şirin Payzın’a konuşan Paylan, HDP’ye dönük operasyonlarla ilgili “Bu süreçte HDP’nin biliyorsunuz 20 binden fazla üyesi göz altına alındı ve hâlâ 7 binin üzerinde üyesi tutuklu. Eski eş başkanlarımız Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, pek çok milletvekilimiz tutuklu; belediyelerimize kayyım atandı, bunun ötesinde basın üzerindeki, yargı üzerindeki baskılar arttı. Demokrasimiz çok karanlık bir tünele girmiş durumda ama buna rağmen, HDP’nin başına gelenlerin yüzde biri dünyadaki herhangi bir partinin başına gelseydi, mesela AKP’nin başına gelseydi, ortada AKP diye bir parti kalmazdı, dünyada herhangi bir parti kalmazdı.” ifadelerini kullandı.

‘AKP, MHP’YE EKLENDİ. AKP’Lİ VEKİLLER DE RAHATSIZ’

Paylan, Payzın’la yaptığı söyleşide AKP’nin MHP’ye eklendiğini ifade ederken, AKP’li milletvekillerinin de bu durumdan rahatsız olduğunu açıkladı. Paylan’ın ifadeleri şöyle:

“Partimizi kurarken hangi noktadaysak aynı noktadayız. Türkiye’de eşitlikçi bir demokrasi, eşitlikçi bir anayasa ve adalet peşindeyiz. Ama sorun şu; diğer partiler başka yere savruldular. Mesela AKP reform iddiasıyla kurulmuş bir partiyken MHP’yle birlikte aşırı sağa savruldu. Aslında hep şunu derler ya ‘MHP AKP’ye eklendi’. Bence tam tersi. AKP, MHP’ye eklendi. Çünkü ideolojik anlamda AKP o ideolojiyi giydi. AKP içinde bundan ciddi rahatsız kesimler var ama seslerini çıkaramıyor.”

(‘Varlar mı?’ sorusu üzerine:)  “Varlar tabii. AKP’li vekillerle konuşuyorum. Sohbetlerimiz tabii açık ortamda olmuyor; kulisler çok rahatsız, o kadar çok vekil var ki: “Bizim iddiamız bu değildi. Bir Türkiye’ye demokrasi taşımak için geldik ve MHP’ydi bizim karşıt olan ideolojimiz. Biz demokrasiyi vadettik ama geldiğimiz yerde ‘MHP’ye yedeklendik” diyor. AKP milletvekilleri bunu söylüyor.”

‘İDEOLOJİK İKTİDAR MHP’DE’

İdeolojik iktidar MHP’de diyen Paylan’ın açıklaması şöyle:

“İdeolojik iktidar MHP’dir, AKP de buna yedeklenmiş durumda. MHP, yüzde 10’luk oyuyla kilit parti olarak görüyor kendini. Cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP MHP’ye taviz vermek zorunda kaldı. Yerel seçimlerde yüzde 50 artı hedeflediği için büyükşehirlerde MHP blöf yaptı “Biz ortaklıktan vazgeçiyoruz” diye ve AKP’yi daha da mecbur kıldı. AKP bir büyükşehir vereceğine şimde göreceğiz ki daha fazla büyükşehirde MHP adaylarını çıkaracak.”

Yerel seçimlerde HDP ile CHP arasında ittifak konusunda yoğun bir temas olmadığını ifade eden Paylan, yerelde yalnızca ‘dirsek teması’ şeklinde bir işbirliğinin olduğunu anlattı. Yerel seçimlere dair Paylan “Biz 103 belediyeyi 150 belediye yapacağız. Yerellerde de eğer ki CHP ve diğer partiler demokrasi anlamında, demokrat adaylar gösterme konusunda cesaret gösterebilirlerse; göreceksiniz büyükşehirleri de AKP-MHP blogundan alacağız.” değerlendirmesinde bulundu:

CHP’nin İyi Parti’yle olan dirsek teması nedeniyle cesaretsiz davrandığını söylüyorsunuz. Tabandan kaynaklanan da kaygıları var. CHP’ye bir mesajın olur mu?

“Yalnızca CHP’ye değil, İyi Parti’ye de Saadet Partisi’ne de… Bakın şöyle söyleyeyim; hakkı teslim edelim. Tayyip Erdoğan’I çözüm sürecinde hatırlayalım. Bütün basınçlara rağmen yani diğer tüm partilerin basıncına rağmen sonuna kadar çözüm sürecinin devamı konusunda pozisyon almıştı. Bu cesaret meselesi. O zaman “Sonuna kadar barış” diyordu, “Analar ağlamasın” diyordu  bütün saldırılara rağmen. Toplumun yüzde 75’i, -bakın çok küçük bir oran değildir  ‘Barış Süreci’nin, ‘Çözüm Süreci’nin arkasındaydı. Bütün anketler bunu gösteriyordu ve Tayyip Erdoğan bu anketlere bakıp “Evet ben buna yürümeliyim” diyordu ama ne yapıldı? Darbe dinamiği o ‘Çözüm Süreci’ masasını dağıttı ve sonrasında da Tayyip Erdoğan o yolda devam etti, o dar bir yere hapsoldu.”

‘ÇÖZÜM İSTEYEN YÜZDE 75 BİR YERE KAYBOLMUŞ DEĞİL, TEKRAR BARIŞA İKNA EDECEĞİZ’

“Madem çözüm isteyen yüzde 75 bir yere kaybolmuş değil, biz zaten bunu savunuyoruz. Bizim elimizi tutacak bir iddia bu yüzde 75’i tekrar ikna edebilir. Yeter ki bu iddiayı ortaya koyacak bir liderlik bir siyasi parti bir hareket olsun. Topyekün siyasi partilerin işi de değildir bu. Basın, sivil toplum ne kaldıysa hep berabere bu iddiayı tekrar ortaya koymalıyız. Türkiye toplumunu çatışmadan değil çözümün müzakereden, konuşmalardan geçtiğine ikna etmeliyiz. O alan boş. Tekrar eminim ki bir gün bir iddia, bir siyasi hareket, “Biz buna hazırız” diyecek, bizim elimizi tutacak ve biz tekrar yüzde 75’i yüzde 80’e barışa ikna edeceğiz.”

TÜRKİYE’NİN İHTİYACI TÜSİAD’IN DA AB’NİN DE BAKACAĞI BİR DEMOKRASİ BİRLİKTELİĞİ YARATMAK

AKP’nin kuruluş dönemine dair değerlendirmeler yapan Paylan, “AKP bir hikaye yazmıştı ilk kuruluş döneminde ve dünyada bir heyecan yaratmıştı değil mi? Bütün gazeteciler uçaklara dolup Avrupa Birliği’ne gidiyordu, Brüksel’de raporlar… Herkes Türkiye’nin demokratik bir ülke olma iddiasına bakıyordu o zamanlar ve bu AKP’ye bir yol aldırdı. Ama Türkiye’nin her zaman reformist iddiası olan bir partisi olmuştu, şimdi yok. HDP var bu anlamda ama HDP’nin muhattabı yok. Diğer anlamda o çekim alanını yaratacak demokrasi birlikteliği yok. Bu yönde cesareti ortaya koymak lazım. O zaman emin olun TÜSİAD da, sendikalar da, bütün sivil toplum örgütleri de, hatta Avrupa Birliği de oraya doğru bakar. Evet Türkiye’nin ihtiyacı olan böyle bir iddia diye bakar ve o bir çekim alanı yaratır.” ifadelerini kullandı.

‘ERDOĞAN OPORTÜNİST BİR LİDER, SADECE ANKETLERE BAKIYOR’

Payzın’ın “AKP de bakar mı o zaman?” sorusuna yanıt veren Paylan şöyle konuştu: “AKP de bakar. Bakın Tayyip Erdoğan oportünist bir lider. O sadece anketlere bakıyor. Ben barışa yürüyorum; oy mu kazanıyorum, oy mu kaybediyorum diye baktı. En sonunda maalesef o darbe dinamiği bunu manipüle ettiğinden beri oy kaybetti ve MHP’ye döndü.Yarın öbür gün MHP ile birlikteliğinden dolayı çok oy kaybettiğini görürse ve başka bir iddia çekim alanı yaratılır, AKP’nin oyları da bu tarafa doğru çekilirse Tayyip Erdoğan da döner. Hatta AKP içinde size emin olarak söylüyorum en az 3’te 2’si mevcut durumdan rahatsız. Onlar da bu durumdan döner. Tayyip Erdoğan dönmezse onlar dönerler.”

‘Tayyip Erdoğan siyasi hayatında kaç defa asla asla diyip de manevralar yaptı.’ hatırlatmasında bulunan Paylan, şöyle devam etti:

“Tayyip Erdoğan pragmatik ve oportünist bir lider. Şimdi basınç olmadığı sürece gücü o elinde tutuyor. Yürütme gücünü o elinde tutuyor. Meclis’te de pek çok parti var. Tayyip Erdoğan bir duvar görürse, bir sopa görürse veya toplumdan, uluslararası kamuoyunda basınç görürse manevra yapabilen bir lider. Şu anda bu basıncı kurabiliyor muyuz? Bence yeterince kuramıyoruz. Bahsettiğimiz demokrasi cephesi bir çekim alanı yaratabilirse, “Ben burada kaybediyorum, başka bir iddia çok daha parlıyor” diye görebilirse veya sivil toplum, basın cesaret gösterip toplumu iyiliğe doğru barışa doğru demokrasiye doğru çekecek hamleleri yapabilirse…

Avrupa Birliği’nden yetkililerle görüşüyoruz, “Siz de eskiden demokratik bir Türkiye iddiasını sevmiştiniz, Müslüman çoğunluklu bir ülkenin demokrasi olma iddiası çok parlak bir fikir olarak geliyordu, şimdi o iddiaya küstünüz. Şimdi Türkiye’den bir şey olmaz diye bakıyorsunuz. Ama siz bir şey olmaz diye Türkiye’yi yalnızca tampon ülke olarak görmeye devam ederseniz, mülteciler burada bir süre kalır ama Türkiye iç barışını bulamaz, yoksullaşır. Belki siz birkaç bin mülteciden korkarken milyonlarca Türkiyeli mülteci size doğru akabilir” diyorum. Türkiye’nin barışı, Avrupa’nın da güvenliğini ve demokrasisini  ve refahını sağlar. Bu iddiaya onlar da bakabilirler. Bu hikayeyi beraberce parlatabilirsek dışardan da bir basınç görür ve o anlamda siyasette bütün taşlar yerinden oynar.”

‘6 MİLYONUN TAMAMI DEMİRTAŞ’A AŞIKTIR’

“Bütün kayyımları geldikleri yere, saraya geri göndereceğiz” diyen HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’ın  Demirtaş ile ilgili açıklaması ise şöyle:

Kulislerde, HDP yönetiminin Demirtaş ile arasına mesafe koyduğu, gerektiği kadar sahip çıkmadığı, ayrışmaya gidildiği, Demirtaş’ın hatta belki ileride farklı bir parti kurabileceği, arada soğuk rüzgarlar estiği çokça konuşuluyor. Öyle mi?

“Böyle bir şey söz konusu olmaz. Bakın biz 6 milyonun üzerine oy aldık. Bu 6 milyonun tamamı Demirtaş’a aşıktır, bırakın sevmeyi. Hepsi odalarında, iş yerlerinde, dükkanlarında, taksilerinde Demirtaş’ın fotoğrafını asar. Bir siyasi parti bu kadar sevilen, Türkiye siyasetinin yakın dönemde yetiştirdiği en parlak siyasetçiyle arasına mesafe koyacak. Böyle bir şey yok. Bu gerçekten akla ziyan bir düşünce.

Biz eleştiri ve özeleştiri mekanizmaları olan bir siyasi partiyiz. Demirtaş parti yönetimimizi eleştirmiştir, açıktan yapmıştır. Bu da bizim hep yaptığımız bir şey. Biz birbirimizi sonuna kadar eleştiririz ama yoldaşça çıkarız kurullardan. Demirtaş benim yoldaşımdır. Bir yoldaş bir yoldaşı eleştirmezse hata yapar. Erdoğan neden çok hata yapıyor, çünkü kimse onu eleştiremiyor. Etrafındaki dalkavuklar, “Padişahım çok yaşa, padişahım çok yaşa”. Arka kapıya gidiyoruz AKP’li milletvekilleriyle, bin tane eleştiri sayıyorlar ama yüzüne söyleyemiyorlar. Bir insanın iyiliğini istiyorsanız yüzüne eleştirirsiniz. Demirtaş bunu yaptı. Partili arkadaşlarımız da Demirtaşa eleştirilerini sundular. Ama o tartışmanın sonucunda yoldaşlık çıktı. Herhangi bir sorun yok. Demirtaş HDP’lidir, HDP’nin cumhurbaşkanı adayıdır, HDP’nin sevgilisidir.”

Yukarı