Yazarlar

Emekçilerin bilinci, sınıf kini ve Sınıf Tavrı

İsim verelim; Aydınlık hareketi ve Perinçek sınıf bilincini işçi sınıfına ‘akıllı durun, grev ya da iş bırakırsanız işletmeniz kapanır, tümüyle ekmeksiz kalırsınız’ diye öğütlüyor. Bunu adı olsa olsa sınıfa ihanet ve işbirlikçiliğidir…

Sosyalizmin bir kutup olmaktan çıktığı ve reel sosyalizmin çözülüşünden sonra dünyada özellikle küreselleşme kavramı ile yeni bir dönem yaratıldı: İşçi sınıfı, komünist parti, Leninizm gibi gerçekler tukaka ilan edildi. Artık popüler olan “sivil toplum”, demokrasi mücadelesi, bireyselleşme idi. Sovyetler Birliği’nde yaşanan çözülme sonrası ortaya çıkan şok dalgasında hem örgütlü solun büyük kısmı hem de dağınık durumdaki sol-sosyalist aydınlar bu popüler kavramlara yaklaşmaya başladılar.

Modern Türkiye tarihini bürokratik elitlerin iktidarı, seçkinler demokrasisi ve ceberrut devlet olarak mı tarif edeceğiz, yoksa sınıf mücadelelerinin siyasal sonuçları ile mi? Eğer ilk tarifi doğru buluyorsanız şu sonuçla karşı karşıya kalacaksınız. ‘Devlet ile toplumun çatışmasında otoriter ve faşizan devletin karşısında demokrasi isteyen geniş halk yığınlarının siyasal temsilciliğini üstlenmek’ yazıldığı zaman oldukça ironik duruyor ama bunu AKP yapmadı mı? Onlara göre devrim bize göre karşı-devrim olan süreç bu değil miydi? Sahi bu sürecin temel düşünsel gıdasını liberallerle birlikte siyasal İslamcılar yaratmadı mı?

Bir başka sapma daha ortaya çıktı: Türkiye’yi emperyalist-kapitalist dünyadan soyutlayan, geçirdiği dönüşümü egemen sınıfın emperyalist-kapitalist dünyaya eklemlenme çabası olarak görmeyen bir yaklaşım. Bu yaklaşım da kendisini Türkiye’nin dış politikadaki konumunu tayin etme çabası içerisinde buldu. Avrasya Beşlisi mi yeğdir? Yoksa Rusya şemsiyesi mi? Sahi ‘Tam Bağımsız Türkiye’ sloganına ne oldu?

Son iki paragrafta eksik olan sınıf ve sınıf mücadeleleridir. Türkiye tarihi sınıflar mücadelesinin tarihidir. Örneğin Türkiye’de sağ partilerin ilk ortaya çıkışı tarım burjuvazisinin siyasal temsiliyeti dinamiğidir. Örneğin sağ partilerin temeli; temsiliyetini üstlendiği sınıflar zengin sınıflardır, burjuva sınıfıdır. Örneğin Türkiye sağcılığının temel karakteristiği ülkemizi emperyalist dünyaya ekleme çabasıdır. Türkiye modern tarihi bu gerçeklerle doludur.

Emek-sermaye çelişkisi halen temel çelişkidir. Tarihte sol-sosyalist olma süreci temel anlamda işçi sınıfının yanında yer alma, onun davasını üstlenme, onun siyasetini yürütme iradesi ile başlar. Hem dünyada hem de ülkemizde temel devrimci sınıf işçi sınıfıdır.

Üstelik bir krizden geçiyoruz. Krize karşı AKP iktidarının ilk sarıldığı şey emekçilere saldırmak oldu. Reel ücretlerin geriletilmesi, çalışma saatlerinin uzatılması, sosyal hakların sınırlanması, sosyal harcamaların kısılması, yasadışı işçi çalıştırmanın yaygınlaşması vb. Böylesi bir dönemde bile AKP iktidarını kurtarmaya çalışan, ona can simidi uzatan bir sapkın siyaset ile karşı karşıya kalabiliyoruz.

İsim verelim; Aydınlık hareketi ve Perinçek sınıf bilincini işçi sınıfına ‘akıllı durun, grev ya da iş bırakırsanız işletmeniz kapanır, tümüyle ekmeksiz kalırsınız’ diye öğütlüyor. Bunu adı olsa olsa sınıfa ihanet ve işbirlikçiliğidir. Bu öğütün ülkemizi emperyalizme pazarlamak için Kore Savaşı’na sokan ardında bunu eleştiren komünistleri köksüz olmakla, Moskof Uşağı olmakla suçlayan sağcı iktidar duruşundan ne farkı var.

Sosyalistlerin toplumda gerçeği örgütlemek gibi bir sorumlulukları bulunuyor. Gerçeğin iki boyutu var: Birincisi kriz ortamında ortaya çıkacak sonuç emperyalist sömürünün yoğunlaşması, yani ülkeleri dış borçlanma yolu ile iktisadi ve siyasi olarak felç eden ve yöneten bir emperyalizm ile karşı karşıya kalacağımız. İkinci boyut ise bu müdahalenin zemini yaratan neoliberal politikaların, rantçı ekonominin uygulayıcısı AKP iktidarı. İşçi sınıfından bu gerçeğin kaçırılmasını engellemek boynumuzun borcudur.

Sol işçi sınıfının tarafında olmaktır. Sol ‘memleket batıyor şimdi grev ve iş bırakma zamanı değil’ diyenlere karşı mücadele etmektir. Sol ‘vesayetten kurtuluyoruz, ekonomide devlet müdahalesi biterse krizden çıkarız’ diyen liberal zevzeklere karşı emekçilerin sesini yükseltmektir. Sol ‘Sınıf Tavrı’nı yaygınlaştırmak, örgütlemek, sınıfın içerisinde vücut bulmasını sağlamaktır.

Yukarı