Bozacının şahidi şıracı yazdı: Gülen hiçbir zaman fikri sorulacak biri olmadı

Cemaat'in uzun yıllar sözcülüğünü yapan AKP'li Hüseyin Gülerce, Tayyip Erdoğan'ın ABD'de Fethullah Gülen'le görüşmesi iddiasına ilişkin 'şahitlik' yaptı.

Bozacının şahidi şıracı yazdı: Gülen hiçbir zaman fikri sorulacak biri olmadı

Yıllarca Gülen Cemaati’nin en kritik isimlerinden biri olan ancak 17-25 Aralık operasyonlarından bir süre sonra Cemaat’ten ayrılarak AKP medyasında kadro alan Hüseyin Gülerce, Tayyip Erdoğan’ın AKP’yi kurmadan önce ABD’de Fethullah Gülen’le görüştüğü iddiasına ilişkin ‘şahit’lik yaptı.

AKP’nin yayın organlarından Star Gazetesi‘nde kaleme aldığı köşe yazısında Gülerce, CHP’nin cumhurbaşkanı Muharrem İnce’nin gündeme getirdiği iddia için ‘kuyruklu bir yalan’ derken, Gülen’le Erdoğan’ın hiç bir zaman iyi olmadığını öne sürdü.

Gülen’in en başından beri Erdoğan’a tavrının hasmane olduğunu iddia eden Gülerce, 3 Kasım 2002 seçimlerinden kısa bir süre önce Gülen’e AKP’nin tek başına iktidara geleceğini söylediğinde bozulup gerildiğini ve “Yanılıyorsun, yüzde 60 oy alsalar bile iktidarı ona vermezler” dediğini yazdı.

Gülerce’nin yazısında o bölüm şöyle:

“İnce’nin, AK Parti kurulurken Erdoğan’ın Gülen’den icazet almak için Pensilvanya’ya gittiği iddiası kuyruklu bir yalandır.

Ben şahidim; Erdoğan ile Gülen arasında öyle icazet almayı icap ettiren bir hukuk, yakınlık hiç olmadı. Çünkü Erdoğan en baştan itibaren, özellikle de İstanbul Belediye Başkanlığı seçiminden itibaren, Gülen’in kendisine olan hasmane tavrını biliyordu. 1994’teki belediye seçiminde Gülen’in, o dönemin İstanbul imamı Ahmet Kara’yı görevlendirerek, Erdoğan’ın seçilmemesi için bütün adamlarını seferber ettiğini biliyorum.

Gülen’in bu düşmanlığının, Erdoğan elbette farkındaydı ve bunu hiç unutmadı.

Gülen’in Erdoğan’ı sevmesi, desteklemesi mümkün değildi. Çünkü kendisini “seçilmiş kurtarıcı”, “Beklenen Salih Zat” olarak görüyor ve yolundaki en büyük engelin Erdoğan olduğuna inanıyordu. Bu yüzden Erdoğan’a karşı büyük hazımsızlığı vardı.

3 Kasım 2002 seçimlerinden bir-iki ay önceydi. Pensilvanya’da bana seçim havasının nasıl olduğunu sordu. Ben, AK Parti’nin tek başına iktidara geleceğini söyledim. Bozuldu, yüzü gerildi ve elini dizine vurarak; “Yanılıyorsun, yüzde 60 oy alsalar bile iktidarı ona vermezler” dedi…

Erdoğan’a da, Melih Gökçek’e de takıntısı vardı. Bir defasında “Erdoğan, Gökçek, ikisi de Türkiye’nin cins kafaları” dedi.

Erdoğan, Gülen’in kendisine olan kin ve nefretini daha sonraları açıkça gördü. Gülen Pensilvanya’da hastaneye kaldırılmıştı. Geçmiş olsun telefonunda Gülen, Erdoğan’a çok övücü sözler söylemişti. Ama Erdoğan daha sonra şunu öğrendi. Gülen telefonu kapatır kapatmaz yanındakilere Erdoğan’ın aleyhinde ağır sözler söylemişti… (Bunun şahitlerini bana ilk elden söyleyen oldu)

Gördük ki; 7 Şubat 2012 MİT krizi, Gezi olayları, 17/25 Aralık isyanı, MİT tırlarının durdurulması ihanetlerindeki hamlelerin hepsi Erdoğan düşmanlığının sonucuydu.

Ancak bunlardan çok önce, 2009 yılından itibaren elebaşı Gülen, bütün FETÖ tabanına Erdoğan kin ve nefreti aşılamaya başladı.

Erdoğan’ı ve yakın çevresini, başta MİT Müsteşarı Hakan Fidan olmak üzere İran ajanlığı ile suçlama hususunda geniş bir algı operasyonu yürütüldü.

Tabandakilere en çok söylenen de şuydu:

“Hocaefendi seçilmiş kurtarıcı. Peygamberimiz Medine-i Münevvere’de kendisine, ‘Biz bu işi Türkiye’de Fetullah’a verdik’ dedi. Herkes Hocaefendi’ye danışıyor, onu dinliyor. Obama bile Amerika’da kendisiyle istişare ediyor. Erdoğan kim oluyor ki Hocafendi’ye danışmadan, onunla istişare etmeden kendi kafasına göre Türkiye’yi yönetmeye kalkıyor?”

Muharrem İnce’nin iddiası, işte bu gerçekler ışığında kuyruklu bir yalandır. Erdoğan nezdinde Gülen, hiçbir zaman fikri sorulacak, icazet alınacak biri olmadı.”

http://gazetemanifesto.com/2017/07/03/atma-gulerce-hepiniz-oradaydiniz/

http://gazetemanifesto.com/2017/08/02/40-yillik-fetocuye-kalkan-oldu-gulerce-devletin-adamidir/