Türkiye, AİHM'de yine mahkum edildi: Basın açıklamasına verilen ceza hak ihlalidir

İnsan Hakları Derneği'nden 3 kişinin başvurusuyla ilgili karar veren AİHM, insan hakları savunucularının basın açıklamasına katıldıkları için ceza verilmesinin hak ihlali olduğuna hükmetti.

Türkiye, AİHM'de yine mahkum edildi: Basın açıklamasına verilen ceza hak ihlalidir

İnsan Hakları Derneği’nden 3 kişinin başvurusuyla ilgili karar veren Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), insan hakları savunucularının basın açıklamasına katıldıkları için ceza verilmesinin hak ihlali olduğuna hükmetti.

bianet’ten Ayça Söylemez‘in aktardığına göre, İHD Adana’dan Adnan Öğrü ve Veysel Kurtuluş Alabaş ile Beyhan Günyeli’nin AİHM başvurusu sonuçlandı.

Mahkemenin açıkladığı kararla, barışçıl eyleme katıldıktan sonra  para cezasına çarptırılan 3 hak savunucusuna verilen cezayla, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesinde düzenlenen toplanma ve gösteri hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Türkiye başvurucuların mahkeme masrafını ödemeye mahkum oldu.

Hükümet: Para cezaları hafif, ihlal yok

Hükümet AİHM’e verdiği savunmada, para cezalarının çok hafif olduğunu, başvurucuların ağır bir ihlale uğramadığını’ ileri sürdü. AİHM ise açıkladığı kararında, para cezalarının hafif olmasına ve başvurucuların maddi durumlarına büyük bir zarar vermemiş olmasına rağmen, cezaların birden fazla olmasına dikkat çekildi.

Ayrıca, başvurucuların insan hakları savunucusu olmasından hareketle, para cezalarının, toplantı ve gösteri hakkının kullanımı üzerinde daha ciddi etkileri olabileceği ifade edildi:

“Barışçıl gösteri hakkı, demokratik toplumun temel taşıdır. Bu sebeple mahkeme, Hükümetin itirazını reddediyor.”

AİHM kararında, para cezalarına yapılan itirazların mahkemece değerlendirme aşamasında da hukuksuzluklar olduğunu tespit ettiklerini ifade etti:

“Hak savunucularının mahkemeye yaptıkları itirazları değerlendiren hakimler, verdikleri ret kararlarında gerekçe olarak, tam olarak doğrulanmamış polis tutanaklarını gösteriyor. Hakimler, barışçıl gösteri hakkıyla toplum düzeninin korunması arasında bir denge gözetmişe de benzemiyor. Mahkemeler, başvurucuların haklarına müdahale edildiği kuşkusuyla orantılı şekilde karar vermeliydi.”