CHP'den 'Yetmez ama evet'çilerle 'helalleşme' çağrısı!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, 2010 referandumunda AKP'ye "Yetmez Ama Evet" desteği verenlerle 'helalleşme'si gerektiğini savundu.

CHP'den'Yetmez ama evet'çilerle'helalleşme' çağrısı!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, 2010 referandumunda ‘Evet’ kampanyasına “Yetmez Ama Evet” sloganıyla omuz veren liberallerle ‘helalleşme’si gerektiğini savundu.

AKP’nin bu kadar güçlenip baskıcı hale gelmesine liberallerin çok büyük payı olduğu gerçeğini dile getiren Ağbaba, sözlerinin devamında sözkonusu kesimi iktidara geçmişte verdikleri destekler üzerinden eleştirirken, 16 Nisan referandumu öncesi ise onların da “demokrasiyi savunduklarının görüldüğünü” öne sürdü.

Son dönem özellikle düzen solu içerisinde başlayan “demokrasi cephesi” girişimleri de hesaba katıldığında, Veli Ağbaba’nın aynı mantığı güttüğü görülüyor. Bu yaklaşımın bir benzeri, cezaevindeki HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş tarafından, “Evetçiler ile Hayırcılar içindeki demokrasi sevdalıları yan yana gelmeli” minvalinde yapılmıştı.

Ağbaba’nın Gazete Duvar‘da yer alan söyleşisindeki o bölüm şöyle:

“Liberal aydınlar” denen grupla AKP şu anda taban tabana zıt noktadalar. Karşılıklı olarak birbirlerinden vazgeçtiler aslında. Peki şimdi CHP bu kesimlerle ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor mu?

AKP’nin bu kadar güçlenmesinde, baskıcı olmasında bu liberal aydınların çok büyük payı olduğunu düşünüyorum. Gelinen noktayla ilgili onların da günahları çok. Kendisi gibi düşünmeyen, hatta yaşam tarzı uyuşmayan insanlar tarafından desteklenmesi, AKP’nin en büyük başarısıydı. Tayyip Erdoğan’la demokrasiyi aynı karede gösterme konusunda çok başarılı oldular. Oysa Erdoğan’ın demokrasiye bakışını anlamak için çok fazla kitap okumuş olmak gerekmiyordu. Mersin’deki çiftçiye “ananı da al git” dediğinde Erdoğan’ın demokrasi anlayışı belli olmamış mıydı? Her şey belliydi ama onlar hep Erdoğan’ı olumlu yönde görmek istediler.

Neden? Acaba CHP’de bir umut görmedikleri için o tarafa meyletmiş olabilirler mi?

Sadece ondan mı, değil. Eskiden bu kesim için laiklik CHP’nin kullandığı, alay edilesi bir kavramdı. Ama şimdi bunun hayati bir mesele olduğunu onlar da anlamaya başladı. Beraber değiliz ama onlar da CHP’nin çizgisine geldi. Bu kesimlerin CHP’nin izlediği politikaları desteklediklerini düşünüyorum. Ayrıca bu konuda bir parantez açmak istiyorum: Artık bu kesimlerle de helalleşmek lazım. Kan davası yapmamak lazım.

Yetmez ama evetçilerle mi?

Evet, herkesle. Bir şey olunca hemen yetmez ama evetçileri suçluyoruz. Doğrudur, suçlu mu bunlar, suçlu. 2010 referandumundan Evet çıkmasının sebebi sadece AKP ve cemaat değil, yetmez ama evetçiler. Geçtiğimiz günlerde Ali Nesin’in yaptığı açıklamada bunu hâlâ savunması korkunç. Oysa 15 Temmuz’un en büyük eşiği 12 Eylül 2010 akşamı aşıldı. 15 Temmuz’da Meclis’e atılan bomba da, tankların mazotu da 2010’da kondu. Silahlara kurşunlar 12 Eylül 2010 akşamı sürüldü. Dolayısıyla 2010 referandumunu savunmamak lazım. Birileri görmedi ama belki de rejim değişikliği o günden itibaren tasarlandı. Bugün laikliğin, cumhuriyetin, demokrasinin, Meclis’in tartışılır olması o günkü sonuçla başladı. Fakat liberal aydınlarla bu meseleyi kan davası yapmayacağız. 16 Nisan öncesinde görüldü ki, onlar da demokrasiyi savunuyor. O halde artık bu insanlarla helalleşmek lazım.”