Orhan Pamuk utanmıyor

Yıllardır AKP'yi aklamakla uğraşan Orhan Pamuk, yeni yazdığı 'Kırmızı Saçlı Kadın' kitabı vesilesiyle reklam çalışmalarına hız verdi.

Orhan Pamuk utanmıyor

Yıllardır AKP’yi aklamakla uğraşan Orhan Pamuk, yeni yazdığı ‘Kırmızı Saçlı Kadın’ kitabı vesilesiyle reklam çalışmalarına hız verdi. Pamuk, Stalin ve Sovyetler Birliği ezberleriyle süslediği röportajında AKP’ye verdiği destek nedeniyle pişmanlık göstermek yerine yaşadığı ‘hayalkırıklığı’ndan bahsedebildi.

Orhan Pamuk’un Kürt sorununda çözüm sürecinden yeniden çatışmaların başladığı bir aşamaya geçilen son dönemi görmezden gelmesi ve Can Dündar ile Erdem Gül’ün tutuklanmasına ilişkin soruda dahi ‘bireysel mutluluk’tan bahsedebilmesi dikkat çekti.

“Göçmen sorununun Avrupa’nın elini kolunu bağladı”

Hürriyet’ten Çınar Oskay’a konuşan Pamuk, Sur ve Cizre’den her gün ölüm haberlerinin geldiği günlerde, “1970’lerde insanlar sokaklarda sinek gibi ölürdü. O daha da kötüydü diyebilirim. Şimdi Cumhurbaşkanı ‘Vatan haini’ diye bağırıyor. Ama hiç olmazsa sokakta ölen yok.” ifadelerini kullanarak AKP’yi karşısına almaktan çekindiğini gösterdi.

Suriye krizi sonucu ortaya çıkan göçmen sorununun Avrupa’nın ‘elini kolunu bağladığını’ öne sürerek Batı’dan kurtarıcı arayan Pamuk, “Bize bir dönem Suudi Arabistan’a baktıkları gibi bakıyorlar. Bizim istediklerimizi yapıyorsa içeride ne yaparsa yapsın! Göçmenleri filtrele, IŞİD’le savaşımızda yanımızda yer al. Biz de insan haklarını ihlal etmeni, gazetecileri içeri atmanı görmemeye çalışırız.” dedi.

“Artık sadece Batı’nın değil başka kültürlerin de dünyayı belirliyor olması beni korkutuyor”

“Kasım sonuçlarını öğrendiğim zaman bana benzeyen herkes gibi hayal kırıklığına kapıldım. Ama ilk defa mı? Çocukluğumda da Demirel vardı. İlk hayal kırıklığı yaşayan liberal, solcu ya da özgürlükçü ben miyim? Hayatımız böyle geçti!” ifadelerini kullanan Pamuk, “Kasım seçiminde seçmen biraz da anarşiden korktu. ‘Şimdi boş ver özgürlükleri. Ekonomiyi koruyan otoriter ‘babamız’ olsun, ne olursa olsun’ dedi. İç açıcı bir sonuç değil. Gazetecilere baskı var mı? Fikirlerini rahatça yazabiliyor musun? Özgür müyüz? Seçmenimiz ne yazık ki böyle bakmıyor. Asya ülkeleri de böyle. Bu beni korkutuyor çünkü artık sadece Batı değil başka kültürler de dünyayı belirliyor. Onlar için özgürlükçülük en önemli değer değil.” dedi.

Pamuk, Nobel’in hakkını vermek için Stalin’i unutmadı

Gazeteci, akademisyen ve sanatçılara yönelik baskılara değinen Pamuk, düzeni aklamak için en basit ezberlerinden öteye bir yaratıcılık göstermezken, “15 yıllık ekonomik gelişim, bireyliğini önemseyen insanlar yarattı. İstediğin kadar kültürü, sanatı yasakla, onlar dertlerini ifade eder. En büyük sorun düşünce özgürlüğü. Özellikle gazetecilerin, politik yorumcuların özgürlüğü… Stalin Rusya’sı, 70’lerin Rusya’sı gibi sanatçının özgürlüğüne saldırı yok. Ama politik yorumcunun üzerine çok büyük bir saldırı var. Hükümetin çatıştığı yerler gazeteler. Roman yazarken kendimi kısıtlanmış hissetmiyorum. Ama her gün köşe yazısı yazdığım zaman baskı gelecektir.” dedi.

“Ben sadece edebiyat konuşsak diyen biriyim”

Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın tutuklanmasıyla ilgili konuşan Pamuk, “Ben sadece edebiyat konuşsak diyen biriyim. Ama imkân yok artık. İnsanlığına sığdıramıyorsun. Can Dündar tutuklandığında, oturup romanını yazamıyorsun. Sorduklarında ‘Bana ne’ diyemiyorsun, demek istemiyorsun. Ne kadar berbat bir toplumda yaşıyor olursan ol bireysel mutluluğun önemli olduğunu söyleyebilme hakkına sahibim. 1970’lerde insanlar sokaklarda sinek gibi ölürdü. O daha da kötüydü diyebilirim.” dedi.