Iraz Yöntem yazdı: Umudun kalkanı sanattır

Merhaba… Yeni bir heyecanla selamlıyorum sizleri; ilk kez elini uzatıp biriyle tanışır gibi… Hiçbir zaman karşısındakinin elini yalandan sıkan biri olmadım ve hep karşımdakinin gözlerinin içine bakarak tanıttım kendimi. Burada da, kalemim yettiğince, inandıklarımı ve gözlemlediklerimi en içten hâliyle paylaşmaya çalışacağım sizinle… İnternet ortamında her geçen gün sayısı artan yayın organlarına bir yenisi daha ekleniyor.... View Article

Iraz Yöntem yazdı: Umudun kalkanı sanattır

Merhaba…

Yeni bir heyecanla selamlıyorum sizleri; ilk kez elini uzatıp biriyle tanışır gibi… Hiçbir zaman karşısındakinin elini yalandan sıkan biri olmadım ve hep karşımdakinin gözlerinin içine bakarak tanıttım kendimi. Burada da, kalemim yettiğince, inandıklarımı ve gözlemlediklerimi en içten hâliyle paylaşmaya çalışacağım sizinle…

İnternet ortamında her geçen gün sayısı artan yayın organlarına bir yenisi daha ekleniyor. Burada olma sebebimin başında da Manifesto’da bir kültür-sanat bölümünün varlığına verilen önem geliyor. Çünkü haber siteleri ve gazeteler ne kadar çeşitlenip çoğalsa da, kültür-sanat alanına verilen destek ve özen, ne yazık ki aynı korelasyona sahip olamıyor. Ama Manifesto’nun bu hedefi, benim için de desteklenmesi gereken bir öneme sahip.

Kültür ve sanat, hiçbir ideolojiye ait değildir, olamaz da. Sanat, doğası gereği evrensel ve ilericidir. Bu sebeple de her alanda paylaşılması gerekir. Ne kadar çok kişiyle, ne kadar farklı mecralarda paylaşırsak, o kadar güçlü bir etkileşim unsuru hâline gelir. Çünkü sanat, geçmişten geleceğe ve insanlar arasında bir tutkal gibidir. Tıpkı ağaçlar gibi bize nefes aldırır ve iyileştirir. İnsanları bir araya getiren ve bir arada tutabilen sanat, bu sebepledir ki kimilerince bir ‘silah’ olarak görülür. Oysa hiçbir zaman yakıp yıkmaz ve öldürmez; aksine yaşamın daha iyiye ve güzele evrilmesine vesile olur.

… sanat, sanatçıyı insanlardan ayrılmamaya zorlar; onu, en gündelik ve en evrensel gerçeğe bağlar.
Albert Camus

Sanat bugün ne yazık ki insanların hayatında öncelik sıralamasında kendine çok zor yer bulabiliyor. Sürekli kanla boyanan, ölümlerle yüz yüze yaşanılan bir zamanda ve coğrafyada yaşıyoruz, yaşadığımıza/yaşamaya çalıştığımıza inanıyoruz. Ama unuttuğumuz birşey var; insanoğlunun başlangıcından buyana toprağa sürekli kan aktı! Çok uzağa gitmeye gerek yok, sadece geçtiğimiz çağda 2 büyük dünya savaşı yaşandı. Ama insanlar yaralarını hep sanatla sardı, yaşamın devam edebilmesinin ve hattâ yeniden inşa edilebilmesinin yolu hep sanattan geçti. Savaşlardan sonra inşa edilen binaların başında tiyatrolar, opera salonları geldi. Bugünün en önemli yazarları savaş zamanlarından çıktı. Ressamlar ve heykeller eserlerini üretmekten hiçbir zaman vazgeçmediler, notalar hiç susmadı…

… Elbette sanat tek başına doğruluk ve özgürlük getirecek bir dirilişi sağlayamaz; ama sanat olmadıkça bu diriliş biçimini bulamaz, bulamayınca da hiçbir şeye benzemez. Kültür ve onun gerektirdiği bağıntılı özgürlüğün bulunmadığı toplum ne kadar düzenli olursa olsun bir vahşi ormandır. Onun için de her gerçek sanat yaratışı yarın için bir muştudur.

Albert Camus

Savaşlar yaşamları karartır. O karanlığın ve tek düzeliğin içinde görünen tek renk kırmızı olur. Yaşamın renklerini arttırmanın yolu sanattan geçer. Bugünden yarına hemen her şeyi değiştirmemiz/değiştirebilmemiz elbette mümkün değil; ama gelecek kuşakların yarınlarının daha az hasarlı olması için bugünden birşeyler yapmak gerekir. Eğer sanatı herkes için nefes almak kadar gerekli bir ihtiyaç hâline getirebilirsek, gelecekte belki de daha az insan katil ya da hırsız olacak! Belki de bir arada yaşaya bilmeyi öğrenecek herkes eşitçe, adilce…

Çok mu romantik geldi size? Olsun… Sanat, insanın içindeki umudu yaşatır. İnsanın elinden umudu alırsanız tutunacak hiçbir şeyi kalmaz; yaşamasının ve yaşatmaya çalışmasının bir anlamı da kalmaz. Bir insan ne kadar çok sanata ‘maruz kalırsa’, umut kalkanı o kadar kuvvetlenir. Dilerim siz de her an her yerde umudunuzu güçlendirmek için sanatın gücünden yararlanırsınız…