ANALİZ | DTK Ekonomi Çalıştayı: Kapitalizmi sınırlandırabiliriz, özel mülkiyete evet

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) tarafından geçtiğimiz Cumartesi günü Diyarbakır’da hayata geçirilen “Yerelde Ekonomi Çalıştayı”nda komünal ekonomiyi yükseltme vurgusu yapılırken, Abdullah Öcalan’ın formüle ettiği demokratik özerklik projesinin özel mülkiyete karşı olmadığı vurgulandı. Çalıştayın sonuç deklarasyonu henüz açıklanmazken, toplantının açılış konuşmasını yapan HDP Hakkari milletvekili Selma Irmak ve DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle, yerelde ekonomi ve komünal yaşam... View Article

ANALİZ | DTK Ekonomi Çalıştayı: Kapitalizmi sınırlandırabiliriz, özel mülkiyete evet

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) tarafından geçtiğimiz Cumartesi günü Diyarbakır’da hayata geçirilen “Yerelde Ekonomi Çalıştayı”nda komünal ekonomiyi yükseltme vurgusu yapılırken, Abdullah Öcalan’ın formüle ettiği demokratik özerklik projesinin özel mülkiyete karşı olmadığı vurgulandı.

Çalıştayın sonuç deklarasyonu henüz açıklanmazken, toplantının açılış konuşmasını yapan HDP Hakkari milletvekili Selma Irmak ve DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle, yerelde ekonomi ve komünal yaşam üzerine, kapitalizmi sınırlandırmanın önemi hakkında ve devlet kapitalizminin baskıcı olduğu yönünde vurgular yaptı. Bölgede yoğun yaşanan çatışmaların gölgesinde geçen çalıştayda söz alan Selma Irmak, “Geçmişte olan komünal yaşamı bizler sadece yeniden hayata geçirmek istiyoruz. Doğa ve toplumun bir aradanlığını hiçbir devlet engelleyemeyecektir. Devletler hiyerarşi, kapitalizm ve rant üzerinden kendini yaşatmaya çalışmaktadır. Her kültür kendisini Ortadoğu topraklarında yaşatmış ve kendini korumuştur. Kürt halkının ve bu topraklarda yaşayanların bir arada yaşaması bile bir düzen içinde gelişmiştir. Kimse Kürdistan topraklarında ezme politikasıyla birbirine yaklaşmamıştır. Bu nedenle biz o dönemlere geri dönmek istiyoruz” dedi.

Halen izleri devam eden feodal sistemi, toprak ağalığını, modern köleliğin en açık biçimi olan marabalığı ve Türkiye kapitalizminin tüm sömürü mekanizmalarını yaşayan Kürtler’in bugüne kadar yaşadıklarını salt devletten kaynaklı bir kapitalist modelle açıklamaya çalışan Irmak konuşmasının devamında, “Kapitalizme karşı nasıl mücadele yürütmeliyiz bunu tartışmalıyız. Kapitalizmi ancak örgütlenerek alt edebiliriz. Kürdistan ekonomisini oluşturmalıyız. Herkes kendisini kapitalizm üzerinden yaşatmaya çalışmıştır ancak kapitalizme karşı bizler komünal ekonomiyi yaratacağız. Sayın Öcalan’ın bu nokta da birçok yol göstermiştir. Biz bu şekilde toplumu komünal ekonomiye ikna etmeliyiz. Ortadan kaldırmak mümkün olmayabilir ancak dönüştürebiliriz” dedi.

Ardından konuşan DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle ise, “Önderliğimizin reel sosyalizmi nasıl tarif ettiğini biliyoruz. Mülkiyete yaklaşım özel mülkiyeti kabul etme ancak tekelleşmeye karşı durmaktır. Topluluk mülkiyeti tekelleşmeyi hedeflemeyen, kontrolü kendi elinde tutan, üretimle bağ içinde olan ve toplumsal ihtiyaçlar üzerinden gerçekleşmiştir. Kapitalizmi sınırlamak komünal ekonomide esastır. Devleti küçültme nasıl ki esas ise kapitalizmi de sınırlamak esastır.” PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın yaklaşımında tekel olamayan şirketlerin de yan yana olabileceğini söyleyen Dicle, demokratik özerklik ekonomi boyutunda toplum ve doğanın arasında bütünlük sağlanması gerektiğini dile getirdi.

Toprak mülkiyeti ve reformu ile ilgili küçük bir hatırlatmayı yapmakta fayda bulunuyor. 8-9 Kasım 2014 tarihlerinde toplanan DTK Ekonomi Konferansı’nda bu konular uzun bir şekilde tartışılıp karara bağlanmış idi. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Kamuran Yüksek’in “Kürdistan’ın demokratik ekolojik paradigmayı benimseyen her sermaye yatırımına açık” olduğunu ifade ettiği ve Kürt sermayedarları Kürdistan’a yatırıma davet ettiği konferansta, toprak reformundan önemli bir geri adım atılmıştı. Toprak reformu tanımı “tarım reformu” olarak revize edilerek, reformun içeriği “Hazine arazileri ile büyük toprak sahiplerinin topraklarının bir kısmının topraksız köylüye dağıtılması” olarak tanımlanmıştı. Konferans kararında yer alan “büyük toprak sahiplerinin” çıkartılması talebi ise karşılıksız kalmış ve özellikle o dönem buna itiraz edenler açısından tepki doğuran bir durum oluşmuştu. Geçtiğimiz gün yapılan DTK Ekonomi Çalıştayı’nda da bu konu ile ilgili ne gibi bir sonuç çıktığı konusunda ise belirsizlik bulunuyor.

Demokratik özerklikte tarımın esas alındığını dile getiren Dicle şunlardan da bahsetti: “Organik tarım, Kürdistan coğrafyası hayvancılık, arıcılık ve balıkçılığa el verişlidir. 1990’lı yıllarda boşaltılmış köylere geri dönüş yapılarak tarım ve organik tarım sağlanır. Demokratik özerklik modelinin sistemli en önemli ayağı örgütlenme ayağıdır. Kooperatifleri yaygınlaştırma önemlidir. Baraj politikalarına karşı olduğumuz gibi doğayı tahrip edecek enerjilere de karşıyız. Bunlara karşı doğaya dost, güneş enerjisi ve tahribatlara yol açmayan yöntemler kullanılmalıdır. Tüm ilkeler barışı önemser. Biz her koşulda özgür yaşamın Kürdistan’da kurulmasına kesin karar vermiş halkımızın yanında ekonomi mücadelesini de yürütmek zorundayız.”

İlk bakışta kooperatifçilik, komünal yaşam, rant ekonomisine karşıtlık ve kapitalizme karşı mücadeleyi öne çıkaran yaklaşımları vesilesiyle eşitlikçi bir kurtuluş projesi sunulduğu görüntüsü olsa da, Irmak ve Dicle’nin konuşmasından çıkan sonuç sınıfların bir arada yaşayabileceği, özel mülkiyetin sonlandırılmadığı ve sonuçta sömürü mekanizmalarının ortadan kalkmadığı bir ekonomik modele ulaşmak oluyor. Özel mülkiyetten kastedilenin ise bireylerin küçük mülkiyeti olmadığı, üretim araçları (özellikle toprak mülkiyeti) üzerindeki özel mülkiyet olduğu açık. Dolayısıyla, sonuç deklarasyonunu henüz görülmemiş olsa bile iki Kürt siyasetçisinin konuşmalarından çıkarttığımız sonuçlar itibariyle küçük kooperatifler ve köy komünleri aracılığı ile büyük kapitalist tekellere karşı nasıl mücadele verileceği büyük bir soru işareti taşıyor.