Kapitalizmi yıkmaya nereden başlayalım Ali Bey?

İşin gerçek boyutu toplumsal alanda Koç ve benzerlerinin nasıl konumlandığıdır. Bu konumlanış çok açık bir şekilde sermaye sınıfının temsilciliğinden öte değildir.

Dünya’nın devlerinin Türkiye’ye geldiği, emperyalist-kapitalist sistemin egemenlerinin Türkiye’den seslendiği bir hafta sonunu yaşadık. G-20 toplantısı öncesiyle ve sonrasıyla çok konuşulacak. Zirve sırasında Paris’te patlayan bombalar ve Dünya’nın efendilerinin verdiği mesajlar, önümüzdeki dönem hem bölgemizin nasıl şekilleneceğini, hem de emperyalizmin genel yönelimlerini gösteriyor. Bununla birlikte zirve bir nedenle daha gündeme geldi: Ali Koç’un sözleri nedeniyle.

G-20’nin diğer alanlardaki uzantısı olan B-20’de konuşan Ali Koç’un sözlerini birçok çevre “içten bir itiraf” olarak değerlendirdi. Türkiye’nin en büyük sermaye grubunun başındaki kişilerden olan Ali Koç’un kapitalizm ile ilgili dile getirdiği “kapitalizm kaldırılmalıdır” cümlesinin ilk karşılaşıldığında insanın aklında böylesi bir düşünce uyandırması olağan. Biraz derinlemesine düşününce Koç’u bu ifadeyi kurmaya iten şey nedir?

Dünya’nın efendilerinin toplandığı bir ortamda bu ifadeleri kullanmak ne bir itiraf, ne de bir özeleştiri aslında. Sermayenin farklı kesimleri, özellikle bunalım eğilimlerinin yükseldiği ve “bölüşüm sorununun” merkezi önem taşıdığı dönemlerde böylesi yönlendirici ifadeler kullandığı daha önce de görülmüştür.

Bu durum en güzel örneklerini IMF ve Dünya Bankası raporlarında, Piketty benzeri akademisyenlerin çalışmalarında görebilirsiniz. Bütün bu çalışmalarda kapitalizmin “eşitsizliklerin temeli” olduğu görüşü baz alınırken, “küreselleşme sürecinin” bu eşitsizlikleri güçlendirdiğinin altı çizilir. Gene bütün bu çalışmalarda, durumun sürdürülemez olduğu da belirtilir. Ancak bütün bu çalışmaların odaklandığı nokta “kapitalizmin” nasıl yıkılacağı değil, kapitalizmin kendisini nasıl sürdüreceğidir.

Dolayısıyla Ali Koç’un çıkışını değerlendirirken, işin gerçek boyutuna odaklanmak gerekiyor. İşin gerçek boyutu toplumsal alanda Koç ve benzerlerinin nasıl konumlandığıdır. Bu konumlanış çok açık bir şekilde sermaye sınıfının temsilciliğinden öte değildir. Bu nedenle Koç’un ne söylediğinden daha çok, ne yaptığına dikkat etmek gerekiyor.

***

Koç’u en iyi kendi şirketinde çalışan işçiler bilir. Özellikle metal direnişinin ardından başlayan dalgalanma Koç Holding’in de aralarında bulunduğu pek çok büyük sermaye grubunu etkilemişti. Bu dalgalanmanın en ileri noktalarından birini oluşturan Arçelik-LG işçileri ise Koç’un hışmına uğramış ve klasik tablo ile karşılaşmışlardı: polis şiddeti.

Özellikle bu direniş pek çok şeyin “çıplak halini” bize gösterirken, işten atılan işçilerin görülmekte olan davası bu çıplak halin ne kadar da acımasız olduğunu açığa çıkarttı. Davada konuşan işçiler, fabrikada tam bir baskı ortamının hâkim olduğunu belirtiyorlar ve en ufak insani ihtiyaçlarını bile karşılayamadıklarını belirtiyor. Bu noktada sabrı taşan işçiler güdümlü sendikacılığın bir numaralı temsilcisi Türk Metal ile karşı karşıya gelince kapı dışarı ediliyorlar.

Bu anlatılan ise “bizim hikâyemiz” oluyor. Metal, inşaat, cam ya da turizm sektöründeki pek çok işçi az çok bu tablo ile karşılaşmıştır. Esas mesele, gündelik yaşantı içerisinde kendisini en yalın haliyle gösteren “sömürünün” nedenlerini siyasal arenada iyi bir şekilde kavramaktadır. Bu kavramayı başaran, işleyen bir demir gibi pas tutmaz.

Aslında pasın da, tozun da, kirin de nedeni çok açık. Koç’un da ifade ettiği biraz da bu kir, pas ve tozun nedeni olan sermaye düzeninin hangi amaçlarla hareket ettiğidir. Bu amaç, bir bütün olarak sermaye düzeninin devamı, Dünya’nın egemenlerinin yerlerini garanti altına almasıdır.

Ancak bir şey de çok yanılıyorlar. Bu düzenin kendisi asla alternatifsiz değil ve bu alternatifin yolu hiç de belirsiz değil. Yeter ki sınıf hareketinin taşıyıcıları bu noktada ağırlık koyabilmeyi, etkili olmayı başarabilsinler. Eğer bunu istiyorsak, şu soruyu sormak da hakkımız olsun…

Kapitalizmi yıkmaya nereden başlayalım Ali Bey?

İlk olarak sizin şirketten olabilir mi?

Yazarın Diğer Yazıları
Oyun bitti 21 Ağustos 2019
Bu iş böyle gitmez 8 Ağustos 2019