Figen Yüksekdağ: Yaylım ateşine tutulduk

Silvan’da Birleşik Haziran Hareketi (BHH) Türkiye Yürütmesi üyeleri Alper Taş ve Erkan Baş ile kendisinin de aralarından bulunduğu 15 HDP milletvekilinin Konak mahallesine girişlerinde üstlerine ateş açılmasıyla ilgili konuşan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ “Mahalleye rahatlıkla girince tuhaflık olduğunu fark ettik. Polis gücü bile yoktu. Girmemize karar verdiler. Biz ilerlerken nereden geldiğini anlamadan yaylım... View Article

Figen Yüksekdağ: Yaylım ateşine tutulduk

Silvan’da Birleşik Haziran Hareketi (BHH) Türkiye Yürütmesi üyeleri Alper Taş ve Erkan Baş ile kendisinin de aralarından bulunduğu 15 HDP milletvekilinin Konak mahallesine girişlerinde üstlerine ateş açılmasıyla ilgili konuşan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ “Mahalleye rahatlıkla girince tuhaflık olduğunu fark ettik. Polis gücü bile yoktu. Girmemize karar verdiler. Biz ilerlerken nereden geldiğini anlamadan yaylım ateşine tutulduk” dedi.

https://youtu.be/-QqPxX-wtDU

Sokağa çıkma yasağının 12. gününe girdiği Silvan’da BHH Türkiye Yürütmesi üyeleri Alper Taş ve Erkan Baş ile Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 15 HDP milletvekilinin Konak mahallesine girişlerinde üzerlerine ateş böyle görüntülenirken, o anları anlatan Yüksekdağ “15 kişiyle buraya gelirken tek bir amacımız vardı. Halkın can güvenliği sağlamak. İnsanlar çok ciddi kitle katliamıyla karşı karşıya” dedi.

RSFM’den Yavuz Oğhan’ın sorularını yanıtlayan Yüksekdağ şunları söyledi:

“Sokaklar polisler, tanklar, panzerler tarafından işgal edilmiş durumda. Seçilmiş halk temsilcilerinin, parti başkanlarının sokaklarında yürüyemediği bir kent Silvan. 15 kişiyle buraya gelirken tek bir amacımız vardı. Halkın can güvenliği sağlamak. İnsanlar çok ciddi kitle katliamıyla karşı karşıya.

Tek kelimeyle tarandık, ama bu siyasi iktidarın umurunda bile değil. Halktan bir kişi de yaralandı.

Kitle yürüyüşü başlatmadık. Silvan’da bunun koşulları var; ama bilinçli olarak tercih etmedik. Yol boyunca ne bir görüşme ne bir müdahale oldu. Mahalleye rahatlıkla girince tuhaflık olduğunu fark ettik. Polis gücü bile yoktu. Girmemize karar verdiler. Biz ilerlerken nereden geldiğini anlamadan yaylım ateşine tutulduk. O kadar çok yoğun ateş ettiler ki boy hizamızdaki yerlerde kurşun izleri var.

Bize pusu kuruldu. Herhangi bir polis gücüyle karşılaşmamamız, her yolun açılmış olması bize tuzağa düşürmek içindi. Normalin aksine barikatları kaldırdılar ve bize içeri çektiler. Artık halka karşı savaş yürütüldüğü çok açık. Mahalleye girdikten sonra girdiğimiz sokağın da polis tarafından kuşatıldığını öğrendik. Önümüze kurulmayan barikat, arkamıza kurulmuş kitle çıkamasın diye.

Burada IŞİD var. Halktan duyuyorduk; ama duygusal davrandıklarını düşünüyorduk. Artık biz de inandık. Arkamızdan ateş açıldıktan sonra tekbir getirenler vardı. Hem de bunlar resmi polis gücüydü. Bu gerçeği gördükten sonra burada hukuk vardır diyemez kimse. Burada çeteleşme var.

Her şeyden önce şunu netleştirelim kamu düzenini bozan hatta can güvenliğini tehdit eden tek bir merkez var. O da AK Parti iktidarı. Şu an Silvan’da da halklarımızın istediği tek şey barışın sağlanmasıdır. Kimse gerçeklerin üzerini örtmesin. Silvan’da hendek sorunu yok. Silvan’da halkın arasına gizlenmiş terörist sorunu değil, devlet terörü var.
O hendekler her gün yapılan operasyonlar yüzünden var. Bir ülkede diktatörlük varsa hendek de olur. Bu ülkede artık açık faşizm uygulanıyor. Eğer Silvan’da 3 mahallede hendekler kazılıyorsa birazda iktidar bunu düşünsün. Bu sorunun cevabını niye durmadan biz veriyoruz? Her gün mahallere polisin girmesi, gözaltına yapması, işkence uygulaması gençlere öldürmesi, bunun sebebi olamaz mı? Siyasi iktidar demokratik eleştiriden anlamıyorsa, biz burada direneceğiz. Halk direnme hakkını kullanıyor.

Biz kendimizi anlatmak zorunda hissetmiyoruz. Bundan sonra da anlatmayacağım. Dün Silopi’de evinde oturan bir kadın bombayla vuruldu. Burada hendeklerin olmadığı yerlerde kahvede oturan insanlar vuruldu. Bir yıldan beri bu ülkede açık faşizm ve diktatörlük uygulaması var. Ve biz hâlâ birilerini bir şeyleri açıklamak zorunda kalıyoruz. Artık biraz vicdanı olan biraz objektif olan başka sorular sormalı”