Emek Postası

YETER SÖZ İŞÇİNİN! | Metal işçisi bataklığı kurutmanın peşinde

Geçtiğimiz dönemde BBS Metal, CSUN ve benzeri eylemlilikleri yaşanması ve bununla beraber yapılan başarılı toplu sözleşmeler metal işçisinin, işçi sınıfı içerisinde direngen bir yer tuttuğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. Bu nedenle Sınıf Tavrı kurultayı öncesinde metal sektöründeki işçilerin çağrısına yer veriyoruz.

Metal sektörü Türkiye kapitalizminin öncü sektörlerinden biri. Kapitalizm, her ülkede farklı sektörler düzeyinde gelişse de, metal sektörünün belirleyiciliği ayrı. Günümüz verileri ile Türkiye’de metal iş kolu 1.582.714 işçinin çalıştığı bir iş koludur. Metal sektörü’nün Türkiye ekonomisi açısından önemini anlamak için ihracat rakamlarına bakmak yeterlidir. 2015 yılının ocak ayında metal sektörünün ihracat içindeki payı (gemi inşa sektörü hariç) yüzde 34 iken bu oran Kasım 2017 tarihinde yüzde 45’e ulaşmıştır. Kasım 2015 tarihinde ise bu oran yüzde 40,5 düzeyindeydi.[1]

Bu hızlı artışın bir benzeri metal işkolunun alt kolu olan otomotiv ve yedek parça sanayinde de gözükmektedir. Ocak 2015’te yüzde 11,7’sini oluştururken, bu oran Kasım 2017 tarihinde yüzde 15,9’a yükselmiştir.

ISO 500 listesinde motorlu araç üretimi alanında 50 şirket vardır. Bununla beraber makina imalatında 12, fabrikasyon metal ürün imalatı başlığında 18, elektrikli teçhizat imalatı başlığında 46, ana metal sanayi başlığında da 50 firma bu listededir. Gerek çalışan emekçi sayıları, gerekse en büyük sanayi kuruluşları alanındaki ezici çoğunluğu elinde bulundurması açısından metal işkolunun Türkiye sermaye sınıfı açısından önemi yadsınamaz düzeydedir.

Öte yandan, işçi sınıfı içerisinde, Türkiye’de, hem tarihi hem bugünkü örgütlülüğü açısından metal işçileri önemli yer tutmaktadır. Diğer sektörlere oranla daha çok işçi barındıran fabrikalarda çalışmaları, iş cinayetleri, hak gaspları ve kendi tarihi metal işçisini her daim mücadelede ön safta tutmuştur.

İşçi hareketi tarihine damgasını vuran pekçok grev ve direniş metal işkolunda gerçekleşmiştir. Kavel Grevi, Sungurlar Direnişi, MESS’e bağlı işyerlerinde 1964, 1977-1978 ve 1980 yıllarında yaşanan yaygın grevlerde metal işçisi hep ön saftadır.

1980’den sonraki ilk yığınsal grev olan Netaş grevi, bununla beraber 1987 yılında Kale Kilit grevi, 28 ay süren Sace elektrik grevi, 2,5 yıl süren Süper Dizel grevi, Hurma Elektronik grevi, 1990-91 MESS grevleri metal işçisinin, Türkiye işçi sınıfı tarihinde bıraktığı önemli izlerdendir.

Metal işkolundaki önemli direnişlerden birini 2015 yılında yaşadık. Bosch işçilerinin sözleşmesinin ardına, Renault fabrikasında gece vardiyasında çalışan işçilerle başlayan grev, önce tüm vardiyalara, oradan da diğer fabrikalara yayıldı. Renault ile başlayan süreçte direnişteki Renault işçilerine destek veren ve benzer taleplerini dile getiren TOFAŞ işçileri de üretimi durdurdu. Süreçte grevler Renault, Tofaş, Coşkunöz, Mako, Ototrim, Türk Traktör’de etkili oldu. Bir çok yerde kazanımla sonuçlandı. Sermaye Arçelik, Ford Otosan gibi bazı fabrikalarda ise işçilerin grev açıklamalarının ardına üretimi durdurma, ücretli izine çıkarma gibi yöntemlere başvurdu.

Geçtiğimiz dönemde BBS Metal, CSUN ve benzeri eylemlilikleri yaşanması ve bununla beraber yapılan başarılı toplu sözleşmeler metal işçisinin, işçi sınıfı içerisinde direngen bir yer tuttuğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. Bu nedenle Sınıf Tavrı kurultayı öncesinde metal sektöründeki işçilerin çağrısına yer veriyoruz.

“Bizim gemimizde sadece işçi ve emekçiler var”

İbrahim (Metal işçisi, Hisar Çelik fabrikası, Gebze): Herkesin sözünü söylediği günlerden konuşuyor. Emperyalisti ayrı konuşuyor, gericisi ayrı. Ancak buna “yeter” diyoruz. Gericiliğin bu kadar arttığı, emperyalist saldırganlığın had safhada olduğu ve sömürünün ağırlaştığı bu koşullarda işçi sınıfı ayağa kalkmalıdır. Biz de artık gücümüzü birleştirmeliyiz. Bunun için 28 Ekim’de toplanacak olan “Yeter, söz işçinindir” diyen Sınıf Tavrı kurultayına biz de katılıyoruz ve tüm işçi kardeşlerimizi katılmaya çağırıyorum.

“Bataklığı kurutmak zorundayız”

Hüseyin (Metal işçisi, Böhler Uddelholm, Çayırova): Bizler biliyoruz ki; bu bataklığı yok edecek olan işçi sınıfının nasırlı elleridir. Bataklığı kurutmak ve hayatı bir çiçek bahçesine döndürmek için, tüm haksızlıklara hak gasplarına karşı durmak için, yaşadığımız adaletsiz düzene karşı sınıf tavrını koymalı. İşçi sınıfı ayağa kalkmak zorundadır. Bu bilinçle yeni bir işçi sınıfı kuşağı yaratmak için, haksızlığa, hukuksuzluğa karşı 2. Sınıf Tavrı kurultayında olacağız.

Sınıf Tavrı’ndan işçilere kurultay çağrısı: Yeter, söz işçinin!

Yukarı