Kültür Sanat

Yeni Gelen dergisinin Ağustos sayısı çıktı

Red, Kurgu, Ütopya arayışıyla yola çıkan Yeni Gelen dergisinin Ağustos sayısında, Aziz Nesin’e yönelik Soner Polat ve Cengiz Özakıncı’nın karalamalarına cevap veriliyor.

Red, Kurgu, Ütopya arayışıyla yola çıkan Yeni Gelen dergisinin Ağustos sayısında, Aziz Nesin’e yönelik Soner Polat ve Cengiz Özakıncı’nın karalamalarına cevap veriliyor. Derginin kapağında Aptulkadir Elçioğlu’nun çizdiği Aziz Nesin portresi yer alıyor. “Türklerin yüzde 65’i aptaldır” sözünü “Alman devletine şirin görünüp onursal doktora almak için” söylediğini öne süren Akıncı ve Polat’ın iddialarını inceleyen Taylan Kara, “Soner Polat ve Cengiz Özakıncı’nın Aziz Nesin ile İlgili İddialarına Yanıtlar” başlıklı yazısında bu ikilinin gerçekleri nasıl tahrif ettiğini göstererek her koşulda eleştirel tavrından ve mücadelesinden ödün vermeyen Aziz Nesin’e atılan iftiraları çürütüyor. Aziz Nesin’in Türk aydınının bir temsilcisi olarak dünya çapında bir eylemini de gündeme getiren Yeni Gelen, onun Boris Yeltsin ve Helmut Kohl’a yazdığı iki mektuba yer veriyor. Aziz Nesin, Demokratik Almanya devlet başkanı Erich Honecker’in Moskova’da Şili Büyükelçiliğine sığındığı ve dünyada hiçbir devletin onu kabul etmediği koşullarda bu iki devlet başkanına ve Türkiye başbakanına yazdığı mektuplarla onu Nesin Vakfı’nda konuk etmek istemişti. Bunun üzerine Alman Darmstad Üniversitesi, hazırlıkları birkaç yıl süren, üniversitede düzenlenecek tören dışında bütün prosedürleri yerine getirilen, Aziz Nesin’e “onursal doktora” vermekten vazgeçmişti. Aziz Nesin, “Onursal Doktor Olamamanın Büyük Onuru” adıyla bu olayı kitaplaştırmıştı. Almanya devlet başkanı Helmut Kohl’a yazdığı mektupta yazar ve aydın sorumluluğunun ne olduğunu öğrettiği cümle Yeni Gelen’in kapağında yer alıyor: “Mesleğim olan yazarlığımın bir gereği olarak, dünyanın bütün sorunlarından kendisini sorumlu tutan bir kişi olarak, bu insanlık onurunu kırıcı olaya duyduğum tepkiyle Bay Erich Honecker’i, bir zamanlar Nazi Almanyasından kaçmak zorunda bırakılmış bilimcileri de konuk etmiş bulunan yurduma, özel ve sürekli konuğum olarak çağırmaktayım.”

APTALLIK TUFANINDA AZİZ NESİN YÜZDESİ

Derginin sunuş yazısı “Aziz Nesin Yüzdesi” ise, onun halkın yüzde 60’ı aptaldır sözünden yola çıkarak, toplumsal sorunların çözümsüzlüğünde temel etken olan akılsızlık patlamasını ele alıyor. Akıl ve aptallığın tarihsel ve toplumsal olduğunu vurgulayan B. Sadık Albayrak, “Biliyoruz; akıl sıfır nokta sıfır birlere sıkışsa da insanlığı tekellerin bu aptallık tufanından kurtaracak gemiyi inşa etmenin yolunu mutlaka bulacaktır” diye yazıyor.

Yeni Gelen’in Ağustos sayısında Afşar Timuçin Karacaoğlan’ı aşk filozofu yönüyle ele alıyor. Günümüzde aşkın ve felsefenin gerilere itildiğini vurgulayan Timuçin’e göre; “Karacaoğlan unutuldu, Karacaoğlan yok artık. Onun yerinde ne dediği anlaşılmayan çok ciddi sözde filozoflar var, ne dediği anlaşılmayan kötü şairler romancılar öykücüler var. Toplum büyük adam kılığında cüceler yetiştirdikçe olacak bunlar. Daha neler neler olacak bekleyin görürsünüz. Yaşamı onlar götürüyor yetkiyle, yaşamı onlar karartıp yokediyor gene yetkiyle. Rakı balık ve deniz, bu arada ülkemi seviyorum. Gerçekliğin orta yerinde yaşadıklarını sanıyorlar hiçbir şey yaşamamış olsalar da.” Hukuk felsefecisi Hayrettin Ökçesiz’in “Frankfurt Deyişleri” ve bir tablosu derginin arka kapağında yer alıyor. Ökçesiz’in deyişine göre, “Hiçbir şeyi gizlemediler. Biz gizlendik.”

TANPINAR’IN ASİSTANI TURAN ALPTEKİN’LE SÖYLEŞİ

Yeni Gelen’in Ağustos sayısı önemli bir kültür insanımızla, Turan Alptekin’le Asım Öztürk’ün yaptığı geniş bir söyleşi içeriyor. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın son döneminde asistanlığını yapan Alptekin’in Yunus Emre ile ilgili bilimsel buluşu ve tasavvuf şairleriyle ilgili çalışmalarının değerlendirildiği söyleşide eğitim sisteminden kültürel gerilemeye, 50’lerden günümüze edebi durumumuz sorgulanıyor.

Dr. Ulvi Özdemir, “Bir Kitap Bağımlısının Notları”nda “Yeni Bir yazar Keşfetmek” heyecanını duyuruyor. Adelle Waldman’ın Türkçeye çevrilen tek kitabı Nathaniel P.’nin Aşk Maceraları’nın okuma programını nasıl bozduğunu ve ummadığı ustalığıyla onu nasıl şaşırttığını anlatan Ulvi Özdemir, buna karşılık ünlü yazarların kimi kitaplarının nasıl düşkırıklığına yol açtığını anımsatıyor. Marquez’in bazı kitaplarını ve “büyülü gerçekçilik” kavramını sorgulayan Özdemir, yazısında eleştirel okumanın ipuçlarını veriyor. Cafer Yıldırım, “Refik Durbaş: Duyarlığın İmgesel Senfonisi”nde şairin şiirine ilişkin özlü saptamalar yapıyor. Yazıya Durbaş’ın “Sana Neler Getireyim” şiiri eşlik ediyor. Haydar Ali Albayrak’ın öyküsünün başlığı “Şarkhan’daki Kutular”. Tahtakale’nin bayram ıssızlığında okuru gezintiye çıkaran yazar, hayatımızı işgal eden ıvır zıvıra karşılık boşalan hayatlarımızı sorguluyor. Mehmet Esatoğlu, Fakir Baykurt’un geçen ay kaybettiğimiz eşi “Muzaffer Baykurt’a Uğurlama” yazmış. Fakir ile Muzaffer’in “kuş selamı” ile başlayan aşklarının bir ömür boyu süren ve emekle dal budak saran öyküsünden sahneler… Ayşe Övür’ün yazısı ise bir başka kadını, “Bir Amazon Kadını: Prof. Dr. Halet Çambel”i tanıtıyor. Arkeolojimizin kurucularından, efsanevi kişiliklerinden Halet Çambel’in Karatepe kazısındaki öncülüğü ve arkeolojiyi öğrencileri ve kazı bölgesindeki halkla nasıl bütünleştirdiği vurgulanıyor.

LİBERALLERİN SOYTARI VE DALKAVUK OLARAK PORTRESİ

Derginin bu sayısında Ali Timuçin “Jean-Jacques Rousseau’da Eğitimin Önemi”ni inceliyor. Şair Evin Okçuoğlu’nun denemesinin başlığı: “Okunmuştur”. Yeşim Zuhal Yolcu, “Afşar Timuçin’le Yarım Asır” yazısında şairin yeni çıkan “Sonsuzluk Şarkısı” kitabını tanıtıyor. Halit Suiçmez, geniş kapsamlı bir çalışmanın küçük bir bölümünü yansıttığı yazısında “Kalkınma Hamlelerinin Romana Yansıması” üzerinde duruyor, ekonomi politik süreçler edebiyata nasıl yansıdı sorusunun cevabını arıyor.

Kaan Eminoğlu’nun yazısı, düşünce dünyamızı çoraklaştıran liberallerin kişiliklerinin özetini çıkarıyor: “Bir Meslek Olarak Liberal Soytarılık”. B. Sadık Albayrak, “Yakup Kadri’nin Eserinin Anaçizgileri”ni çıkardığı yazısında, yazarın çok okunduğu halde yeterince incelenmediğini vurguluyor.

Özkan Mert’in Çek şair Jaroslav Seifert’ten çevirdiği dört şiir, Mehmet Ercan’ın “Bilmezsin” ve Ali Eşki’nin “Seyri Zaman” şiirleri bu sayının şiirlerini oluşturuyor.

Yukarı