emperyalizme karşı mücadele konferansı
Pusula 47

Türkiye solunun HDP ile dansı

Kürt siyasi hareketi tarafından Türkiye solunun bütünselliğinden ziyade “Türk solu”na yapılan vurgu bir tercihin de göstergesi. Bu tanım 1990’lı yıllardaki bir sınıflamadan çok daha farklı bir yere denk düşüyor. Kürt hareketi tarafından böylesi değerlendirmelere maruz kalan Türkiye solunun bir bölümü ise kayıtsız şartsız HDP destekçiliği ve Kürt hareketine kuyrukçuluğa oldukça açık görünüyor.

NEŞE DENİZ BABACAN

Türkiye solunun Kürt siyasi hareketi ile ilişkileri ve bugüne kadar kurduğu ittifaklar ya da işbirlikleri bu yazımızın ana konusunu oluşturmuyor. Ancak özellikle son yıllarda tamamen normal sayılmaya başlayan işbirliği/tabiiyet ilişkisinin arka planında temel olarak aşamacılık olduğunu belirtmek gerekli. Aşamacılığın kaynağında ise iki başlık yer almaktadır:

Birincisi, Kürt siyasi hareketinin Türkiye topraklarındaki son çıkışının geldiği nokta tamamen aşamacılık ve demokrasicilik ile bezeli hale gelmiştir. Kökeni itibariyle de aşamalı devrim tezini merkeze koyan ancak Sovyetler Birliği’nin var olduğu koşullarda ulusal sorun ve sosyalist devrim çizgisini görece “devrimci bir hatta” taşımaya çalışan Kürt siyasi hareketinin geldiği noktanın çok farklı olduğu görünür haldedir. Post Marksist, yerelci, mikro milliyetçi, köy komünleri üzerinden merkezi iktidarı kuşatma stratejileri ile büyük bir başkalaşım geçiren Kürt siyasi hareketinin köken olarak bunlara açık bir ideolojik konumlanışı olduğu şimdilik (ya da bu yazı açısından) tali bir başlık olarak görülebilir. Dolayısıyla özellikle hareketin en yetkili ve otoriter ağzından bu başkalaşımın teorize edilmesi büyük dönüşü- mün tamamlanma sürecini beraberinde getirmiş ve nedense bu dönüşüm dönemi AKP iktidarının şu an için on altı yıllık iktidarı ile çakışmıştır.

Kabaca söylenmesi gereken şey, Kürt kimliğinin ve dilinin asimile edilemediği ancak Kürt siyasetinin düzen siyaseti tarafından asimile edildiği, Kürt emekçilerinin de sisteme entegrasyon sürecinde büyük bir mesafe kaydedildiği ortaya konulmalıdır.

Demokratik cumhuriyet, demokratik özerklik vb… kavramlarla Kürt siyasi hareketinin gerek Kürt emekçilerine gerekse Türkiye solunun önüne çıkarttığı temel olgu aşamacılık olmuştur.

TÜRKİYE SOLUNDA BU DURUMA TEŞNE OLANLAR

Aşamacılığın kaynağında iki başlığın olduğundan bahsetmiştik. Birincisi, Kürt hareketinin geldiği pozisyon ile ilgili idi. İkincisi ise, Türkiye solunun önemli sayılabilecek bir bölümünün gerek köken gerekse güncel durum itibariyle aldığı pozisyonla birlikte açığa çıkmıştır. Bu durumun topluma seslenmek ya da emekçilerin taleplerine karşılık vermek olarak lanse edilmesi ise sol hareketlerdeki reformizme ya da düzen siyasetine kayışın maskelenmesi olarak görülmeli.

AKP ve MHP ittifakının Türkiye’deki sermaye düzeninin bekası için gündeme getirdiği 24 Haziran’daki korsan seçimler tam da Türkiye solundaki aşamacı eğilimlerin ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Bu aşamacılığa yataklık yapan yer ise bir yanıyla CHP olmaya devam ederken özellikle Kürt siyasi hareketi ve HDP ön plana daha fazla çıkmıştır.

Gelinen noktada, Marksist geçinen ve Türkiye solunun teorisyenleri olarak görülen bazı kesimler artık solun güncel olarak Milli Demokratik Devrim çizgisinin ağırlığı altına girdiğini ifade etmekte, bunun propagandasını yapmaktadırlar. Pratik sonucu kestirmek ise çok zor olmasa gerek: Sosyalizm mücadelesinin geri çekilmesi ve asgari demokratik talepler adına seçimler aracılığı ile “AKP’den kurtulma” stratejisinin hayata geçirilmesi.

HDP’nin bu bahiste payanda olarak görülmeye çalışılması ise 2015 seçimleri itibariyle Türkiye solunun gündemine sokulmuştu. Bu durum devam etmektedir. Aşamacılığın 2018 yılındaki korsan seçimlere yansıması ise, HDP’nin bu seçimlerdeki yegane sol olarak lanse edilmesi, HDP’ye yapılacak yatırım ile demokrasi mücadelesinin ilerletileceğine dair olan inanç ve bunun pratik karşılıkları olarak ortaya çıkmaktadır.

BAZI BAŞLIKLARI UNUTMAMAK GEREKİYOR

Genelde toplum için söylenen “balık hafızalılık” durumu Türkiye solunun kadroları için daha fazla geçerli olsa gerek. Eğer böyle değilse ortada bir körleşme ya da açık bir şekilde saf değiştirme olduğunu tespit etmek gerekir ki solcuyum deyip Sivas katliamının sorumlularından bir tanesine Cumhurbaşkanlığı adaylığı için destek olmak bu saf değiştirmenin en temel noktalarından bir tanesi olarak görünür hale gelmiştir.

Diğer taraftan Türkiye kapitalizminin devamlılığı ile özel bir problemi olmayan, Avrupa Birlikçi, sermaye sınıfı ile işbirliğini savunan ve Ortadoğu’da başta ABD ve Fransa gibi emperyalist ülkeler ile askeri siyasi işbirliği içerisinde olan Kürt siyasi hareketinin Türkiye’deki yasal örgütlenmesi HDP’nin kanatları altına girmek için aşamacılığın ötesine de geçmek gerekmektedir. Dolayısıyla bu noktada da Türkiye solunun HDP ile yan yana gelmek adına özündeki bazı yönelimlerden ricat etmesi istenmektedir.

AKP iktidarının Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş dinamiklerine karşı duruşunun yanında olan, gericilik konusunda biçimsel tavır alan ve Şeyh Said’i kutsayan, kapitalizm karşıtlığında şekilci, ulusal kurtuluş mücadelesini emperyalizme endeksli bir şekilde devam ettiren HDP ile Türkiye solunun yaptığı dansın geçmişten bağımsız ele alınması mümkün görünmüyor.

Türkiye’deki İkinci Cumhuriyet rejimine adım adım eklemlenen Kürt siyasi hareketi, Türkiye solunu da bu yöne doğru çekiyor. AKP’ye karşı mücadele ile gerici, işbirlikçi sermaye düzenine karşı mücadeleyi ayırmaya başlayan solun bu süreçte bir şey kazanması da çok olasılık dahilinde değil. Liberalizmin ve Kürt ulusalcılığının sentezine oturan HDP’nin tam da bu ayrıma oturduğu ve ibreyi birincisinden yana bükerek “solcu ya da devrimci” bir hatta oynadığını ortaya koymak ve yaşananların bir yanılsama olduğunu ortaya koymak gerekiyor.

***

PUSULA | SOLUN SEÇİM SINAVI: DEVRİMCİLİK VE REFORMİZM

Solun seçim sınavı

Türkiye’de siyasetin aynası ve sol

Devrimci siyaset dört işleme sığar mı?

Yukarı