Gençlik

Sosyalist Liseliler sorularımızı yanıtladı: Okullarda sosyalizm bayrağını daha da yükselteceğiz!

Sosyalist Liseliler milyonlarca öğrencinin ders başı yaptığı 2018-2019 eğitim öğretim yılında sosyalizm bayrağını çok daha fazla sayıda il ve okulda dalgalandırmaya hazırlanıyor.

AKP’nin 16 yılda uyguladığı politikalarla büyük gerici dönüşüme imza attığı ve özel sektörün yeni rejimle birlikte etkisini daha arttırdığı eğitimde yeni bir yıl daha başladı. Bugün yaklaşık 18 milyon öğrenci ders başı yaparken, okullarda gericiliğe ve piyasacılığa karşı örgütlenme mücadelesi veren Sosyalist Liseliler yeni eğitim/öğretim yılındaki mücadele başlıklarına ve faaliyetlerine ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Yeni bir eğitim öğretim dönemi açılıyor, şu andan baktığınızda önümüzdeki dönem için neler söyleyebilirsiniz?

Gülin K.: Okullarımız geçtiğimiz yıllarda cihadın müfredata sokulmasıyla, gerici vakıf, dernek ve cemaatlerle imzalanan anlaşmalarla, taciz haberleriyle gündeme geldi. Geçtiğimiz yıldan bu yıla olumlu yönde bir değişim olmayacağını hepimiz biliyoruz zaten. Ülkede bir rejim değişikliği yaşandı, ülkemiz sermaye iktidarı eliyle korsan bir seçime götürüldü. Emperyalizme karşı mücadele verilerek 1923 yılında kurulan laik Cumhuriyet, işbirlikçi başkanlık rejimiyle tamamen tasfiye edilmiş oldu. Cumhuriyet ile birlikte laiklik, ilericilik, aydınlanma gibi kavramlar da yok edilmeye çalışılıyor. Kurulan yeni rejimle gericiliğin her alanda saldırılarını arttıracağı açıktır. Bizler daha önceden de söylediğimiz gibi laiklik ve aydınlanma mücadelesini, işbirlikçileri okullarımızdan ve ülkemizden atana kadar sürdüreceğiz. Parasız, bilimsel ve laik eğitimden yana sosyalizmden, eşitlikten yana bir gençlik olarak daha da güçleneceğiz. Bu yeni dönem okullarda sosyalizm bayrağının daha da yükseleceği bir dönem olarak önümüzde duruyor.

Serdar Y: Evet yeni bir eğitim ve öğretim yılına başlayacağız. Burada önemli bir şeyi hatırlatmak istiyorum. Gerici AKP iktidarı geçen seneki eğitim ve öğretim yılında sizinde hatırlayacağınız gibi, laik bilimsel eğitimi kaldırmaya çalışmış yerine kendi dindar ve kindar neslini yetiştirmek için zorunlu din dersi sayısını artırmış, biyoloji dersinden evrimi, felsefe dersinden Marx’ı çıkartmıştı ve bunun benzeri birçok gerici adımı atarak eğitim yılına başlamıştı. Tüm bunlar gençlik tarafından kabul edilmemiş, istedikleri şekli almamıştı liseli gençlik. Bu senede aynı şekilde AKP iktidarı karma eğitim zorunluluğunu kaldırarak gericiliğini tekrar göstererek başladı. Ama şunu çok iyi bilmeliler; nasıl ki geçen eğitim ve öğretim yılında AKP’nin gerici eğitim sistemine liseli gençlik boyun eğmediyse bu senede liseli gençlik tüm bu gerici adımlara boyun eğmeyecektir. AKP iktidarı şunun farkında değil; gençliğin mayasında gericilik yok kindarlık yok karanlık yok. Liseli gençliğin mayasında ilericilik, özgürlük ve aydınlık var, bunu öğrenemiyorlar veya öğrenmek istemiyorlar. Gençliğin kendisi onlara reva görülen eğitim sisteminin bilincinde yani. Liseli gençliğin önümüzdeki sene onlara reva görülen eğitim sistemine karşı mücadele ağını daha kuvvetli öreceğini düşünüyorum.

Yeni Milli Eğitim Bakanı ve geçtiğimiz günlerde gündeme gelen karma eğitim zorunluluğunun kaldırılmasını nasıl yorumluyorsunuz? Liseliler bu sürece nasıl bakıyor?

Gülin K: Yeni eğitim bakanının sosyalist olduğuna kadar bir dizi söz söylendi. Belli çevreleri umutlandıran bir bakan oldu. Ancak gerçek sosyalistlerin yalan umutlara karnı tok. Bozuk düzende sağlam çark durmaz. Bu nedenle gelen hiçbir bakanın memleket çıkarlarına göre hareket etmeyeceği açıktır. Mesele bakanların kim olduğu da değildir. Mesele iktidarda kimin olduğudur. 50’li yıllardan beri anti-komünizm üzerinden eğitim politikasını şekillendiren işbirlikçi gericilerin devamcısı olan AKP, 12 Eylül’ün ürünü olan AKP bugün iktidardadır. Böyle bir gerçeklikte hiç kimse eğitimin niteliğinin artmasını, laikliği, bilimselliği beklemesin. Komünizm korkusuyla ilericilerimizi, aydınlarımızı öldürenler bugün yaşanan gerici tabloyu hazırlamıştır. Bu tabloda mesele gelip karma eğitimin kaldırılmasına dayanmıştır. Cihadı müfredata sokanlar hilafet istiyor, saltanat istiyor. Haremlik- selamlık uygulamasını gençliğe dayatınca ne olacak? Okulları eğitim sistemi üzerinden teslim almaya çalışıyorlar ama liseliler gericilerin müridi olmaz. Okullarımız AKP’nin at koşturacağı yerler değildir.

Serdar Y: Türkiye’de yaşanan korsan seçimin sonucu Erdoğan’ın kazanmasından ibaret değildi, tersinden 1923 Cumhuriyeti’nin kazanımlarının kaybedildiği ve başkanlık rejiminin kurulduğu tespit edilmeli. Bizim seçimlerden önce öngördüğümüz gibi hükümet daha da patron yanlısı, daha da işbirlikçi olarak tekrar kuruldu. Turizm bakanının otelleri, sağlık bakanın hastaneleri ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un özel okullara sahip olması meseleyi özetliyor zaten. Şunu biliyoruz, yıllardır AKP’nin siyasal tutumuyla bu ülkenin patronları hep uzlaştılar. Memleket emperyalistlere peşkeş çekilirken patron sınıfı AKP’nin yanında ceplerini doldurmakla meşguldü. Bu sebepten dolayı yeni Milli Eğitim Bakanı’nın da AKP’nin siyasal hattının çok dışına çıkamayacağını görmek gerekir. Kimi güzellemeler ile her ne kadar gündeme gelse de MEB’in gericileşmiş karakterini saklamaya yetmemektedir.

Tüm bu koşullardan ötürü karma eğitimin bugün rafa kaldırılması bizleri şaşırtmadı. Gelinen nokta gereği bu bile yapmaları beklenen bir şey haline dönüşmüştü. Sebebi çok açık; bu senenin imam hatip yerleşmelerine bakarsanız %44 kontenjan boşluğu var ülke genelinde. Bu tablo gençliğin onlara direndiğinin tablosudur. Gençliği pençeleri aralarına almak için açtıkları binlerce imam hatip yetmedi şimdi de eğitimden genel olarak karma eğitimi yani laikliği tasfiye etmeye çalışıyorlar. Fakat emin olsunlar ki gençlik buna karşıda direnecektir.

Aylık liseli dergisi olan Sosyalist Liseliler’i çıkarıyorsunuz. Dergiye dair söylemek istediğiniz bir şey var mı? Yeni bir sayı çıkacak mı?

Gülin K: Yeni sayımız çok kısa bir zamanda okullarda ve meydanlarda yerini alacak. Dergimiz liselilerin siyasal, kültürel alanda üretimler yaptığı önemli bir araç. Memleketin gündem ve ihtiyaçları doğrultusunda var olan bir dergi. Gençliği apolitikleştirmeye çalışan, patronun kölesi, gericinin müridi olarak gören bu düzene karşı liselilerin açık bir cevabı aslında. Müfredattan Marx kaldırılıyor. Liseliler dergide Marx’ı yazıyor, yan yana gelip Marx’ı tanıyor mesela. Liseliler memleket gerçeklerini dergiden okuyor. Yoldaşımız Harun Karadeniz’in dediği gibi “Gençliğin öğrendiği her yurt gerçeği onları biraz daha devrimci yapacaktır”, yani bu anlamıyla Sosyalist Liseliler dergisi mücadelemizin büyümesi ve yaygınlaşması için önemli.

Serdar Y: Bugün ABD emperyalizminin ve ülkemizdeki işbirlikçilerin palavraları, oyunları, hamleleri sonucunda geldiğimiz nokta aslında çok aşikar. İhmalkarlığın bedelini şarbon hastalığına bir çocuğu feda ederek ödedik. Şimdilerde tuvalet kağıtlarını dahi kredi ile almak zorunda kalan insanlarımız var.

Bugün memleketin en acil görevlerinden birisi olan anti emperyalist mücadeleyi liseli arkadaşlarımıza anlatacak onları ABD’yi bu memleketten kovma mücadelesine katacağız.

Dergimiz önceki 12 sayısında da olduğu gibi bu sayısında da memleketin sorunlarına karşı mücadeleyi öğreten, kavratan ve katan bir konumda durmaya devam ediyor olacak.

Liselerde Aydınlanma Okulları üç senedir önemli bir yer tuttu. Aydınlanma Okulları hakkında bilgi verebilir misiniz?

Gülin K: Aydınlanma Okulları, gençliğin memleket sorunlarını konuştuğu bunlara çözüm ürettiği bir oluşum. Yalnızca insanlık tarihi, sosyalizm, kapitalizm, geleceksizlik veya gericilik gibi başlıkların işlenmesinden öte Aydınlanma Okulları liselilerin devrim mücadelesini öğrendiği, mücadeleyi yürütmek için de örgütlediği bir araç. Bir bölgede Aydınlanma Okulları yapılıyorsa orada örgütlü sosyalist bir irade var demektir. Bu irade kolay yıkılmaz, sosyalizmi kurana kadar da mücadeleyi var eder. Aydınlanma Okulları yalnızca entelektüel bilgi birikimi demek değildir. Aydınlanma Okulları’nın varlığı ve yaygınlaşması bu devrimci iradenin yaygınlaşması anlamını taşıdığı için önemlidir.

Serdar Y: Aydınlanma Okulları üç yıldır büyüyerek devam ediyor. Her oturum bizim için yeni bir ivme kazandırarak sonlanıyor. Aydınlanma Okulları’nı rahat bir programın ötesinde aslında ciddi bir disiplinin ve planlamanın sonucunda gerçekleştirebiliyoruz. Memleket gündemini liselilerin gündemine sokmak, bunun için mücadele etmeye ikna etmek ve nasıl mücadele edileceğini hep birlikte öğrenmek. Aydınlanma Okulları’nın temelinde yalnızca teorik eğitimlerin dışında bunun gibi bir gerçeklikte yatmaktadır.

Son 3 yılda yüzlerce liseliyi yanyana getirdik. Bizim bir iddiamız var. Memleketin her yanında insanlığın öldüğü bir dönemden geçiyoruz. Kadın katilleri, hayvan katilleri, tecavüzcüler, çocuk istismarcıları, gerici cemaatler daha nicesi… Fakat şu zamana kadar Aydınlanma Okulları’na katılmış, gelmiş gitmiş ama bir şekilde buranın kısa süre de olsa parçası olmuş olan hiçbir insanının biraz önce saydığım gibi şeylere dönüşmeyeceğine inanıyoruz. İnsanların hayatlarına dokunduğumuzu düşünüyoruz. Onlara bir düşünce sistematiğini öğretmiş olmak istiyoruz.

Bu sebepten dolayı Aydınlanma Okulları büyümeye devam edecek. İleride belki de MEB’in yetiştiremediği iyi insanların ocağı olacak aydınlanma okulları… Ufkumuz geniş…

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? Liseli gençliğe bir çağrıda bulunmak ister misiniz?

GülinK: Şeker fabrikalarımız, kağıt fabrikalarımız yabancı sermayeye peşkeş çekilmiş durumda. Önceki yıllardan beri büyükbaş hayvan ithal eden ülkemiz bugün de ABD’den süt ürünleri ithal ediyor. Ülkemizde bir ekonomik kriz var, emekçilerden fedakârlık bekleniyor ancak sermayenin temsilcileri uçan saraylardan bahsediyor. Ülkemizin bu duruma gelmesinde emperyalizm kadar onun yerli iş birlikçileri de sorumludur. ABD’nin çıkarları, sermaye sınıfı ve temsilcisi AKP’nin çıkarıyla bir olabilir. Ancak AKP Türkiye demek değildir. Bu memleketin gerçek sahipleri emekçiler ve yurtseverlerdir.

Aydınların imzaladığı, bir çağrı metni var. ABD’nin dünyada ve bölgemizde arttırdığı emperyalist saldırganlığını, Amerikan emperyalizminin işbirlikçilerini karşıya alan bir kampanya örülmeye başlandı. Başlığı: “ABD KOVULMALI, BU DÜZEN DEĞİŞMELİ!”. İmza metninde bahsedildiği gibi ülkemiz emperyalizme bağımlı bir ülkedir, öncelikle bu gerçeğin kabul edilmesi gerekli. Sonra da buna karşı bir mücadeleye için kollar sıvanmalı. Bu kampanya gençler, emekçiler, tüm yurtsever ve ilericiler tarafından desteklenmelidir.

Ülkemizin bugün karşılaştığı sorunların nedeni sermaye düzenidir. Özelleştirmeler ve piyasacılıktır. Bunlara karşılık NATO’dan çıkılmalı, tüm kaynaklarımız devletleştirilmeli ve eşit şekilde paylaşılmalıdır. Bağımsız bir ülke için bizde buradan tüm gençliği bir kez daha mücadeleye çağırıyoruz.

Ayrıca son olarak 14 Eylül’de hakları için ayağa kalkan 3. Havalimanı işçilerine desteğimizi iletmek istiyoruz. İnşaat işçisi köle olmadığını patronlara örgütlü gücüyle gösterecek, bunu biliyoruz. Gençliğin yolu işçi sınıfının yoludur.

Yukarı