Serbest Kürsü

SERBEST KÜRSÜ | İki sınıf, iki tarihsel belge

İşçilere küfür eden bu tip(ler), bir dönem ülkemiz liberallerinin “mazlum/mağdur” oldukları iddiasıyla sahip çıktığı tiplerdi.  Bu burjuva kalemşörü tipin küfür yazısı, ülkemiz burjuvalarına ve onların liberal kalemşörlerine aittir, “kullanışlı liberal aptal”ların vesikasıdır.

Adem MACAR

Yapıcılar türkü söylüyor

Yapı türkü söyler gibi yapılmıyor ama.

Bu iş biraz zor.

Yapıcıların yüreği

bayram yeri gibi cıvıl cıvıl

ama yapı yeri bayram yeri değil.

yapı yeri toz toprak.

Çamur, kar.

Yapı yerinde ayağın burkulur ellerin kanar. (N.Hikmet)

Üçüncü Havalimanı işçilerinin, çalışma sahaları olan şantiye de insani çalışma koşullarının sağlanması için başlattıkları eylemler nedeniyle burjuvazinin kolluk kuvvetleri tarafından koğuşları basıldı, yüzlerce işçi gözaltına alındı, 24 işçi çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklanıp cezaevine gönderildi.

Tutuklanarak cezaevine gönderilen işçiler, mücadelelerinin haklılığına inançlarını şöyle açıkladılar; “En insani taleplerimiz büyük bir zorbalıkla bastırılmaya çalışıldı. Gece yarılarında koğuş kapılarımız kırılarak gözaltına alındık. İGA’nın güvenlik binasında kaba dayak, küfür ve hakaretlere uğrayarak sorgulara çekildik. İnsanca çalışmak ve insanca yaşamak istediğimiz için hukuksuz bir şekilde yargılanarak cezaevlerine atıldık.

Bizler hiçbir şekilde suçlu olduğumuzu düşünmüyoruz. Hak istemek suç değildir. Asıl suçlu, biz işçileri insanlık dışı çalışma koşullarına mahkum eden İGA patronlarıdır. Buradan tüm kamuoyuna sesleniyoruz:

Bizleri merak etmeyin, keyfimiz ve moralimiz gayet yerinde. Sesimize ses olan tüm dostlara selamlar.

İnşaat işçisi köle değildir!”

İşçiler, eylemlerin başladığı ilk gün taleplerini içeren elyazması belgeyi havalimanı inşaatı konsorsiyumu yetkililerine ilettiler.  İşçilerin taleplerini içeren elyazması belge de; eyleme katılanların işten atılmamasını, servis sorununun çözülmesini, kaldıkları yatakhaneler de tahtakurusu ve hijyen sorununun çözülmesini, geçmişe dönük alacaklarının ödenmesini, iş kıyafetlerinin verilmesini talep ediyorlardı.

Tahtakurusu: “Yarımkanatlılardan, 3–5 milimetre uzunluğunda, yassı ve oval vücutlu, kanatları körelmiş, oturulan, yatılan yerlerde üreyerek insan kanıyla beslenen, pis kokulu bir böcek.” (Türk Dil Kurumu)

Bu böcek türü, insanların yaşam alanlarında üreyen ve insan kanıyla beslenen bir türmüş. En ağır koşullarda çalışmak zorunda olan işçilerin, insani talepler içeren eylemleri yapıyor olması burjuvazinin kalemşörü Fatih Altaylı’ya pek mantıklı gelmiyormuş. Altaylı’ya göre şantiye tıkır tıkır işliyor, hiçbir sorun görünmüyormuş.

Elbette, bu burjuva kalemşörünün gündemi işçi sınıfının gündemi/sorunları olmadığı, iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçileri basit bir haber olarak gördükleri ve işçilerin iş cinayetlerinde hayatlarını kaybediyor olmasını yaptıkları işin “fıtrat”ından kaynaklandığını düşündükleri için dışardan bakınca onlar için işler tıkır tıkır işliyor görülebilir.  Türkiye’nin farklı noktalarında hakları için eylem yapan işçiler, işlerin hiç de tıkır tıkır gitmediğini gösteriyor. Düzenin kriziyle artan işten çıkartmaların etkisiyle birlikte önümüzdeki günlerde eylemler artarak devam edecek, bu burjuva kalemşörü de işlerin tıkır tıkır işlemediğini daha iyi anlayacaktır.

Biz, Fatih Altaylı’ya bazı siyasiler gibi 24 saat o şantiyede yatmasını, o iş koşullarında çalışmasını, aylık maaşı neyse cebimizden vereceğiz gibi bir teklif sunmuyoruz, sunmayız da.  (Hem o kadar paramız yok hem de bu tarz bizim mücadele yöntemimiz değil) Bizim yöntemimiz daha basit ve sadedir; biz, işçi sınıfının çalışma koşullarının daha iyi olması için mücadele eder, işçi sınıfını örgütlü mücadeleye katmaya çalışır, sınıfın tarihsel kurtuluşunun yolu olan sosyalizmi kurmak için  işçi sınıfının siyasal iktidarı öncüsüyle birlikte alması gerektiğini savunur,  propaganda ederiz.

Yazının başlığına “iki sınıf, iki tarihsel belge” dedik.  Birincisi, havalimanı işçilerinin haklı taleplerini içeren elyazması belge. İşçi sınıfımıza aittir, işçi sınıfının onurudur onurumuzdur.

Tarihsel olarak değeri büyük, tarihe miras bırakılacak olan,  günü geldiğinde hak ettiği değeri bulacak olan elyazması belge.

İkincisi, yerli Amerikancı şeriatçıların ve kodamanların günlük propaganda bülteni olan Ak-it “gazetesi”nde köşe yazıcılığı yapan, adı Mehtap Yılmaz olan bir burjuva kalemşörünün yazısı.  Bu tuhaf tip, köşesinden işçilere hakaret ederek şöyle yazmış; “Bu işte bir tezeklik arayacaksın! Şayet bu itler, bitlendik falan diyorsa da üzerlerine biber gazı sıkıp, içlerindeki şeytanı çıkartacaksın! Madem kaşınıyorlar!  Madem “kaşı beniii, kaşı beniii” diye debeleniyorlar! Madem bitlendik diye kuduruyorlar! Birilerinin bu itlerin kafasındaki bitleri ayıklayıp içeri tıkması lazım! Yok, benim yetkim bu itlerin bitleriyle sözcüklerle mücadele etmek! Yetkim olsa bu itlerin bitlerini tek tek ayıklar, ezerim… Bu itleri kaşındıran tahtakurularını zevkle ezerim ama yetkim yok… Devlet ne güne duruyor? Hadi bakalım!” diye yazmış.

İşçilere küfür eden bu tip(ler), bir dönem ülkemiz liberallerinin “mazlum/mağdur” oldukları iddiasıyla sahip çıktığı tiplerdi.  Bu burjuva kalemşörü tipin küfür yazısı, ülkemiz burjuvalarına ve onların liberal kalemşörlerine aittir, “kullanışlı liberal aptal”ların vesikasıdır.

En temel insanı talepleri için eylem yapan işçilere “itler” diye hakaret eden, hızını alamayıp gücü yetse işçileri tek tek ezeceğini yazan ve burjuva devletini işçileri tek tek ezmeye davet eden bu burjuva kalemşörünün köşe yazısı da tarihsel bir belgedir ve günü geldiğinde kullanılacaktır. Bu hakaret yazısına “tarihsel belge” diyor olmamız yanlış anlaşılmasın, günü geldiğinde işçi sınıfımızın kullanıp yazıcısıyla birlikte tarihin çöplüğüne göndereceği bir belgedir. O kadardır, hesabı sorulup çöpe gidecektir.

İnşaat işçileri, küfür ve hakaret içeren yazıya kısa bir yanıt vererek şöyle bir açıklama yaptılar; “Patronların kapı kulları emeğiyle geçinen bizleri karalayıp ve tehdit ederek sindireceğini sanıyor. Memleketin her karışında emeği olan bizlerin elinden her iş gelir. Gün gelecek rögar kapaklarını da kapatacağız.”

İşçi sınıfımız ve öncüleri kapitalizmi yıkıp üretim ilişkilerini değiştirecek, rögar kapakları işçi sınıfının iktidarında kapanacak, her yazı/belge sosyalizmin iktidarında hak ettiği değeri bulacaktır.

Yukarı