Ekonomi

Otomatik soygun başladı: BES'te yeni dönem

Emekçileri soyup sermayeye para aktarmayı amaçlayan Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) 1 Temmuz 2018 itibariyle yeni bir aşamaya geçildi.

*Bu haber Sosyalist Cumhuriyet Gazetesi’nin 79. sayısından alınmıştır

Geçtiğimiz yıl tartışmalarla gündeme gelen ve ilk aşaması başlayan Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) 1 Temmuz 2018 itibariyle yeni bir aşamaya geçti. Kademeli geçişle memurlar da dahil olmak üzere tüm çalışanları kapsaması bekleyen Otomatik Katılım Sistemi (OKS) ile milyonlarca emekçinin tasarruflarında kesintiye gidilecek.

Sisteme göre emekçilerin aylık kazançları ödenen prim miktarının yüzde üçüne denk düşecek bir biçimde kesintiye uğrayacak. Bir başka şekilde söylenirse, işçiler her ayın bir gününü finans kuruluşları için çalışacak.

İktidar sermayeyi beslemek için fonu kullanacak

Sistemin ilk aşamasında 4 milyondan fazla kişi otomatik BES’e dâhil olurken, yeni aşamada 2 milyon 750 bin kişi daha sisteme zorunlu olarak dâhil edilecek. 10 ile 50 kişi arasında kişinin çalıştığı işyerleri sisteme dâhil olurken, son olarak 10’dan kişi çalışan işletmeler dâhil edilecek. 1 Ocak 2019 itibariyle 4 ile 9 kişinin arasında çalışan işyerlerindeki işçiler de sisteme dâhil edilecek.

Sistemde bugüne kadar 4 milyon 140 bin 609 kişi bulunurken, toplam fon büyüklüğü 2 milyar 967 milyon TL’yi buldu. Bireysel emeklilik sisteminde 6 milyon 979 bin kişi bulunurken, fon büyüklüğünün 70 milyar TL’yi aşmış durumda. Sisteme bugüne kadar beklenen ilgi olmazken, iki aylık cayma hakkını kullananların oranı 2017’de yüzde 45’i aşmıştı. Bu oranın giderek artması bekleniyor.

Öte yandan iktidar BES katılımını arttırmak için her türlü yolu denerken, verdiği teşviklerin de büyük oranda “devede kulak” kaldığı gözlemlendi. İktidar sermayenin ve patronların işini kolaylaştırırken, emekçilerin ise işini zorlaştırdığı, cayma hakkının 6 aydan önce olamamasını tartıştığı biliniyor.

Sermaye krizin etkisini emekçilerin üzerine yıkacak

Sistem büyük oranda emeklilik sistemini özelleştirmeyi hedeflerken, emekçilerin tasarruflarını da sermayenin kullanımına açıyor. Bugüne kadar sermaye düzeni ve temsilcileri “tasarruf oranlarının düşük” olmasından yakınırken, bu oranları yükseltmek için uygulamaya koyduğu sermaye politikasının emekçilerin aleyhine olması bekleniyor. BES fonunda toplanan paraların belli bir süre öncesinde çekilmesi imkânsız kılınırken, bu kotaların uzun vadede yükseltilmesi ve böylece toplanan paranın zamanla erimesi ihtimali ortaya çıkıyor.

Nitekim işçilerin gelirlerinden elde edilen fonların bugüne kadarki kullanım alanları sermaye sınıfının ihtiyaçlarına göre belirlenirken, BES ile bunlara bir yenisi eklenmiş durumda. İşsizlik fonu deneyiminin gösterdiği, biriken sermayenin finansal alanda sermaye lehine kullanılması ve teşvik programlarının kaynağı olarak gösterilmesi olmuştu. BES fonunun da benzer bir biçimde kullanılması, bozulan maliyenin bu yolla takvim edilmesi ihtimaller dâhilinde olduğu düşünülüyor.

Emekçiler mücadele etmek zorunda

Böylece hem iktidar, hem de sermaye sınıfı “bir taşla iki kuş” vurma prensibini gözetirken, bu oyunun esas kaybedeni emekçiler oluyor. “Tasarruf yapmak zorunlu” diyerek emekçilere işin bir yüzü gösterilirken, tüketim kredilerinin kolaylaştırılması yoluyla da emekçiler borç içinde yaşamaya mahkûm ediliyor. Böylece sistem emekçilerin son kazancına kadar sermayeye geri kazandırmaya hedeflerken, bir yandan da kendi çıkmazını örüyor. Ciddi bir ekonomik, sosyal krizin eşiğinde olan Türkiye’nin sermaye sınıfı ve iktidarı böylece kaybettiklerini emekçilerin üzerine yıkmak istiyor. Otomatik BES, bunun bir parçası olurken, önümüzdeki dönem ek vergi ve zamların gelmesi de diğer parçasını oluşturuyor. Seçimlerin öncesinde eski Bakan Mehmet Şimşek’in “vergiyi tabana yayacağız” açıklaması ile krizin yükünün emekçilere yıkılacağı mesajını verdi. Bu durumda emekçilerin ciddi bir mücadeleyi şimdiden örgütlemesi zorunluluk haline geldi.

Yukarı